Alt 29-12-2010, 13:15   #1

 
bakunin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Bulunduğu yer: NeverLand
Mesajlar: 5,293
•Rep Puanı : 636610
•Rep Seviyesi :
bakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond repute
bakunin - MSN üzerinden mesaj gönder
Wbtr Kars

TARİHÇE

Kars adının kaynağı Karsaklardan gelmektedir. M.Ö. 130-127 yıllarında Kafkas dağlarının
kuzeyinde ve Dağıstan’da gelerek Kars çevresine yerleşmiş, buraya adlarını vermişlerdir. Bu durumda Türkiye’deki en eski Türkçe İl adı ününü kazanmıştır.
Divan-ı Lügat it Türk’te Kars deve veya koyun yününden yapılan elbise, şal kuşak dokuma anlamındadır.

Araştırmalarda Kars’ın tarih öncesi çağlardan buyana yerleşim merkezi olduğu anlaşılmaktadır. Kür (Kura) ve Aras (Araz) nehirleri boylarında yapılan kazılarda bunun izlerine rastlanılmaktadır.


Kapataş, Yantmataş ve Cilalıtaş devirlerinden itibaren yerleşme merkezlerinde oluşu yanında M.Ö. 9000-8000 yıllarından buyana hayvan ehlileştirme ve tarım devirlerinde yaşanmıştır.
M.Ö. 5000-4000 yıllarında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’a yerleşen Huriler Kars’ın bilinen ilk sakinleridir. Daha sonra M.Ö. 9. Yüzyılda güneyden gelen Urartu’ların egemenliğine girmiştir. Urartular 2500 yıl küçük beylikler vasıtasıyla egemenliklerini sürdürmüşlerdir. M.Ö. 665 yılında Urartular Kimmer akınları sonucunda bölgeden çekilince hakimiyet İskitlere geçmiştir. İskit egemenliği M.Ö. 145 yılına kadar sürmüştür. Bu tarihten itibaren Partlar, İskit egemenliğine son vererek Türk Arsaklı beyliğini kurmuşlardır. Kars adı da buradan kaynaklanmaktadır. Arsaklar M.Ö. 2. Yüzyılından M.S. 5.Yüzyıl ortalarına kadar Kars’ta hüküm sürmüşlerdir. 430 yılında Sasanilere geçen bölge uzun süre Sasani, Bizans ve Araplar arasında savaş alanı olmuştur. Bunlar arasında kısa sürelerle el değiştirmiştir.


1064 yılında Selçuklu Türkleri tarafından feth edilerek Türk Şeddatlı beyliğinin emrine verilmiştir. 1200 yılında Gürcü Atabeylerinin eline geçen bölge 1239’da Moğollar tarafından tahrip edilmiştir. Moğollar Anadolu’dan çekilince 1406’da Karakoyunluların, 1467’de da Akkoyunluların eline geçmiştir. Bu iki beyliğin sürekli savaşları Kars ve çevresini çok etkilemiştir. Yerleşme merkezlerinin tahrip edilmesine ve nüfusun azalmasına sebep olmuştur. 1535 yılından itibaren Kars Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarına katılmış, 1877-1878 (93 harbi) Osmanlı-Rus harbine kadar önce İranlı’lara sonra Ruslara karşı en büyük askeri üst olmuştur.


1918’e kadar 40 yıl Rus işgalinde kalmıştır. 1918’de tekrar alınmış, 6 ay sonra Mondros Mütürekesi gereği ordunun çekilmesi üzerine kaderiyle baş başa bırakılmıştır.
Ordunun desteğinden mahrum kalan Karslılar önce Milli Şura sonra Çenub-i Garb-i Kafkas hükümetlerini kurarak mücadeleye devam etmişlerdir. 30 Ekim 1920’de Kazım Karabekir yönetimindeki Türk Ordusu Kars’ı alarak Türk topraklarına katmıştır.

COĞRAFYA

Kars ili Doğu Anadolu Bölgesinin kuzeydoğu kesimlerinde yer almaktadır. Büyük bir plato özelliği gösteren il coğrafyasında genel olarak bitki örtüsü bozkır görünümündedir. Yalnız Sarıkamış ilçesinde çam ormanları bulunmaktadır.

Kağızman ilçesinde bağ ve bahçecilik yapılmaktadır.

Kars Doğu Anadolu Bölgesinin en soğuk bölgesinde yer alır. Bu nedenle karasal bir iklime sahiptir; kışları uzun ve sert, yazları ılımlı hatta serince geçer.

Akarsular

Kars ilinden irili ufaklı birçok akarsu geçmektedir. Bunlardan en önemlileri:

1- KARS ÇAYI:

Allahuekber sıradağlarının soğanlıdağ yolundaki Yaycı ve Kırkpınar yaylalarından kaynağını alan Sarıkamış suyu ile Kızılçubuk suyu Çatak köyü önünde birleştikten sonra Selim ilçesi altında en uzun yaylacıktan gelen dereleri de alarak Kireçhane boğazından Kars’a girer. İlkbahar ile bol yağmurlu zamanlarda şehrin doğusundaki Kurtkale düzeyinden gelen Darboğaz suyunun şehrin ortasındaki iki arktan alarak Taşköprüden itibaren 8 Km kadar süren Kaleboğazı ve Dereiçi kalesi boğazından geçer. Bundan sonra Kars Çayı Berdik deresi ile Cilavuz (Susuz) suyunu alır ve Ağcalar köyü altında yeniden derin boğaza girer. Karaurgan köyü suyunu soldan aldıktan sonra Şahnalar köyü üçüncü boğazdan yani Camışlı boğazından Güneydoğuya dönerek Akyaka ilçesinin Aslanhane köyü altından Arpaçayına kavuşur.

2- ARPAÇAYI:

Çıldır gölü doğusundaki Bingöllerdeki Hozu ile kızılkilise sularının beslediği Arpa gölünden çıkar. Soldan üç küçük kol aldıktan sonra güneye dönüp Dedekorkut kitaplarında anılan Cızıgların güneyinden gelen suyu da alıp, Gümrünün 4 Km batı yanından geçer. Elegez’den gelen suların birleştiği Karakilise çayını soldan alarak büyüdükten sonra Başşuragel altında Kars çayı ile birleşir. Bundan sonra Başgedikler çevresinde derin yataktan akarak meşhur Ani şehrini Güney- Doğu ve güneyden çevirerek Digor’dan gelen Karabağ suyunu da sağdan alıp,Tekelibağ önünde Aras nehrine katılır.

3- ARAS NEHRİ:

Bingöl’den kaynağını alıp,yukarı Pasinde sağdan ve soldan gelen birçok dereler katılarak Pasin suyu adıyla Çobanköprüsünden sonra aşağı Pasin’e girince Aras (Araz) diye anılan bu ırmak Kars ilinde Zivin suyu ile Kötek- Bayam suyunu soldan ve Şahyolu dağlarından gelen dereleri de sağdan alarak Arpaçay ile birleştikten sonra çok büyümüş olarak sürmeli çukuruna girer. Iğdır önünde saniyede Nisan’da 180- 200, Mayıs’da 140, Haziran’da 50, Temmuz ve Ağustos aylarında 20-25 metreküp su akıtır. Hazar denizine dökülmeden önce Aras Arpaçayını soldan; Balıklı gölden çıkıp Beyazıt ovasından gelen Sarısuyu sağdan alıp Nahcıvan ve Alınca çaylarını, soldan Kötürheydan gelen Kızılçayı, Behreşan boğazından gelen suyu dağdan alarak Karaboğaya geçer. Kura (Kür) nehrine kavuşur. Aras ırmağı Kars ilinde donmadan akan yegane sudur. Bunlardan başka Karasu, Kağan çayı, Acı çay ve Digor çayı önemli akarsulardır.

Ovalar

Coğrafi görünüm açısından tam bir yayladır. Ancak suların derin vadiler açmadığı düzlüklerde vardır. Ekonomiye direkt etkisi olan Kars merkez, Selim ve Arpaçay ovalarıdır. Bu ovalardan bazıları aynı adı taşıyan yaylalarda kesintili olarak yanyana devam eder. Kars ovası da böyledir. Kars ovası ilin doğusunu ve güneyini kaplar.
Ortalama yüksekliği 1750 metre olan yüksek bir ova özelliği gösterir. Yüksek dağlardan kaynağını alan akarsular taşıdıkları maddelerin çoğunu bu ovada biriktirirler. Ovanın temelini volkanik maddeler teşkil etmektedir.

