Çizgi Roman Diyarı

Çizgi Roman Diyarı (http://www.cizgidiyari.com/forum/)
-   Suat YALAZ (http://www.cizgidiyari.com/forum/suat-yalaz/)
-   -   Lütfü Akad'a Nasıl Asistan Oldum... (http://www.cizgidiyari.com/forum/suat-yalaz/116174-lutfu-akada-nasil-asistan-oldum.html)

SuatYalaz 25.Ocak.2018 14:14

Lütfü Akad'a Nasıl Asistan Oldum...
 
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Lütfü AKAD’a asistan oluşum..

Güzel San’atlar Akademisi’nden arkadaşım Mahmut Demir, zamanın ünlü fotoğrafcısı Limasollu Naci’nin stüdyosunda staj yaparken, onun yardımıyla bir kameramana asistan olmuştu.

Akademi bahçesinde her görüşmemizde bana, o gün nerede nasıl çekim yaptıklarını, hangi ünlü oyuncularla tanıştığını anlattıkça ben fena halde gıpta ediyordum:

- Yaa Mahmut, bana da bir reji asaistanlığı bulsana, gözünü seveyim.

- Olur, olur. Aklımda, unuttum sanma, diyordu.

Bu rica ve vaad konuşması aralıksız sürüyordu.
Birgün, koşarak bana geldi:

* Sana asistanlık buldum, dedi.
* Yaşşaaa, deyip başladımdı şapır şupur öpmeye.
* Yahu, hiç sormuyorsun, hangi rejisör diye..
* Hiç önemi yok, diyorum, bir rejisör olsun da kim olursa olsun.

Sonunda sakinledim, sordum:

* Eee, söyle bakalım, kimmiş bu rejisör?

* Lütfü Akad, dedi.

“Yahu” dedim içimden, “eşşek şakası mı bu? Yahu, Lütfü Akad, Türk Sineması’nın 1 numara yönetmeni.. Ödüllü, Ayhan Işıklı filmlerin Yönetmeni! “Kanun Namına” filmiyle, Türk Sineması’nı, stüdyolardan sokağa, gün ışığına çıkaran adam..”

* Ciddî misin, dedim Mahmud’a ..Şaşkınlığımı anlamıştı.

* Gayet ciddiyim, dedi. “Seni bekliyor.

Sonra anlattı bu mucize olayın nasıl olduğunu..
Bir film yazıhanesinde karşılaşmışlar. Mahmud’un Güzel San’atlar Akademisi öğrencisi olduğunu öğrenince, “ Ben de, Akademi’den bir Asistanım olmasını çok isterim..” demiş. Mahmud da benden sözedince..

* Gelsin, beni bulsun, demiş ve Tünel’deki bir işhanında bulunan ADS Ertesi günün öğleden sonrasını tam deyimiyle, “iple çektim.”

ADS Ajansı’nda, Türk Sineması’nın ulaşılmaz “usta”sıyla buluştuk, beni iki ortağı İlhan Arakon - Aydın Arakon kardeşlerle tanıştırdı. Öğleden sonraları, Lütfü Ö. Akad’ın asistanı olarak çaışmaya başlamıştım.

İşim, şimdilik, masa üstünde yığılı duran, yangın, sel felaketi, uçak düşmesi.. gibi dokümanter sahne spotlarını (film parçalarını) rulo yapıp etiketlemek ve duvardaki alfabetik küçük yuvalaara yerleştirmekti.

-Biraz sıkıcı gelebir ama, bir film çekimine kadar, seninle “sinema” üzerine sohbetler yapıp, bu san’atın inceliklerini konuşacağız, demişti…

Ve benden 3 kısa hikâye yazıp getirmemi istemişti.

- Senin gözlemci yanını öğrenmek istiyorum, sonra da o olaylar sinema diliyle nasıl anlatılır onun üzerinde konuşacağız, demişti.


İLK İŞİM, 3 KISA HİKÂYE..

