"BAYBORA'NIN OĞLU" Filminin Çekiminde Boğulma Tehlikesi

"BAYBORA'NIN OĞLU" Filminin Çekiminde Boğulma Tehlikesi

Suat Yalaz Hakkında Yazılar


Like Tree57Likes
  • 27 Post By KARAOĞLAN
  • 15 Post By scanfan
  • 11 Post By abolardis
  • 4 Post By elma

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 27.Mart.2018, 11:40   #1
Onursal Üye
 
KARAOĞLAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.Şubat.2010
Bulunduğu yer: Gaziantep
Mesajlar: 2,783
•Rep Puanı : 1078705
•Rep Seviyesi :
KARAOĞLAN has a reputation beyond reputeKARAOĞLAN has a reputation beyond reputeKARAOĞLAN has a reputation beyond reputeKARAOĞLAN has a reputation beyond reputeKARAOĞLAN has a reputation beyond reputeKARAOĞLAN has a reputation beyond reputeKARAOĞLAN has a reputation beyond reputeKARAOĞLAN has a reputation beyond reputeKARAOĞLAN has a reputation beyond reputeKARAOĞLAN has a reputation beyond reputeKARAOĞLAN has a reputation beyond repute
Standart "BAYBORA'NIN OĞLU" Filminin Çekiminde Boğulma Tehlikesi
Büyük Usta'nın e-posta ile gönderdiği resimler ve yazı.


YAŞAM ZATEN TAMAMEN BİR SPORDUR

" HEDEFE ULAŞMAK İÇİN İSTER İSTEMEZ SPOR YAPIYORSUN..."

Diyarzede dostlarım , Merhaba...
DARGAUD Yayınevi'nde başımdan geçen bir macerayı
anlatırken..ister istemez, gençliğimde -lise yılları- bir ara
boks çalıştığımdan sözetmek durumunda kalmıştım.
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
ODATV'deki yazıyı yorumlayan bir "diyarcı" arkadaşımız,
"Böylece üstadımızın sportif yanını da öğrenmiş olduk.." gibi bir sözüne takıldım..
" Yahu, dedim, bizim yüzme şampiyonluğumuz da var... 14 yaşımda, Adana Demirspor Kulübü'nün yüzücülerindendim. Adana'nın efsane futbolcusu, Türkiye
Kelebek Yüzme Rekortmeni ve şampiyonu Muharrem Gülergin'in talebesiydim.
1946 yılında, Küçükler arası Türkiye sırtüstü yüzme rtekorunu egale etmiştim.
Bir sonraki yarışmada, Türkiye Rekoru'nu kırıp yüzme tarihine geçecekken,
Ankara'ya gidecek kafileye, kulübün idarecilerinden birirni benim yerime aldılar,bizim rekortmen olma şansımız da böylece kaçmış oldu.. Zaten, hemen sonra da, Denizli'ye tayin oldu babam, yüzücülük defterimiz kapandı.
Lisede, 18 yaşında boksörlüğümüzün resmi var da... Yüzücülüğümüzü nasıl isbatlıyacağız ?

Anılarımı toplayacağım kitapların "Yeşilçam" bölümünde kullanmak için ayırdığım, Alanya macerası resimleri aklıma geldi...
Alanya'da, Karaoğlan'ın ikinci filmi, "Baybora'nın Oğlu"nun çekimi sırasında, Karaoğlan ( Kartal Tibet) politikaya bulaşmış terörist papazların elinde tutuklu olan babası Baybora'yı kurtarmak için, kale-manastıra denizden gizlice girmek için, sırtında Karaoğlan'ın kılıçgirmez, bıçak işlemez manda gönü avcı yeleği, suya girer.

Akşam üzeri, deniz kabarmış.. dalgalar kıyıya vurdukça ortalık bembeyaz kesiliyordu köpükten... Resim olarak muhteşemdi ama... işin bir de tehlikesi vardı.

Kartal'a sordum: Sandaldan kıyıya kadar ( 30 metre) yüzebilecek misin?
Bak.. Mecbur değilsin.. Yüzemem dersen, yarın, daha erken saatte geliriz,
deniz daha sakin olur.. Ama, böylesi güzel köpükler de olmaz.

Kısa bir an düşündükten sonra, " Yüzerim." dedi.