Platolar

Türkiye Coğrafyasında Kars Erzurum ile tamamlanarak Erzurum-Kars yaylası adıyla tanımlanmaktadır. Gerçektende Kars Coğrafyası yüksek dalgalı düzlüklerden meydana gelmiştir. Kuzey-Batı da, Karadeniz’den yüksek dağ sıralarıyla ayrılmıştır. Bu sıralar Güney-Doğuya doğru açılınca Karadeniz Bölgesinin hakim manzarası değişir. Dar ufuklar genişler, Dağlar yerine yayla düzlükleri, ormanlar yerine otluklar hakim olur. Platonun ve üzerindeki dağların yüksek olmasına rağmen arazi engebeli değildir. Çünkü zeminle zirve arasındaki yükselti farkı çoğu zaman 1000 metreyi geçmez. Platonların üstü volkan püskürtüleriyle kapalıdır. Ortalama yükseklik 1500-2000 metredir. Yayların üzerindeki tepelerin çoğunda aşınmalar sebebiyle bir tabaka yüzeye çıkmıştır. Mevsimler arasındaki sıcaklık farkı fazla olduğundan çatlamalar ve aşınmalar süratlidir.

Göller Barajlar

İlimizde Çıldır, Karzak, Aygır ve Çenklice Gölleri belli başlılardır. Bu göllerin dışında Erhan gölü, Turna gölü, Çenekci gölü, Kuyucuk gölü kaydadeğer göllerimizdendir.
İlimizde Çıldır Barajı, Arpaçay Barajı, Bayburt Barajı olmak üzere 3 önemli baraj mevcuttur. Bunlardan Arpaçay ve Çıldır barajları hem enerji hem de sulama:
Bayburt barajı ise sadece sulama imkanı sağlamaktadır.
__________________






Kendisini başkalarının kurtarmasını bekleyen kişiler yalnızca kölelerdir.

bakunin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Alt 29-12-2010, 13:22   #2

 
bakunin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Bulunduğu yer: NeverLand
Mesajlar: 5,293
•Rep Puanı : 636610
•Rep Seviyesi :
bakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond repute
bakunin - MSN üzerinden mesaj gönder
Standart
Osmanlı Evleri



Tevfik Ahmet Paşa Konağı



Paşa Konağı



Namık Kemal Evi



Gazi Ahmet Muhtar Paşa Konağı


19. yy. Baltık Mimari Örnekleri

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda Kars 40 yıl Rus işgalinde kalmıştır. Ruslar 1878 yılından 1918 yılına kadar şehirde yeni bir imar çalışması başlatmışlardır. Ruslar askeri vilayet olarak ilan ettikleri Kars ilindeki yeni imar çalışmaları sırasında bu günkü Yusufpaşa, Ortakapı ve Cumhuriyet Mahallelerinin merkezini oluşturduğu yeni bir şehir planını kurmuşlar.

Özellikle 1706 yılında Rusya’nın kuzeyinde Baltık denizi tarafında uygulanan bir mimari anlayışı Kars’a uygulamışlar. 1882’lı yıllarda Hollanda’dan getirdikleri mühendislere yaptırarak şehirdeki imar çalışmalarına hız vermişlerdir.

Yeni şehir planı birbirini dik kesen ızgara planlı caddelerden oluşmuştur. Bu geniş caddelerin üzerine 1890 yılından başlayarak 1917 yılına kadar Baltık mimari tarzında düzgün kesme bazalt taşından tek katlı, iki katlı nadir olarak da üç katlı binalar yapmışlardır. Bu binaların giriş cepheleri yalancı sütunlar, bordür kabartma taşlarla süslenmiş olup iç mekanları genelde uzunca bir koridor etrafına iç içe açılan oda ve salonlardan oluşmuştur.

Binaların iç mekanlarında dikkati çeken bir başka özellik şömine biçiminde PEÇ adı verilen ısıtma sistemidir. Baltık mimari tarzında yaptırılan bu taşınmazlardan 190 tanesi günümüzde tescil edilerek koruma altına alınmış olup, koruma altına alınan taşınmazların büyük bir kısmı şahısların mülkiyetinde konut olarak kullanılmakla beraber bir kısmı işyeri, bir kısmı da resmi kurum olarak kullanılmaktadır.

RUS MİMARİSİNİN KARS’TAKİ ÖNEMLİ ÖRNEKLERİ:

Hekim Evi:


1877-1878 Osmanlı Rus savaşından sonra Kars’ın Rus işgalinde kaldığı 40 yıllık süre içerisinde Kars şehrinde Baltık mimari tarzında yapılan Hekim Evi binasının dış cephesi Barok mimari tarzında yalancı sütunlar, rölyefler ve kartuşlarla süslenmiştir. Binanın arka ve yan cepheleri yığma olarak yapılmıştır. İki katlı kâgir bina Kars’ın ilk konservatuvar binası arak ta bilinmektedir. Cumhuriyetin ilanından sonra Kars Doğum evi olarak kullanılan bina daha sonra zirai donatım binası, son olarak ta Hekim evi olarak kullanılmıştır.

Defterdarlık Binası:


ilimizde Baltık mimari tarzında yapılmış Kars’taki bu dönem mimarisinin en önemli eseri olarak bilinir.Üç katlı binanın dış cephesindeki kartuş süsleme dikkat çekicidir. Cumhuriyetin ilanından sonra Kars Valiliği binası olarak kullanılan taşınmaz 1980 yılından sonra restore edilerek Defterdarlık binası olarak kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde halen Defterdarlık binası olarak kullanılmaktadır.

Sağlık Müdürlüğü Binası:


1907 yılında yapılan bina 3 katlı olup, giriş cephesi olan doğu cephe duvarındaki yalancı sütunlar ve kartuş süslemeler dikkat çekicidir.Bina Cumhuriyetin ilanından sonra Kars devlet hastanesi olarak kullanılmış, 1980 yılında restore edildikten sonra Sağlık Müdürlüğü binası olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Eski Vali Konağı:


1883 tarihinde yapılan konak tek katlı olup ‘L’ planlıdır.Doğu yönündeki binanın giriş cephe duvarı yalancı sütun ve rölyef süslemelidir. 1921 Kars Antlaşmasının imzalandığı konak Cumhuriyetin ilanından sonra Vali Konağı olarak kullanılmış,

Tuncer Güvensoy Evi:


Binanın giriş kapısı üzerindeki kitabeden 1897 tarihinde inşa edildiği bilinen bina iç ve dış mimarisinin orijinal özellikleri korunarak restore edildikten sonra kışlık konak olarak kullanılan bina Cumhuriyetin ilanından sonra Ticaret Borsa binası olarak hizmet vermiş daha sonra şahıs mülkiyetine geçmiştir.Binanın batısındaki giriş cephesinin Barok süsleme tarzı ile birlikte arka bahçesindeki büyük ahşap balkon ilimizdeki Baltık mimari Örneklerinden en önemli birisini teşkil etmektedir.Günümüzde konut olarak kullanılmaktadır.

Ev İçi Tavan Süslemeleri

__________________






Kendisini başkalarının kurtarmasını bekleyen kişiler yalnızca kölelerdir.

bakunin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Alt 29-12-2010, 13:46   #3

 
bakunin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Bulunduğu yer: NeverLand
Mesajlar: 5,293
•Rep Puanı : 636610
•Rep Seviyesi :
bakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond repute
bakunin - MSN üzerinden mesaj gönder
Standart
Kars Kalesi



Kars’ın kuzeyindeki dik yamaçlı bir tepe üzerinde bulunan Kars Kalesi’ni Saltuklu Sultanı Melik İzzeddin’in emri ile veziri Firuz Akay 1153 yılında yaptırmıştır.

Timur’un Anadolu’yu işgali sırasında kale yıkılmış, Osmanlı döneminde Sultan III.Murat’ın isteği ile Lala Mustafa Paşa tarafından 1579 yılında yeniden yaptırılmıştır. Osmanlı kaynakları kalenin yapımında 100.000 asker ve işçi kullanıldığını belirtmektedir. Bunu belirten bir kitabe de dış surların kapısına konulmuştur.

Kitabe:

"1152 yılında Sultan Melik İzzeddin'in emri ile Veziri Firuz Akay tarafından yaptırılmıştır. Kaleyi 1386 yılında da Timur yerle bir etmiş, 1579 yılında tekrar III. Murat'ın emriyle Lala Mustafa Paşa yeniden yaptırmıştır."

Kars Kalesi, 1606 yılında İran Şahı I.Abbas tarafından yıkılmış,1616 ve 1636 yıllarında iki kez onarılmıştır. Bu onarım yapılırken de Kars’a yeni yapılar eklenmiştir. Kale 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda tahribata uğramış, orijinalliğinden kısmen de olsa uzaklaşmıştır.

Kars Kalesi’nin çevre uzunluğu 3.500m. olup, 220 burçla takviye edilmiştir. Bu burçlardan ancak yedi tanesi günümüze gelebilmiştir. Doğu-batı yönünde 250.00 m.; kuzey-güney yönünde de yaklaşık 90.m. uzunluğundadır. Bu durumda kalenin tam bir dikdörtgen planı bulunmamaktadır. Kale iç ve dış kale olarak iki bölümden meydana gelmiştir. Dış surlar beş sıra halindedir. Ayrıca önüne derin hendekler kazılmıştır. Asıl kale doğuya yöneliktir. Kalenin 2.080 mazgalı bulunmaktadır.