Türk sinemasınnda tartışmasız “Hocaların hocası” sayılan Lütfü Akad’ın istediği 3 kısa hikâyeyi çok zor koşullarda yazıp götürmüştüm. ( O, “3 kısa hikâye”nin hikâyesi de ilginçtir. İlerde anlatırım.)

Lütfü Bey; özellikle, “Kolsuz Adam” öyküsünü çok sevmiş, ortakları İlhan-Aydın Arakon kardeşlere: “Beyler, Suat Bey’in ilerde sinemada ne yapıp yapamayacağını bilemem, ama… Çok iyi bir öykü yazarı kazandığımızı size şimdiden tebşir ederim” demişti…

Konuyu dağıtmamak için o “3 kısa hikâye”” öyküsünü bir başka yazıya bırakıp “ Lütfü Akad’a Asistan Oluşum…” öyküsünü bir sona bağlayalım.


Bir hafta- on gün sonra.. belgesel film spotlarını rulo yapıp, alfabetik yuvalarına yerleştirmekten sıkılmaya başladığım bir gün..Lütfü Bey’e, hoşuna gideceğini umarak sormuştum:

- Sizin “Beyaz Mendil” çok iş yapmıştı değil mi?

- Çoook, demişti.

Cesaret bulmuştum, devam ettim:

- Öyle fazla masraflı bir yapım da değildi galiba?
- Değildi, dedi.

O da benim gibi, önündeki spotları ışığa tutup seyrediyor, olayın adını koyup rulo yaparak küçük gözlere yerleştiriyordu.Kalan birkaç ruloyu da gözlere yerleştirip envanter defterine kayıt düşmeye başlamıştı..

Sorularımın devamını bekler gibiydi.. Nihayet, sinemayla yakından ilgilenen, sorular soran, kafası çalışan
Akademili bir asistan olmanın farkını belli eden bir genç gibi görüyordu beni diye düşündüm.. “Altın vuruş”u yapmanın zamanı gelmişti.

- Lütfi Bey, dedim, siz de, ADS olarak, kendi hesabınıza, ona benzer , açık arazide geçen, onun gibi küçük bütçeli bir filmi kendi hesabınıza çekemez misiniz? Aynı kadroyla.. Hayri Esen, Osman Alyanak, Hazım Körmükçü.. Hepsi yakın arkadaşınız. Paralarını daha sonra da alabilirler..

Ben bir “aferin” beklerken, büyük usta elindeki kalemi bir yana atıp, kaşlarını çatarak bana döndü.. Birşeye çok bozulmuş gibiydi..

-Suat Bey, demişti, ( genç yaşıma rağmen bana hep ‘bey’ derdi..) Bir daha bana böyle esnafca laflar ettiğinizi duymak istemiyorum. Ben sizden sinema san’atı üzerine sözler duymak isterim. Okuduğunuz kitaplardan, gördüğünüz yabancı filmlerden, seyrettiğiniz son tiyatro oyunundan sözedin bana.. Onlar üzerine konuşalım, tartışalım…
Çok ağır bir zılgıt yemiştim.. Daha dikkatli olmaya karar verdim.


Bir gün de, istediği gibi,sinema san’atı üzerine bir laf edeyim de kırık notu düzelteyim dedim. Elia KAZAN’ın “Rıhtımlar Üstünde” filmini tam 9 kez seyrettiğimi söyledim. Dinler gibiydi.

-Marlon BRANDO’nun , dedim, “ kavgadan sonra, ağzı burnu kan içinde, balya taşıma kancasını eline alıp, grevdeki liman işçilerinin başına geçmek için rıhtımda yürümeye başladığında.. fonda, önce hafiften, sonra giderek güçlenen çekiç seslerinin.. tam olarak ne zaman, nasıl başladığını öğrenmek için.. sırf bunun için, filmi üç kez seyrettim.” dedim.

-Çok yanlış, dedi. Yekten.. “ Başka bir yönetmenin anlatım tarzını ezberlemek doğru değil. O, orada öyle yapmayı tasarlamış.. Sen kendi öykünü anlatırken onu mu kopya edeceksin! “

Gene çuvallamıştım… Kendime güvenim sarsılmaya başlamıştı.. Galiba film spotlarını rulo yapmaktan öteye gidemeyecektim Lütfü AKAD’ın öğrenciliğinde…

*


15 gün sonra önüme bir senaryo atıp “Film çekiyoruz” demesi çok ilginç bir olaydır.. Talih kuşunun tepemde dolaşıp dolaşıp, başıma konması olayıdır.