Kameraman Mustafa Yılmaz'a "Kamera !" dedim,




[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Resim 1,Kartal yüzmeye başladı.
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Resim 2, Kartal uzaklaşıyor.. Herşey yolunda...
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Resim 3, manda gönü avcı yeleğinin siyah lekesi küçülmeye başladı.
Kartal'da yorgunluk belirtileri...
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Resim 4, Kartal'ın kıyıya ulaşamıyacağını anladım. Gömleği ayakkapları çıkarıp suya atladım...
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Resim 5, Kartal yok, dalgalar yutmuş.
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Resim 6, büyük bir dalga kıyıda patladıktan sonra geri çekilirken..yarattığı çukurda, Kartal'ın siyah yeleğini gördüm, iki kulaçta yetiştim yakaladım.Yeni bir dalga geldi, ikimizi birden aldı, bir yerlere savurdu. Bir yüksek kayaya yapıştırdı.
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Resim 7, Kartal beni yanıbaşında görünce, hayal görmüş gibi: "Sen nerden çıktın?" dedi.

( Sonra, set işçilerinden öğrendim; ben, bütün gücümle kulaç atarak ona erişmeye çalışırken, Kartal: " ALLAAAAH ! " diye bağırıp, dalga içinde kaybolmuş.Ben o feryadı duymamıştım, duyamazdım da... Kartal'ın şaşkınlığı oradan kaynaklanıyordu.)
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Resim 8, set işçileri tepeden inerek yardıma geliyorlar.. ben, korkudan sımsıkı sarıldığı kayadan ayrılmak istemeyen Kartal'a elimi uzatıyorum.Kollarım kanlar içinde.. Dalgaların jilet gibi yonttuğu kayalar kesmiş.

Hastahanede ziyaretine gittiğimde, yattığı yerden teşekkür edince, yanında oturan eşi bir dirsek atıp : " Boynuna sarılsana !" dedi.
Kartal da.. onu "Karaoğlan" seçip, Yeşilçam starları arasına gökten zembille indirerek... ekonomik sıkıntıdan kurtaran... çok sevdiği bir mesleği yaparak şöhret ve servet sahibi yapan... bir yıl sonra, şimdi de.. boğulmak üzereyken yetişip hayatını kurtaran insana, "eşinin dirseğini yedikten sonra" boynuna sarılarak teşekkür ediyordu. 2 yıl sonra da, benimle film yapacağı ayda, başka bir firmada
işe başlayarak, onu "Karaoğlan"lıktan atmama neden olacak, benim de filmcilik hayatımı söndürecektir...

( Herkes seyrederken, benim kol saatimi bile çıkarmadan denize atlayıp Kartal'ı kurtarmaya gitmem, Balaban rolündeki Mehmet Ali Akpınar'ın çok ağırına gitmişti.
" Suat Bey, sen bizi rezil ettin." dedi. "Biz Kürtler, şöyle cesuruz, böyle fedakarız derken.. Sen hiç düşünmeden atladın denize.. gittin kurtardın adamı." demişti. )

***
Kıssadan hisse :

Padişahın çeribaşı gelmiş Haydar emmi'nin köyüne:
- Oğlunu asker almaya geldik: Moskofa savaş açtı, demiş.
Haydar emmi de demiş ki:
- Bana bak, Çeribaşı, demiş. Bir oğlumu aldı Yemen'de şehidetti.
Onun küçüğü Balkan savaşında gitti.. Onun küçüğü
Kırım savaşında.. sonuncusu Plevne'de... Bende oğul falan kalmadı. Padişahına söyle benim "sulbüme"güvenip te ona buna savaş açmaya kalkmasın bundan sonra... ("Sulbüme" yerine, "şeyime" de dediği rivayet olunur.)

O hesap, kimse de bundan sonra bana güvenip tehlikeli sahnelere soyunmasın.

****

En içten, en iyi dileklerle. SUAT YALAZ





Konu KARAOĞLAN tarafından (27.Mart.2018 Saat 22:17 ) değiştirilmiştir.
KARAOĞLAN isimli Üye şuanda  online konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Alt 27.Mart.2018, 12:50   #2
Çeviri Balonlama
Yönetici
 
scanfan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.Eylül.2013
Mesajlar: 5,620
•Rep Puanı : 1427015
•Rep Seviyesi :
scanfan has a reputation beyond reputescanfan has a reputation beyond reputescanfan has a reputation beyond reputescanfan has a reputation beyond reputescanfan has a reputation beyond reputescanfan has a reputation beyond reputescanfan has a reputation beyond reputescanfan has a reputation beyond reputescanfan has a reputation beyond reputescanfan has a reputation beyond reputescanfan has a reputation beyond repute
Standart