Kalenin dış surları kesme bazalt taşından yapılmıştır. Kalenin üç büyük kapısı bulunmaktadır. Bu kapılardan batıdaki “Su kapısı (Çeribaşı Kapısı), güneyde Kağızman kapısı (Orta Kapı) ve doğuda Behram Kapısı’dır. Bunlardan kuzeydeki ana giriş kapısı kale önündeki bir uçuruma yöneliktir. Kale burcuna ise taş döşeli bir yol ve yolun bitiminde de merdivenlerle ulaşılmaktadır.

Kale içerisinde XII.yüzyıldan kalma Moğol saldırısı sırasında 1239 yılında ölen Celal Baba’nın çini kubbeli türbesi, askeri koğuşlar, düz tarlalık alanlar, cephanelik ve bir de mescit bulunmaktadır.

Kale, günümüzde Kültür Bakanlığı tarafından sit alanı olarak ilan edilmiştir.

Ağcakale

Kars Kağızman ilçesinde bulunan Ağcakalesi’nin ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Bunu belirten bir kitabesi ve kaynaklarda da herhangi bir bilgiye rastlanmamaktadır.

Kale kayalık bir tepe üzerinde olup, günümüze ulaşan duvar yükseklikleri 7-8 m., genişliği de ortalama 5-6 m.dir. Sarımsı beyaz taşlardan örülmüş olan kalenin dikdörtgen planlı olduğu sanılmaktadır.

Arkina Kalesi

Kars, Arpaçay ilçesinde Ani’nin kuzeyinde, Arpaçay kıyısında bulunan Arkina Kalesi’nin kimin tarafından ve ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Büyük olasılıkla Ermeniler tarafından yaptırılan bu kalede yaşayan Ermeni ruhani reislerinin olduğu kaynaklardan öğrenilmektedir. Bizanslıların eline geçen kale zaman zaman İran saldırılarına uğramıştır.

Kızıltepe (Yervantaşad) Kalesi

Kars, Arpaçay ilçesinde Arpaçay ile Aras nehirlerinin birleştiği noktada bulunan Kızıltepe Kalesi, Kral Yervant tarafından M.Ö I.yüzyılda yaptırılmıştır.

VIII. Yüzyılda harap olarak onarılan kale kesme taş ve moloz taştan yapılmıştır. Günümüze kaleden pek az bir duvar kalıntısı gelebilmiştir.

Marmaşen Kalesi

Kars, Arpaçay ilçesinde Arpaçay Nehri’nin kıyısında, Kanlıca Köyü’nün olduğu yerde, Ermeni prensi Krikor Bahlavuni’nin oğlu Vahram tarafından XI.yüzyılın başlarında yaptırılmıştır. Bu kale aynı zamanda Ermenilerin bir bakıma dinlenme yeri niteliğinde idi.

Selçuklu hükümdarı Alpaslan Ani’yi ele geçirmeden önce oğlu Melikşah bu kaleyi kuşatmıştı. Ancak etrafının su ve hendeklerle çevrili oluşundan ötürü bir sonuç alamamıştı. Ardından kalenin bulunduğu kayalıklar tarafından saldırmış, oradan da bir sonuç elde edememiştir. O günlerde meydana gelen bir deprem kale surlarının bir bölümünü yıkmış ve Melikşah da buradan şehre girmiştir.

Pakaran Kalesi

Kars Arapaçay ilçesinde Arpaçay’ın kıyısında, Ani’den 3-4 km. uzaklıkta bulunan Pakaran Kalesi’nin ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Kaynaklardan XIII.yüzyılın başlarında Gürcülerin bu kaleyi ele geçirdiği, ardından Ermeni Prensi Vartan’ın kaleyi geri aldığı öğrenilmektedir. Timur’un Anadolu istilası sırasında kale, 1394 de Timur tarafından yıktırılmıştır.

Tunçkaya-Kaçivan Kalesi

Kars, Kağızman ilçesine 40 km. uzaklıkta, Tunçkaya Köyü’nde bulunan bu kale Selçuklular döneminde kullanılmıştır. Ancak kalenin daha eski dönemlere kadar indiği sanılmaktadır. Osmanlılar da kaleyi sürekli onarmışlardır. Bu da kalenin önemli bir stratejik konumda olduğunu göstermektedir.

Kalenin düzgün bir planı bulunmamaktadır. Kesme taş ve moloz taştan yapılan, dört yönden surlarla çevrili kalenin iki giriş kapısı bulunmaktadır.Günümüze harap bir durumda gelen kale içerisinde bir kilise ile mescit kalıntısı bulunmaktadır.

Keçivan Kalesi Kağızman ilçesinin kuzeybatısında yer alan Aladağ’ın hemen eteğindedir. Eski sancak merkezi bir kaledir. Kaynaklar ve halk arasında Keçivan, Geçivan, Geçvan adları ile anılmakta olup, kalenin bulunduğu yerleşim yeri 1960 sonrası Tunçkaya Köyü olarak isim almıştır.
Kesme taş ve molozdan yapılan etrafı su dolu hendeklerle çevrili kaleden günümüze çok az duvar kalıntısı gelebilmiştir.

Artakers Kalesi

Kars Kağızman ilçesinde, Günindi Köyü (Kers) bulunan bu kalenin yapım tarihi bilinmemektedir. Yüksek kayalık bir alanda bulunan kale kaba taşlardan örülmüştür. Kale yakınında Buzhane denilen mevkide de mağara bulunmaktadır.

Kalenin yapımı ile ilgili yeterli bilgi bulunmamaktadır. Günümüze taş duvarlarından bazı kalıntılar gelebilmiştir.

Kozlu Kalesi

Kars Kağızman ilçesinin Kuzlu Köyü’nün batısında bulunan kalenin eski bir tarihi olduğu sanılmaktadır. Ancak buna açıklık getirecek bir belgeye de rastlanmamıştır. Kesin olmamakla birlikte, kalenin Urartular döneminden kaldığı sanılmaktadır.

Kalenin kuzeybatısında bulunan mağaralardan, tarih öncesi çağlarda bir yerleşim olduğu anlaşılmaktadır. Bu mağaralar iki ve üç katlıdır. Kalenin yanında bir de göl vardır. Moloz taştan duvarları örülmüş ve oldukça yüksek olduğu da günümüze gelen kalıntılarından anlaşılmaktadır.

Kötek-Köroğlu Kalesi

Kars Kağızman ilçesinde Kötek Köyü’nün bir kaç km. batısında bulunan ve yüksekliği 150 m.yi bulan kalenin ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Yapımıyla ilgili bir kitabeye rastlanmadığı gibi kaynaklarda da onunla ilgili yeterli bir bilgiye rastlanamamıştır.

Kalenin günümüze gelen kalıntılarından planını çıkarabilmek de mümkün olamamıştır. Moloz taştan yapılan kalede yer yer harç da kullanılmıştır.

İnkaya-Micingirt Kalesi

Kars, Sarıkamış ilçesinde, İnkaya (Micingirt) Köyü’nde bulunan kale Saltuklu Mansur Ergin tarafından 1232 yılında yaptırılmıştır. Kayalık bir tepe üzerindeki kalenin bulunduğu alanın çevresinde Urartu kaya mezarları ve Urartu sarnıcının bulunuşu, bu bölgeye daha önceden Urartular tarafından yerleşildiğini göstermektedir. Sonraki dönemlerde bu kaleyi Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Saltuklular ve Osmanlılar kullanmışlardır. Bunu belirten bazı İslam ve Hıristiyan yazılarına taşlar üzerinde rastlanmıştır.

Kale dikdörtgen planlı olup, günümüze yalnızca sur duvarlarının bazı bölümleri ulaşabilmiştir. Duvarları kesme ve moloz taştan yapılmıştır. Bugünkü konumuyla kalenin planını çıkarabilmek mümkün değildir.

Zivin Kalesi (Süngü Taşı)

Kars Sarıkamış ilçesi, Zivin Köyü’nün doğusunda sarp kayalar üzerine kurulan bu kalenin ne zaman yapıldığı kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber, kale çevresinde Urartulara ait keramik parçaları bulunmuştur. Buna dayanarak kalenin Urartu döneminde kurulup Selçuklu ve Osmanlı döneminde de kullanıldığı sanılmaktadır.

Günümüze son derece harap bir durumda gelmiş olan kalenin sur duvarları büyük ölçüde yıkılmıştır. Kaba moloz taştan yapılan kalede yer yer arazideki kayalardan da yararlanılmıştır.