Senaryonun kapağında AK ALTIN yazıyordu.

Eve giderken bindiğim Karaköy- Kadıköy vapurunda okumaya başladığım Senaryonun sayfalarını “içer gibi” okudukça, bir de gördüm ki.. O, birkaç hafta önce azar işittiğim gibi, küçük bütçeli, az kişili, bir açık hava filmi senaryosu bu.

Yine, azar işittiğim gibi, aynı kadro: Hayri Esen, Osman Alyanak, Settar Körmükçü,
Hasan Ceylan falan..

Yönetmen : Lüfü Ö. Akad.. Asistan: Nişan Hançer.. Benim adımın önünde “script” yazıyor, ( sonra Nişan’dan öğrendim ki, çekimde not tutan kimseymiş, genellikle kızlar yaparmış bu işi (!) İyi mi?

John HUSTON’un Humphrey BOGART’la çektiği “Les tresor de La Siera Medra”dan uyarlama…Aktörler, Yaşar Kemal’in yazdığı “Beyaz Mendil”deki oyuncular. Yalnız, bu kez, esas oğlan (jön) Fikret’in karşısında Çolpan İlhan var.

Bana hiçbir zaman “Senin verdiğin akılla o filmi çektik.” demedi ama, o soru benim içimde bir saplantı olarak kalmıştı.

55 yıl sonra bir dengine getirerek sormayı çok istedim, olmadı. O küçük sırla aramızdan ayrıldı… Nurlar içinde yatsın…

Son Dakika: AK ALTIN filminin, internet kayıtlarında, “Künye” listesinde ..

“ Senaryo: Lütfü Ö. Akad – Suat Yalaz “ yazıyor !..

Nasıl sevindiğimi anlatamam…Büyük usta, sonunda içine
Sindirememiş, “ Suat’ın hakkını Suat’a vermişti… SY

( Devam Edecek )


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

OZERTOPSOY 25.Ocak.2018 15:57

Büyük üstadımız Suat Yalaz, anılarınızı bir çırpıda okudum ve öyle hoşuma gittiki anlatamam. İnanın sizinle tarihe zamanda yolculuk yapmış gibi oldum. Allah size uzun ömürler versin, bizim başımızdan eksik etmesin. Sizin gibi değerler kolay yetişmiyor.

abolardis 25.Ocak.2018 18:08

Sevgili Suat Yalaz üstadımız anıları ile bizlere yakın tarihimize tanıklık etme fırsatı veriyor.Sohbet tadında anlatım tekniği bir yana büyük ustanın hiç bilmediğimiz yönlerini de bizlere aktarması açısından sinema sanatımız açısından çok değerli bilgilerde taşıyor.
Olayları kendi örgüsü içinde büyük bir objektiflik içinde sunması , tarafsızlığı kendi anılarını beyaz perdeye yansıtır gibi okuyucunun hayal dünyasına girmesi olayları bir çizgi roman gibi neredeyse kare kare paylaşması sanki dün yaşanmış bugün anlatılmış kadar etkileyici tazeliği ile Suat YALAZ klasiği.
Bir anda Genç Suat YALAZ karşımıza asistan olarak çıkarken Genç Bir yeteneğin hemen farkedilmesi ise ayrı önem taşıyor.
Gözbebeğimiz değerli üstadımız saygı ve hürmetlerimle üstadım.

ekenciz 25.Ocak.2018 19:35

Yeşilçam'ın gün yüzü görmemiş sırları. Pek meraklı ve devamı istenir paylaşımlar.

sarkomer 25.Ocak.2018 22:39

Anınızı anlatan yazınızı bir çırpıda okudum üstat...
Bir çizgi roman, bir film tadı aldım.
Okurken anlattıklarınızın tamamı, sanki gözümde canlandı...
Türk sinemasının koca çınarı "Lütfi Akad"ı rahmetle ve minnetle anıyor,
hikayenin devamını da naçizane bekliyoruz.
Saygılar üstat;
iyi ki varsınız,
iyi ki bizlerlesiniz...