Keşke imkân olsaydı da fotoğraf kamerasının yanı sıra film kamerası da bu anları kayda almış olsaydı. Bu ve bu gibi kliplerden harika bir kamera arkası belgeseli oluşturulabilirdi. Oysa hepimiz iyi biliyoruz ki Türk sinemasında oldum olası maddi sıkıntılar yaşanmıştır. Üstelik ham film temininin çok zor olduğu o dönemlerde bu gibi bir kamera arkası ekstra çekimleri için pelikül harcamak hiçbir yapımcının harcı olmasa gerek. Zaten filmin kendisi için ayrılan ham negatiflerin bile ucu ucuna yetiştirildiğini (hattâ yetmediğini) çeşitli yönetmenlerin anı kitaplarından okumuştuk ("Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni" filminde de bu film kıtlığına değiniliyordu). Oysa Leni Riefenstahl'ın Almanya'da 1935 yılında çektiği propaganda filmi "İradenin Zaferi"nde 400 kilometre uzunluğunda negatif film kullanılmış, sonra bu 61 saat süren çekimler kurguda 2 saate kırpılmış! Bu uç bir örnekti ama Batı'da çekilen filmlerin ham halleri kendi uzunluklarından her zaman daha fazla olurlar (adamlarda para var tabi). Günümüzde bizim sinemamızda da işler kolay, dijital çekimler hard disklere yapılıyor, film maliyeti yok yani. İstediğin kadar çek, sil veya silme, yeniden çek, non lineer kurgu masasında (yani bilgisayarın başında) istediğin gibi, istediğin kadar kurgula, özel efekt ver, renk giydir, olmayanı olmuş gibi göster vs. Ama yine de şimdiki filmler Suat Yalaz ustanın ve onun çağdaşlarının o zor şartlar altında tırnaklarıyla kazıya kazıya yaptıkları filmler kadar doyurucu, onlar kadar içten ve heyecan verici olmuyorlar nedense.


Konu scanfan tarafından (27.Mart.2018 Saat 15:32 ) değiştirilmiştir. Sebep: imlâ
scanfan isimli Üye şuanda  online konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Alt 27.Mart.2018, 15:09   #3
Onursal Üye
 
abolardis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.Şubat.2011
Mesajlar: 3,931
•Rep Puanı : 342938
•Rep Seviyesi :
abolardis has a reputation beyond reputeabolardis has a reputation beyond reputeabolardis has a reputation beyond reputeabolardis has a reputation beyond reputeabolardis has a reputation beyond reputeabolardis has a reputation beyond reputeabolardis has a reputation beyond reputeabolardis has a reputation beyond reputeabolardis has a reputation beyond reputeabolardis has a reputation beyond reputeabolardis has a reputation beyond repute
Standart
Gözbebeğimiz bana göre dünyanın gelmiş geçmiş en büyük ressamlarından yaşayan efsane çok yönlü sanatçımız Suat YALAZ üstadımız aslında Karaoğlan'da kendisini anlatmış.
Ürettiği insanlık değerleri bizlere kazandırdıkları ,yaşam biçimi ile gerçek anlamda tam bir "KARAOĞLAN "
Ve bir tarihin arka planı , ve yaşanmışlıkları ile bilinmeyenler ve tarafımızca asla bilinmesi mümkün olamayan anılar deryası.Muhteşem olacağına kesinlikle emin olduğum kitabınızı merakla ve sevinçle bekliyoruz.
Aynı zamanda şaşkınlığımız da giderek artıyor.Sanat , spor , yazarlık , yönetmenlik bu kadar eşsiz yetenek herkeste olabilecek bir şey değil. Hiç bilmediğimiz özellikleri gördükçe kişisel olarak abondone oluyorum.Aslında hiç tanımıyormuşuz büyük üstadı kişisel olarak kendi adıma çok hayıflandığım bir durum.

Murathan Munganın Yalnız bir operada dediği gibi ;
" Benim sana erken
Senin bana geç kaldığını"
Bizim açımızdan da
"Biz sana geç kaldık
sen bize erken "
Neyse ki ölümsüz eserleri ile Suat YALAZ üstadımız hep yanıbaşımızda bir efsane ,bir aşılmaz sanatçı , anıt eserlerin yaratıcısı ,bir duayen.
Saygılarımızla üstadım.
Sağlıcakla kalınız.


abolardis isimli Üye şuanda  online konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Alt 29.Mart.2018, 23:35   #4
Yeni Üye
 
elma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.Eylül.2017
Mesajlar: 29
•Rep Puanı : 10
•Rep Seviyesi :
elma is on a distinguished road
Standart
hocam çok teşekkürler
elma isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni konu açma yetkiniz
Mesajlara cevap verme yetkiniz
Eklenti yükleme yetkiniz
Mesajınızı değiştirme yetkiniz

[IMG] Kodları
HTML Kodları
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:47

Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Valid XHTML 1.0 Transitional
Not : Burası binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir.Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır.Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Eğer Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uymayan ve telif hakkı içeren bir paylaşımın forumumuzda yapıldığına rastladıysanız lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz, en geç 48 saat içinde gereken yapılacaktır. Bilgilendirme yapabileceğiniz mail adresi: [email protected] Bu foruma üye olan herkes bu kuralları kabul etmiş sayılır...
ÇizgiDiyarı® Her Hakkı Saklıdır.