Ani İç Kale

Kars Arpaçay ilçesinde, Ocaklı Köyü bitişiğinde Arpaçay Nehri’nin batı yakasında, Bostanlar Deresi ile Miğmığ Dereleri arasında kalan yaklaşık 5 hektarlık alanda bulunan Ani kentinin kalesi şehrin güney ucunda bir tepenin üzerinde bulunuyordu. Surların zayıf olan yerlerine de 10-12 m. derinliğinde, 500m uzunluğunda hendekler kazılmıştır. Bu hendeklere yapılan su yolları ile de tehlike karşısında içleri Arpaçay’dan getirilen sularla dolduruluyordu. Kalenin ikisi dış, biri de iç olmak üzere üç kapısı bulunuyordu. Ayrıca tehlike anlarında kullanılmak üzere bir de gizli kapısı vardı.

Selçukluların Ani’yi ele geçirmesi sırasında surların orta kapısı büyük zarar görmüştür. Selçuklular Ani’yi 1064’de fethettikten sonra ana giriş kapısına l.50x1.00 m. ölçüsünde yürür vaziyette bir aslan figürü yerleştirmiştir. Şeddadilerden Ebü-Şüca Menuçehr (l064-1110) surları ve sur kapısını onararak dört satırlık bir de tarihsiz kitabe koydurmuştur. Ayrıca surların içerisine sekiz köşeli kalın ve yüksek minareli Menuçehr Camisi’ni yaptırmıştır.

Ani’nin Bagradlıların eline geçmesinden sonra Ani Kalesi hükümet merkezi konumuna getirilmiştir. Bu dönemde de kale İç Kale olarak tanınmıştır.

Kars Tabyaları

Kars ve yöresi Ortaçağ’dan sonra Anadolu’nun doğuya açılan sınır kenti olmuş bu yüzden de çeşitli dönemlerde Anadolu’ya yönelik savaşlar bu bölgede olmuştur. Osmanlılar Anadolu’yu savunabilmek için bu bölgenin korunmasına önem vermiş, bundan ötürü de bir takım savunma tesisleri yapılmıştır. XVIII.yüzyıldan itibaren yörede bir çok tabya yapılmıştır. Özellikle 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşları ardından I.Dünya Savaşı sırasındaki doğudan gelen Rus ve Ermeni saldırılarını önlemek amacı ile bu tabyaların sayıları arttırılmıştır. Kars ilinde 23 tabya bulunmakta olup, bunlardan 14’ü büyük ölçüde tahrip olmuş ve 10 tanesi de iyi bir durumda günümüze ulaşmıştır.

Kars Tabyalarının belli başlıları; İnönü Tabyası, Karadağ Tabyası, Hafız Paşa Tabyası, Arap Tabyası, Gaziler Tabyası, Kerim Paşa Tabyası, Kanlı Tabya, Cenup Tabyası, Çukur Tabya, Fevzi Paşa Tabyası, Hüseyin Paşa Tabyası, Kerim Paşa Tabyası, Thomson Tabyası, Dik Tabya, Veli Paşa Tabyası, Şimendifer Tabyası, Çakmak Tabyası, Çifte Gögüs Tabyası, Muhlis Paşa Tabyası, Churcil Tabyası, Süvari Tabyası ve bugün üzerinde Veteriner Fakültesi’nin bulunduğu Çim Tabya’dır.

İnönü Tabyası

Kars’ın Dereiçi Mevkiindeki sırtta Sultan Abdülmecit zamanında 1848-1853 yılları arasında yapılmıştır. Bu tabyada 1855 Osmanlı-Rus, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918 - 1920 Osmanlı - Ermeni Savaşı yapılmıştır. Yaklaşık 250 kişiyi barındıran bu tabyanın bağlantı hendekleri bulunduğu gibi açık araziyi ateş altında tutacak koruganları bulunmaktadır. Aynı zamanda da Karadağ ile Arap Tabya arasında bir üçgen alanı oluşturmaktadır.

Arap Tabyası

Kars il merkezindeki Atatürk Mahallesi’nde, tepede yer alan Arap Tabya, Sultan Abdülmecit zamanında 1848-1853 tarihleri arasında yaptırılmıştır. Bu tabyanın 250 kişilik bir kapasitesi olup, burada 1855 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı 1918 - 1920 Osmanlı - Ermeni Savaşı yapılmıştır. Tabyanın çevresi hendek ile çevrili olup, top ve makineli tüfek mevzileri burada bulunmaktadır. Tabyanın kışlası bulunduğu gibi çevresindeki İnönü ve Karadağ tabyaları ile birlikte çevreyi savunma olanağı çok yüksektir. Ayrıca tabyanın bir bölümü uçuruma dayandırılmıştır.

Karabağ Tabyası



Karabağ Tabyası da Kars Atatürk mahallesi’nde bir tepe üzerindedir. Sultan Abdülmecit tarafından 1848, 1853 tarihlerinde yaptırılmıştır. Bu tabya da 1855 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918 - 1920 Osmanlı - Ermeni Savaşı yapılmıştır. Tabya 250 kişilik olup, yöredeki en büyük tabyalardan birisidir. Arap ve İnönü Tabyaları ile birlikte bölgede en geniş savunma olanağını sağlamaktadır. Tabya içerisinde sığınak, kışla binası, süvari hendeği, mazgallar ve irtibat hendekleri bulunmaktadır. Bu tabyada Arap Baba olarak bilinen, Karadağ Muhafız ve Topçu Takım Komutanı M. Haşimi Kanevi'nin mezarı da bulunmaktadır. XX.yüzyılın başlarında bu tabya bir süre Ermeni Hapishanesi olarak kullanılmıştır.

Hafız Paşa Tabyası

Hafız Paşa Kışlası içerisinde olup, 1853 yılında Hafız Paşa tarafından yaptırılmıştır. Bu tabyada 1855 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918 - 1920 Osmanlı - Ermeni Savaşı cereyan etmiştir. Tabya yaklaşık bir bölük, 70-80 kişi kapasiteli olup, 2 bölümden oluşmaktadır. Tabya içerisinde makineli tüfek yuvası ile bir de komuta yeri vardır. Günümüze bu tabyanın yalnızca kalıntıları gelebilmiştir.

Kerim Paşa Tabyası



Kerim Paşa Tabyası, Kars’ın Dereiçi mevkiinde Kerim Paşa tarafından 1854 yılında yaptırılmıştır. Bu tabyada 1855 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918 - 1920 Osmanlı - Ermeni Savaşı yapılmış olup, yaklaşık bir bölük kapasiteli, 70-80 kişiliktir. Tabyanın kuzeyi uçurum ile sınırlandırılmıştır. Kışla binasının çevresi yüksek bir koruganla çevrelenmiştir. Dereiçi mevkiine hakim bir makineli tüfek yuvası bulunmaktadır.

Kanlı Tabya

Kars’ın Bülbül Mahallesi’nde olup, 1722-1732 tarihlerinde yapılmıştır. Bu tabyada 1722 - 1732 Osmanlı - İran Savaşı, 1807 Osmanlı - Rus Savaşı, 1823 Osmanlı - İran Savaşı, 1828 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877-1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918-1920 Osmanlı-Ermeni savaşları yapılmıştır. İran Hükümdarı II.Tahmasb’ın Kars kalesi’ni kuşattığı sırada bir karargah olarak yaptırılmıştır. Osmanlı - Rus Savaşlarında (1827-1828) en çetin çarpışmalardan biri bu Tabya'da yapıldığından eski ismi Büyük Tabya iken, halk tarafından Kanlı Tabya olarak anılmıştır.

Cenup Tabyası

Kars’ın Karacaören Köyü’nün 500 m. kuzeydoğusunda bulunan Cenup Tabyası Sultan Abdülmecit zamanında, 1848-1853 tarihleri arasında yapılmıştır. Bu tabyada 1855 Osmanlı-Rus Savaşı, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı,1918-1920 Osmanlı-Ermeni Savaşı yapılmıştır. Tabya 200 kişi kapasiteli olup, iki bölümü hendekle çevrilmiştir. Tabyada makineli tüfek yuvaları bulunmaktadır. Kars’ın güney düzlüğüne hakim bir noktadadır.

Süvari Tabyası



Süvari Tabyası eski Kars-Erzurum yolunun sağında, Kars Çayı’nın kenarındadır. İran Hükümdarı II.Tahmasb tarafından yaptırılmıştır. Bu tabyada 1722 - 1732 Osmanlı - İran Savaşı, 1807 Osmanlı - Rus Savaşı, 1823 Osmanlı - İran Savaşı, 1828 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918 - 1920 Osmanlı – Ermeni Savaşı yapılmıştır. Tabyanın mazgallı sığınakları olup, etrafı hendeklerle çevrilmiştir. Sığınağın mazgalı ve kapısı sağlam durumda olup, restore edilmiş ve turizme açılmıştır.