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Adem 25.Ocak.2018 23:12

Sayın büyüğüm, anılarınızı okumak öylesine keyifli ve heyecan verici ki..
Anlatımlarınızla sayın OZERTOPSOY'un dediği gibi adeta zaman makinasına binmişçesine, o anda bulunuyor gibi bir hissiyat içerisine giriyorum. Anlatımınız bittiğinde bir anda boşluğu düşmüş gibi 'ee, bu kadar mı' diye kalakalıyorum.
İnşallah böyle kaliteli bir muhabbeti birgün aynı ortamda sizden dinlemek de nasip olur.

ilkhantok 25.Ocak.2018 23:53

yaaaa çok çabuk bitti, arkası yarın radyo tiyatroları gibi devamını büyük bir sabırsızlıkla bekleyeceğim, Suat Yalaz üstat,sana gönülden binlere teşekkürler...

Ray Luca 26.Ocak.2018 00:24

Çok kıymetli anılar bunlar.
Bizimle de paylaşma inceliğini gösterdiğiniz için teşekkürler.
Ellerinizden öpüyorum.

scanfan 26.Ocak.2018 10:59

"Suat Yalaz" ustanın açtığı [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] başlıklı konunun altına yazdığım mesajın bir kopyasını da bu konunun altına da ekliyorum:


Alıntı:

SuatYalaz´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 547347)



Yeşilçam anılarım Çizgi Diyarcı dostları sıkabilir sanıyordum..Gördüm ki hayli ilgi çekmiş.

Hele, “Scanfan” takma adlı dostumuzun AK ALTIN film
Posteri bana büyük sürpriz oldu, çünkü bende yoktu.

Ben de ona bir sürpriz hazırladım; “Lütfü Akad’a Nasıl Asistan Oldum” yazısını anılar içinden kırpıp, ona “ithafen” teşekkür bâbında gönderiyorum.

Hoşça kalın… SY


Saygıdeğer Suat Yalaz Üstadım,

Yazınız gerçekten sürpriz oldu. Büyük bir üstadın şahsıma bir yazı ithaf etmesi ve bunu teşekkür bâbında yazmış olması benim açımdan büyük bir onurdur. Yazıyı sonsuza dek saklayacağım.

Öncelikle sizin gibi büyük bir sanatçının forumuzun bir üyesi olmayı kabul etmesinin bile bizler için ne kadar büyük bir onur kaynağı olduğunu bilmenizi isterim. Katkılarınızı, özellikle de son zamanlarda yazmaya başladığınız "anılarınızı" dikkatle takip ediyorum. Umarım bunları çok kapsamlı bir anı kitabında görmek de nasip olur. Çizgi Diyarı'nın çalışkan İstanbul ekibi ile yaptığınız toplantıları gıptayla takip ettik. Bizler İstanbul'da olmadığımız için bunları ancak forumdan takip edebiliyoruz.

Siz aslında övgüye ihtiyacı olmayacak kadar büyük bir değersiniz. Sizinle ilgili en ufak bilgi kırıntılarının bile forumda yer almasının uygun olacağını düşünenlerdenim. Bazı makaleleri daha önce "Suat Yalaz" forumuna yüklemiştim. Bir süre önce de Milliyet Gazetesi arşivinden 1957-73 yılları arasında yayımlanmış bazı ilânları ve haber kupürlerini de sunmak istiyordum, araya "profesör" üstadımızın vefatı girince bir köşede kaldılar. Sizin için sakıncası olmazsa onları da sunmak isterim.

İyi ki varsınız.
Saygılarımla.

yeryüzü 26.Ocak.2018 11:22

Keyifle okumaya, üstadın sohbetini dinlemeye
devam ediyoruz. Elinize sağlık üstadım. Saygılarımla.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:36

Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2022, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0