Hüseyin Paşa Tabyası



Hüseyin Paşa Tabyası Kars’ta Sultan Abdülmecit tarafından1848 - 1853 tarihleri arasında yaptırılmıştır. Bu tabyada 1855 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918 - 1920 Osmanlı - Ermeni Savaşı yapılmış olup, yaklaşık 200 kişiliktir. Tabyanın içerisinde sığınak, kışla binası bulunmakta olup etrafı hendeklerle çevrilmiştir. Sekiz koruganı, 4 makineli tüfek yuvası bulunmaktadır. Günümüzde askeri amaçlı olarak kullanılmaktadır.

Veli Paşa Tabyası



Veli Paşa Tabyası Kars’ta Çakmak Doğu Kışlası içerisinde bulunmaktadır. Tabya Veliyüddin Paşa tarafından 1854 tarihinde yapılmıştır. Bu tabyada 1855 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918 - 1920 Osmanlı - Ermeni Savaşı yapılmış olup, 200-250 kişiliktir.Hendeklerle çevrili olan tabya iki ayrı korugandan meydana gelmiştir. Tabyanın güneydoğusu uçurumdur. Tabyanın iki makineli tüfek yuvası bulunmaktadır. Günümüzde askeri amaçlı kullanılmaktadır.

Çakmak Tabya



Çakmak Tabya Çakmak Batı Kışlasının kuzeyinde bulunan bu tabya Sultan Abdülmecit tarafından 1848-1853 yıllarında yaptırılmıştır. Tabyada, 1855 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918 - 1920 Osmanlı - Ermeni Savaşı yapılmıştır. Tabya yaklaşık 200 kişilik olup, U şeklinde bir hendeği, beş koruganı ve 550 m. boyunda da ikinci bir hendeği ile 2 makineli tüfek yuvası, tabyanın güneydoğusunu koruyan bir başka makineli tüfek yuvası daha bulunmaktadır.

Williams Tabyası



Williams Tabya, Çakmak Doğu Kışla içerisinde bulunmaktadır. Sultan Abdülmecit tarafından 1848 - 1853 tarihleri arasında yaptırılmıştır. Bu tabyada 1855 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918 - 1920 Osmanlı - Ermeni Savaşı yapılmış olup, bu tabya 200 kişiliktir. Tabyanın içerisinde sığınak, kışla binası, tabyayı çevreleyen taş duvarlarla sağlamlaştırılmış hendekler, mazgallar ve iki makineli tüfek yuvası bulunmaktadır.

Muhlis Paşa Tabyası



Muhlis Paşa Tabyası, Kars’ta Çakmak Doğu Kışla içerisinde bulunmaktadır. Sultan Abdulmecid tarafından 1848 - 1853 tarihleri arasında yaptırılmıştır. Bu tabyada 1855 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918 - 1920 Osmanlı - Ermeni Savaşı yapılmıştır. Tabya yaklaşık 200-250 kişiliktir. Tabyanın beş koruganı ve çevresinde hendekler bulunmaktadır. Güneydoğusu uçurumdur. Günümüzde askeri amaçlı kullanılmaktadır.
__________________






Kendisini başkalarının kurtarmasını bekleyen kişiler yalnızca kölelerdir.

bakunin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Alt 29-12-2010, 14:07   #4

 
bakunin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Bulunduğu yer: NeverLand
Mesajlar: 5,293
•Rep Puanı : 636610
•Rep Seviyesi :
bakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond repute
bakunin - MSN üzerinden mesaj gönder
Standart
Beylerbeyi Sarayı



Kars Kalesinin eteğinde Lala Mustafa Paşa tarafından 1579 yılında yaptırılan Saray iki katlı olup tamamı düzgün kesme bazalt taşından yapılmıştır. Sarayın asıl giriş kapısı batı istikametinde olup zemin katla 1. katı ayıran ahşap tavan tamamen yıkılmıştır. Saray 1878 yılına kadar Sancak Konağı olarak kullanılmış, 1918 yılına kadar Hükümet Konağı olarak kullanılmış, 1918 yılında saray terkedilmiştir.

Selçuklu Sarayı



Ören yerinin kuzeybatı istikametinde sarp bir kayalık üzerine kurulan bu muhteşem saray yapım tarihi belli olmamakla beraber muhtemelen 1064 yılında Selçukluların Anı’yı fethinden sonra Ebul Menucehr Bey tarafından şehirde başlatılan imar çalışmaları sırasında yapılmış olmalıdır. Orjinali iki katlı olan binanın birinci katı ahşap olduğundan yıkılmış günümüze zemin katla bodrum katı ulaşmıştır.

Kümbet Camisi



Kars Kalesi’nin eteğinde bulunan Kümbet (Kethüda Camisi) 932-937 yıllarında Bagratlı soyundan Abbas II.Takavor tarafından 12 Havariye adanmış kilise olarak yaptırılmıştır. Bu yapı 1579’da camiye çevrilmiştir.

Caminin ibadet mekanını örten kubbesi kümbete benzediğinden ötürü de Kümbet Camisi ismi ile tanınmıştır. Bu kümbete benzeyen üst örtü yuvarlak şekilde olup, üzeri yuvarlak kemerlerle çevrilmiştir. Bu kemerlerin içerisine ince uzun birer pencere yerleştirilmiştir.



Muntazam kesme taştan yapılmış olan yapının mihrap bölümü yarım yuvarlak şekildedir. Üzeri çatı ile örtülüdür. Yapı kilise mimarisine uygun biçimde oldukça yüksek tutulmuştur.

Evliya Camisi



Kars il merkezinde, Sultan III.Murad döneminde, Kars Kalesi onarılırken burada cami, medrese ve hamam yaptırmıştır. Bu camilerden biri olan Evliya Camisi 1579’da yaptırılmıştır. Cami XVII.yüzyılın başlarında yıkılmış, kısa bir süre sonra da onarılmıştır.

Cami kesme taştan kare planlı olarak yapılmıştır. Onarım sonrası özelliğini kısmen yitirmiştir. Bugünkü durumunda, payeler üzerine oturan merkezi kubbe mihrap önündeki sahnı kapsamaktadır. Son cemaat yeri ile arasındaki boşluğun üzeri de iki sıra halinde beşer küçük kubbe ile örtülmüştür. Diğer yanındaki kubbe dışında kalan mekanların üzerleri yine beş küçük kubbe ile örtülüdür. Caminin önündeki son cemaat yeri duvar uzantıları arasında üzerleri kubbeli beş bölüm halindedir. Caminin mihrap ve minberi sonradan yapılmış olup mimari yönden bir özellik taşımamaktadır.

Minaresi kare kaide üzerinde yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir. Bu minare caminin ilk yapımından kalmış, orijinalliğini korumuştur. Kesme taştan yapılmış olan minare, renkli taşlarla geometrik desenlerin hakim olduğu bezemeye sahiptir.

Caminin yanında bulunan ve Horasanlı Hasan-ı Harakani’nin kare planlı, kubbesi çini kaplı türbesi bulunmaktadır.

Ulu Camii



Kars Kaleiçi Mahallesi’nde bulunan Ulu Cami Sultan İbrahim döneminde (1640-1648) Kars Beylerbeyi olan Dilaver Paşa tarafından 1643 yılında yaptırılmıştır. I.Dünya Savaşı’nın sonlarında Ermeniler tarafından yakılmış, kalıntıları depremden zarar görmüş ve kullanılamaz duruma gelmiştir. Cami 1997 yılında restore edilmiş ve orijinalliğini büyük ölçüde yitirmiş, yeni bir cami görünümünü almıştır.

Ulu Cami kesme taştan, kare planlı olup, üzeri kasnak üzerine oturmuş merkezi bir kubbe ile örtülmüştür. Cami oldukça yüksek olup, kubbe eteklerindeki boşluklar dayanak kuleleri ile doldurulmuştur. Caminin duvarları alt sırada dikdörtgen, üst sırada da yuvarlak kemerli pencerelerle aydınlatılmıştır. Son cemaat yeri altı sütunla beş bölüme ayrılmıştır. Her bölümün üzeri birer kubbe ile örtülmüştür. Mihrap ve minberi herhangi bir mimari özellik taşımamaktadır.

İki yanına yerleştirilen kare kaideli, yuvarlak gövdeli birer şerefeli iki minaresi bulunmaktadır.

Laçin Bey Camisi

Kars il merkezinde bulunan Laçin Bey Camisi XVII.yüzyılda Laçin Bey tarafından yapılmıştır. Kitabesi bulunmadığından mimarı ve yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır.

Cami XVII.yüzyıl Klasik Osmanlı mimari üslubunda, bazalt taşından yapılmıştır. Kare planlı olan caminin üzeri kubbe ile örtülüdür. Harap durumda olan cami 1985 yılında onarılmış, bu onarım nedeni ile de özelliğini tümüyle yitirmiştir. Bu rada caminin yıkılan minaresi de yenilenmiştir.

Fethiye Camisi



Kars il merkezinde bulunan Fethiye Camisi XIX.yüzyılın başlarında Rusya’nın Kars’ı işgali sırasında kilise olarak yapılmıştır. Kilisenin 15-10 m. güneyine de bir Rus anıtı dikilmiştir. Kars’ın kurtuluşundan sonra camiye çevrilmiştir.



Fethiye Camisi dikdörtgen planlı olarak kesme taştan yapılmıştır. Yapının doğu cephesinde sağlı sollu iki bölüm bulunmaktadır. Altı basamaklı bir merdivenle çıkılan bu bölümde sütunlar arasına iç mekana girişi sağlayan kapılar yerleştirilmiştir. Kapı girişlerinin ve buradaki pencerelerin sağ ve soluna sütunlar yerleştirilerek bu bölümlerin daha hareketli hale gelmesi sağlanmıştır. Aynı zamanda burada sağır sivri kemerler de bulunmaktadır. Yapının batısındaki girişin üzerinde çatıdan daha yüksek olan üç pencereli bir çatı katı da buraya eklenmiştir. Kuzey ve güney kapılarının üzerindeki çatı bölümlerinde ise yonca yaprağı görünümünde sağır kemerler o dönemin mimarisi ile bağdaşmayacak sivri kemerli bölümler de cephede son derece hareketli bir görünüm sergilemektedir.



Yapının kuzey, güney ve batı cephelerinde 1 m.den daha fazla dışarıya çıkıntılı, üzeri çatı ile örtülü kademeli bölümler bulunmaktadır. Yapının dış duvarları ile çatı arasında kalan cephelere dörder sivri kemerli çatı pencereleri açılmıştır. Üst örtünün köşelerinde birer, bunların çatı ile birleştikleri yerlerde de dörder tane baca bulunmaktadır. Yapının çatı bölümünün hemen altında onu çepeçevre kuşatan dantela gibi işlenmiş kabartma süslere yer verilmiştir. Kars’ın soğuk oluşundan ötürü de yapının kuzey yönüne bir kalorifer dairesi eklenmiştir.

Yapının ibadet mekanı, camiye dönüştürüldükten sonra kısmen onarılmış ve orijinalliğinden büyük ölçüde uzaklaşmıştır. İç mekanı geniş bir tavan örtmekte olup, üzeri geometrik bezemelerle süslenmiştir. İç kısmını çepeçevre kuşatan bir balkon düzeni bulunmaktadır. Ayrıca bunlardan bir tanesi loca görünümünde ibadet mekanına taşırılmıştır.

Günümüzde cami olarak kullanılan bu yapının iki yanına, taş kaide üzerinde, yuvarlak gövdeli taştan ve ikişer şerefeli birer minare eklenmiştir.

Kale Mescidi

Kars İç Kale’nin yakınında bulunan bu mescidin kitabesi günümüze gelememiştir. Yapı üslubundan XVII.yüzyılda yapıldığı anlaşılmaktadır.

Kare planlı mescit kesme taştan yapılmış, üzeri tromplu ve yüksek kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Yapılan restorasyonlarda iç bölüm orijinalliğinden oldukça uzaklaşmıştır. Mescidin dışında kare kaideli, kesme taştan tek şerefeli minaresi orijinalliğini korumaktadır.

Büyük Abdi Ağa Camisi



Kars il merkezinde bulunan bu camiyi XVII.yüzyılda Abdi Ağa isimli bir kişi yaptırmıştır.
Harap durumdaki bu cami 1969 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarılmıştır.
Dikdörtgen planlı cami, kesme taştan yapılmış üzeri de ahşap bir çatı ile örtülmüştür. İbadet mekanı dikdörtgen söveli iki sıra pencere ile aydınlatılmıştır. Mihrap ve minberi herhangi bir mimari özellik taşımamaktadır. Caminin yanında kare kaideli kesme taştan tek şerefeli minaresi bulunmaktadır.

Yusuf Paşa Camisi

Kars il merkezindeki bu camiyi, Kars Beylerbeyi Yusuf Veli Paşa 1664 yılında yaptırmıştır. Kars’ın Rus işgali sırasında harap olan bu cami Cumhuriyetin ilanından sonra onarılmıştır.

Günümüzde ibadete açık olan bu cami, onarımlar sonrasında orijinalliğinden bütünüyle uzaklaşmıştır.

Hacı Seyfi Camisi

Kars il merkezinde bulunan bu camiyi XVI.yüzyılda Hacı Seyyid isimli bir kişi yaptırmıştır. Kitabesi bulunmadığından yapım tarihi ve mimarı kesinlik kazanamamıştır.

Kare planlı, kesme bazalt taşından yapılan cami, kentte yapılan Osmanlı dönemi yapılarından bir örnek olmasına rağmen orijinallinden büyük ölçüde uzaklaşmıştır. Kare kaideli, bazalt taşından, yuvarlak gövdeli tek şerefeli minaresi yakın tarihlerde yapılmıştır. Cami günümüzde ibadete açıktır.

Bozminare (Menu Çehr) Camisi



Kars, Arpaçay ilçesindeki Ani örenyerinde bulunan Menu Çehr Camisi’nin duvarındaki kitabesinden; 1072 yılında yapıldığı yazılıdır. Ancak bu kitabe günümüze gelememiştir.

Cami, engebeli bir arazide yapılmıştır. İnce uzun dikdörtgen planlı bir yapı olup, eski resimlerinden üst örtüsü hakkında bilgi edinilememiştir. Cami kesme taştan yapılmış, uzun kenarlarında yuvarlak kemerli, ince uzun dörder penceresi, kısa kenarlarında da aynı şekilde birer penceresi bulunmaktadır. Bu pencerelerin alt ve üstünde bir sıra halinde mazgal delikleri yer almaktadır.

Caminin yanındaki sekiz köşeli Boz Minare isimli kesme taş minaresi 1907 yılında yıkılmıştır. Bugün üç dört parçaya bölünmüş minare gövdesi içerisinde merdiven izleri görülebilmektedir.

Ebul-mu’ammeran Camisi

Bu caminin Şeddadiler zamanında yapıldığı sanılmaktadır. Ancak kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. XI.yüzyıl eseri olduğu sanılan cami, taş direklerin taşıdığı kemerler ve mukarnaslı bir üst örtüsüne sahip idi.

Caminin dış cephesi renkli taşların alternatif biçimde düzenlenmesi ile örülmüştü. Duvar örgüsünde yer yer horasan harç görülmektedir. Minare kesme taştan olup, XI.yüzyıl Selçuklu minarelerine yakın bir mimari özellik göstermektedir. Günümüzde bu yapı oldukça harap durumdadır.

Süleyman Han Camisi
(Feyzullah Efendi Camisi-Yukarı Cami)


Kars Kağızman ilçesinde, Şahindere Mahallesi’ndeki kalenin yanında bulunan cami, Kağızman’ın 1534’te Osmanlıların eline geçmesinden sonra, Taprakkale’deki sancak merkezinin buraya taşınmasından sonra yapılmıştır.

Cami XVI.yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman zamanında yapılmış ve bu yüzden de Süleyman Han Camisi ismi verilmiştir. Bu caminin ilk yapımı ile ilgili bilgi bulunmamaktadır. Bunun da nedeni 1663 Ağrı depreminde tamamen yıkılmıştır. Kağızman’ın eşrafından Feyzullah Bey 1852 yılında bu camiyi yeniden yaptırmış, bundan sonra da Onun ismi ile tanınmıştır. Günümüze gelen caminin mimari bir özelliği bulunmamaktadır.

Aşağı Cami

Kars ili Kağızman ilçesinde bulunan bu cami, Osmanlı Rus Savaşları sırasında Kağızman’a 1878-1918 yıllarında hakim olan Ruslar tarafından 1884 yılında kilise olarak yapılmıştır. Rus ve Ermenilerin yöreden çekilmesinden sonra bu kilise uzun süre kendi haline bırakılmıştır. 1958 yılında kilisede yapılan bazı değişikliklerle camiye çevrilmiş ve Yeni Cami ismi ile ibadete açılmıştır.

Kırmızı taştan, dikdörtgen planlı olan bu yapının girişi orijinalinde kuzeyde olmasına rağmen, camiye çevrildikten sonra giriş kapısı batı yönünde açılmıştır. Yapının kilise cephesi kısmen korunmuştur. Bugün dış cephedeki kemer süslemeleri görülmektedir. Burada yer yer sağır kemerler bulunmaktadır. Kilisenin iç mekandaki orijinal kubbesini taşıyan altı fil ayağı iyi bir durumda günümüze gelebilmiştir. Camiye dönüştürülmesinden sonra da buraya bir mihrap ile minber eklenmiştir.
__________________






Kendisini başkalarının kurtarmasını bekleyen kişiler yalnızca kölelerdir.

bakunin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Alt 29-12-2010, 14:28   #5

 
bakunin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Bulunduğu yer: NeverLand
Mesajlar: 5,293
•Rep Puanı : 636610
•Rep Seviyesi :
bakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond repute
bakunin - MSN üzerinden mesaj gönder
Standart
Havariler Kilisesi (Kümbet Cami)

Kars Kalesi’nin güneyinde, Kaleiçi Mahallesi’nde bulunan Havariler Kilisesi’ni, eski gravürler surların hemen içerisinde göstermektedir. Günümüze iyi korunarak gelebilen, Selçuklu kümbetlerine benzemesinden ötürü Kümbet Camisi olarak isimlendirilmiştir.



Bu yapıyı Bagrat Kralı Abbas II.Takvor Kars’ı başkent yaptığı sırada, 932-937 yılları arasında 12 Havari adına yaptırmıştır. Selçukluların Kars’ı ele geçirmesinden sonra 1064 yılında camiye çevrilmiş, sonraki yıllarda yine kilise olarak kullanılmış, Osmanlı döneminde 1579 yılında yeniden camiye dönüştürülmüştür. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Ruslar tarafından Rum Ortodoks Kilisesi’ne çevrilmiş ve onarılmıştır. 1890 yılında da yanına bir çan kulesi yapılmıştır. Ancak bu kule 1918 yılında yıkılmıştır. Kars’ın 1918’de Türklerin eline geçmesi ile yeniden camiye çevrilmiş, 1919’da Ermenilerin buraya hakim olması ile bu kez Ermeni Kilisesine dönüştürülmüştür. Kars’ın 1920’de yeniden Türk egemenliğine geçmesi ile de bir kez daha cami olmuştur. Yapı 1960-1970 yıllarında müze olarak kullanılmış, Kars Müzesinin yapılmasından sonra kilise kendi haline terk edilmiş ve 1999 yılında yeniden cami olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Yapının günümüze gelen bir kitabesi bulunmamaktadır. ortaçağ araştırmacıları bu yapıdan katedral olarak söz etmektedirler. Havariler ismi ilk defa XIX.yüzyılda bu yapıya verilmiş olup, bunun da nedeni kubbe altında bulunan 12 Havari figüründen ötürüdür.

Yapı dört yapraklı yonca ve haç planının birbirine karışması ile oluşan bir plan düzenindedir. İç mekanını örten merkezi kubbe, kare planlı bir nef görünümündedir. Kare plandan kubbe yuvarlağına karenin her köşesinden çıkan köşe kemerleri ile geçilmektedir. Apsid dört cephelidir. Yapımında düzgün taş bloklar ve moloz taş kullanılmıştır. İç mekan 12 pencere ve apsisin kuzey ve güney apsislerle birleşen duvarlarında bulunan pencerelerle aydınlatılmıştır. Ayrıca yapının güney ve doğu apsislerini birleştiren duvarlarda da yuvarlak mazgal pencereler bulunmaktadır. Apsidin yanlarında küçük odalar bulunmaktadır. Bu bölümde Rus mimarlarının yaptığı bazı eklemeler vardır ve bunlar yapının bütününü bozmuştur.

İç mekandaki 12 gömme sütun, 12 kemerle bir dizi oluşturmaktadır. Bu sütunların gövdeleri sarmal süsler, kemerler ve kordonlarla çevrelenmiş, palmet motifleri de onları tamamlamıştır. Buradaki her çift sütunun üzerinde bulunan kemer kıvrımlarında ayakta duran insan figürleri kabartma halinde görülmektedir. Batı girişinin üzerindeki figür diğerlerinden ayrılmakta ve kuşlarla şekillendirilmiştir. Ayrıca burada yılan motiflerine de yer verilmiştir.

Meryem Ana (Surp Asdvadzadzin- Ani) Katedrali



Kars Arpaçay ilçesi, Ani surları içerisinde şehir merkezinde bulunan bu katedral, kilisenin güney duvarında bulunan bir kitabeden öğrenildiğine göre Kral Sımbad II zamanında, yapımına başlanmış, Kral Kakig I’in (898-1020) eşi Kraliçe Gadalina tarafından 1001 yılında tamamlanmıştır. Ani kentindeki yapıların çoğunun mimarı olan Dırtad tarafından yapılmıştır.

Ani’deki Ermeni mimarisinin en gelişmiş kilise örneklerinden biri olarak nitelenen bu yapı, kubbeli bazilika ile kapalı Yunan haçının bir arada kullanılmasından meydana gelmiş bir plan düzenine sahiptir. Katedral kırmızı tüf taşından yapılmış ve basamaklı bir zemin üzerine oturtulmuştur. Orta nef diğer neflere göre daha geniş olup, üzeri kubbe ile örtülmüştür. Apsisin iki yanına da hücreler eklenmiştir. Katedralin üç giriş kapısı vardır. Bunlardan batıdaki Halk Kapısı, kuzeydeki Patrik Kapısı, güneydeki de Kral Kapısı’dır.



Katedralin cephe mimarisi üzerinde özellikle durulmuştur. Burada alçak röliyefler halinde örgü ve yaprak motifleri, sitilize edilmiş şekillerde adeta bir dantel gibi işlenmiştir. Yapının ince uzun pencereleri sağır yuvarlak kemerler içerisine alınmıştır. Ayrıca üçgen şeklinde nişler ince dekoratif sütunlarla da cepheye hareketli bir görünüm verilmiştir. Burada görülen vertikal ve horizantal hatlar, sivri profilli kemerler belki de Gotik mimarinin en erken örneklerinden birisi burada uygulanmıştır.

Katedralin yarım daire şeklindeki apsidi diğer bölümlerden daha yüksek olup, içerisi heykellerin konulduğu oyuklarla süslenmiştir. Apsisteki bu süsleme unsuru, XI.yüzyıl kilise mimarisinin tipik bir örneğidir. Apsis bölümünün içerisinde XIII.yüzyılda yapıldığı sanılan freskler bulunmaktadır.

Alpaslan’ın 1064 yılında Ani’yi fethetmesinden sonra katedral camiye çevrilmiş ve içerisine geçici olarak minber ve mihrap konulmuştur. Bundan sonra da Fethiye Cami ismi buraya verilmiştir. Yapı 1124 yılındaki Kıpçaklı istilasına kadar 60 yıl cami olarak kullanılmıştır.

Surp Krikor Lusavoriç (Şırlı Kilise) Kilisesi

Kars Arpaçay ilçesinde Ani şehrinin doğu kesiminde yer alan bu kilise Arpaçay’a kadar inen sarp kayalıkların eteğinde bulunmaktadır. Kilisenin güney cephesindeki 25 satırlık Ermenice kitabede, 1215 yılında Ermeni devletinin başı olan Zaharca ve oğlu Saharsak devrinde, Tigran’ın Zaharca’nın oğluna ve ailesine uzun ömürler vermesi dileğiyle yaptırıldığı yazılıdır.



XII.yüzyılda Dikran isimli bir prensin yaptırdığı anlaşılan bu kilisede Ermeni mimarları ibadet mekanının ortasındaki kare mekanı örten yüksek kubbe düşüncesini ilk kez burada benimsemişlerdir. Bu nedenle de Surp Krikor Kilisesi’nde kubbe ağırlığı dört köşedeki yarım sütunlarla takviye edilmiş duvarlara bitişik payeler üzerine oturtulmuştur. Ana mekanın üzerini örten onaltıgen kasnaklı yalancı kemerlerle dekore edilmiş kubbe dışarıdan konik bir külahla örtülmüştür.

Kilisenin dış cepheleri yalancı kemerler, birbirlerine simetrik iki sütunlar ve bunları birbirine bağlayan kemerlerle dekore edilmiştir. Bunların yanı sıra güney cephesindeki çift yarım sütuncuklar üzerine de yalancı kemerlerin birleştikleri yerlere hayvan ve kuş motifleri yerleştirilmiştir.

Kilise içerisinde İncil’den alınmış dini temalarla ilgili freskler bulunmaktadır. Bu freskler arasında yer yer stilize bitki ve haç motifleri de eklenmiştir. Ani’de yaşayan Dikran Honents isimli bir zenginin yaptırdığı bu resim ve kabartmalardan ötürü de buraya Nakışlı Kilise ismi de verilmiştir. Aynı zamanda kilisenin yaşayabilmesi için Dikran Honents buraya köyler, çiftlikler, değirmenler, hanlar, dükkanlar ve hamamlar vakfetmiştir.

Güvercinli Kilise
(Genç Kızlar Kayalıklarındaki Kilise)


Kars Arpaçay ilçesinde, Ani şehrinin güneyinde kayalık bir tepe üzerinde bulunan bu kilisenin yapım kitabesi olmamakla beraber, mimari yapısından XIII.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.



Günümüze oldukça harap bir durumda gelen bu kilise XIII.yüzyıl Ermeni kilise mimarisinin tüm özelliklerini yansıtmaktadır. Üst örtüsü çökmüş olmasına rağmen bazı duvar parçalarından kiborion tipinde bir yapı olduğuna işaret etmektedir. Kilisenin yuvarlak bir planı vardır. Kalıntılarından üzerinin konik bir çatı ile örtüldüğü anlaşılmaktadır.

Kilisenin giriş kapısı Ani’deki kervan yolunun başlangıcına açılmıştır. Kesme taştan yapılan dış cephe duvarları üzerinde kabartma geometrik süslemelere yer verilmiştir. Altı bölmeli olan cephe duvarlarında kemerler arasına pencereler açılmış ve bunların çevresi kabartma bezemelerle doldurulmuştur. Kilisenin tonozlu galerisinin büyük bir bölümü yıkılmıştır.

Çoban Kilisesi

Kars Arpaçay ilçesinde, Ani surlarının dışında ve surların kuzeydoğusunda bulunan bu kilisenin kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber J.Strzygowski bu kilisenin X.yüzyıl sonu veya XI.yüzyıl başlarında yapıldığını ileri sürmektedir. Onun yanı sıra, A.Khatchatrıan bu yapının XII.yüzyılda yapıldığını belirtmiştir.

Çoban Kilisesi merkezi planlı bir yapı olup, onikigen içerisinde altıgen bir plan düzenindedir. Kilisenin büyük bir bölümü yıkılmış olmasına rağmen yine de yapısı ile ilgili yeterli bilgi vermektedir.Birbirine simetrik olan altıgenin kolları içerisine üçgen şekilde nişler açılmıştır. İkinci katın ağırlığını taşıyan dayanaklar sütunlarla takviye edilmiş ve bunlar kalın duvarlar üzerine oturmuştur.

Surp Pırgiç (Halaskâr - Keseli Kilise) Kilisesi



Kars Arpaçay ilçesinde Ani’de bulunan kiliseyi J.Strzygowski 1035-1036 yıllarında Bagratlılardan Abulgarib döneminde yapıldığı ve Hz. İsa’nın adına yapıldığını belirtmiştir.

Kilise 19 köşeli, poligonal bir plan düzeninde olup, içerisi nişlere bölünmüştür. İbadet mekanını örten kubbe yüksek bir kasnak üzerine oturmuştur. Ayrıca bu kasnak kilisenin duvarları ile niş kemerlerini köşelere bağlayan sütunlar üzerine oturtulmuştur.

Bu kilise de Ani’deki diğer yapılarda olduğu gibi oldukça hareketli bir cephe görünümüne sahiptir. Dış cephesinde yarım yuvarlak çift sütunların taşıdığı sağır kemerler kilisenin tüm yüzeyini çepeçevre dolaşmaktadır. Böylece kilisenin dış cephesi oldukça gösterişli bir konuma getirilmiştir.

Kilise 1073 yılında papaz Tridot tarafından onarılmış 1291 yılında yapıya bir çan kulesi eklenmiş, 1342 yılında da kilise Atabekler tarafından tümüyle onarılmıştır. Bu kilise 1930’lu yıllarda yıldırım düşmesi sonucunda yıkılmış olup günümüzde harap durumdadır.

Surp Hovhannes Kilisesi
(Apostol Kilisesi, Havariler-Arakelots Kilisesi)


Kars Arpaçay ilçesinde Ani’nin merkezinde bulunan Surp Hovhannes Kilisesi’ni N.Marr X.yüzyıla tarihlendirmiştir. Bunun yanı sıra N.Tokarski bu kilise ile ilgili 1031 tarihli bir kitabeden söz etmiştir.

Kilisenin yapımı 1038 yılında tamamlanmıştır. Dört yapraklı yonca planı düzenindeki kilisenin köşelerine birer hücre yerleştirilmiş ve bunun sonucu olarak ta yonca planı tam ortaya çıkmamıştır. Kilisenin güneyine eklenen büyük boyuttaki bir yapının mezar olduğu sanılmaktadır. Jamudun ismi verilen bu yapının doğusunda girişi ve cephesinin tümü, kilisenin kubbesi ve ona dayanan ayaklar günümüze gelebilen kalıntılardır. Bunların dışında kiliseden fazla bir kalıntı bulunmamaktadır.

Kilisenin köşesinde kubbeli bir şapel, batısında da Başpiskopos Parseh’in 1184’te yaptığı bir anıt bulunmaktadır. Ayrıca kilisenin kuzey ve güney yönüne de XII.yüzyılda yapılmış iki avlu eklenmiştir.

Hoşavank Şapeli

Kars Arpaçay’ın batısındaki vadide bulunan Hoşavank Şapeli Altıgen Şapel olarak da tanınmaktadır. Kitabesi günümüze gelememiş olmakla beraber, çeşitli Ermeni kaynakları bu şapelin XI.-XIII.yüzyıllar arasında yapıldığını belirtmektedir.

Şapel küçük merkezi planlı bir yapıdır. Ani’deki eserlerin süsleme yönünden en ilgi çekenlerinden birisidir. Bu yapıda süsleme ve taş işçiliğinin son derece ileri düzeye çıktığı görülmektedir. Şapelin çevresini dolaşan iki sütuncukların oldukça sade olmasına karşılık, üzerlerinde alçak kabarma halinde geometrik sağır kemerlere yer verilmiştir. Bu kemerlerin birleştiği yerlere de stilize edilmiş palmet ve Rumilerden oluşan bir bezeme yapılmıştır. İbadet mekanının üzerini örten konik çatı kasnağı da yarım sütunlarla 12 bölüme ayrılmıştır. Bazı kaynaklar da bu yapıya bitişik bir mezar anıtının da olduğundan söz etmektedirler.

Surp Krikor (Gagik) Kilisesi



Kars Arpaçay ilçesinde, Ani’nin merkezinde, surların kuzeyinde yapılan bu kiliseden günümüze yalnızca temel kalıntıları ile bazı duvar kalıntıları gelebilmiştir.

Kral II.Gagik tarafından yaptırıldığı sanılan bu kiliseyi J.Strzygowski 1001 yılına tarihlendirmiştir.

Kesme taştan yapılan bu kilisenin temel kalıntılarından merkezi planlı bir yapı olduğu anlaşılmaktadır.

Yanık Kilise



Kars Sarıkamış ilçe merkezinde bulunan Yanık Kilise, 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’nda Rus işgaline uğrayan Sarıkamış’ta Ruslar tarafından yapılmıştır.

Yapı moloz taş, kesme taş ve tuğladan, dikdörtgen planlı olarak yapılmıştır. Yapının girişi tuğla çerçeveli yuvarlak kemerli ve üzeri küçük bir çatı ile örtülüdür. Girişin iki yanında dikdörtgen tuğla çerçeveli birer pencere bulunmaktadır. Giriş kapısının üzerinde çıkıntılı bir bölüme yuvarlak kemerli üçüz pencere yerleştirilmiştir. İlk yapımındaki çan kuleleri günümüze gelememiştir.

Sarıkamış’ta Rus işgalinin sona ermesinden sonra yapı bir süre kendi haline bırakılmış, ardından Sarıkamış Belediyesi tarafından sinema olarak kullanılmıştır. Bir süre de yanına bir minare eklenerek cami olarak da kullanılmıştır. 1970’li yıllarda yangın geçirmiş, günümüze yalnızca ana duvarları gelebilmiştir.

Cengilli Kilise



Kars Kağızman ilçesinin Çengili Köyü’nde bulunan bu kilise X.-XI. Yüzyılda Bagratlılar tarafından yapılmış bir Ermeni kilisesidir. Kilise üzerindeki Gürcü dilinde yazılmış iki kitabede Molla Zibiada ve Ruben isimli iki kişi tarafından onarıldığı belirtilmektedir. Kilisenin 1791 tarihli Ermenice yapım kitabesi günümüze gelememiştir. Kilise 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Kağızman’ı işgal eden Ruslar ve ardından da Ermeniler tarafından kilise olarak kullanılmıştır. İşgalin sona ermesinden sonra cami olarak kullanılmıştır.

Kilise serbest Yunan Haçı planında, üç basamaklı bir kaide üzerine bazalt taş ve tuğladan yapılmıştır. Duvar kalınlığı 1.m.ye yakındır. Yüksek bir kasnak üzerine oturan konik bir çatı ile de üst örtüsü tamamlanmıştır. Kilisenin ana girişi batıdan olup, ayrıca kuzey ve güney yönlerinde de birer girişi bulunmaktadır. İbadet mekanı 20x15 m. ölçüsünde, naos kısmını yüksek kasnaklı bir kubbe örtmektedir. Kilisenin doğu cephesinin yeknesaklığı üç yuvarlak kemerle giderilmiştir. Bunlardan ortadaki kemerin içerisine dar ve uzun mazgal pencere açılmıştır.

Kilisenin içerisinde, apsidin iki yanındaki Diakonikon (papaz hücreleri) hücresinin üzeri ve çevresi figürlü kabartmalarla bezenmiştir. Burada Hz.Meryem, Çocuk İsa ve bitkisel motiflere yer verilmiştir.

Surp Krikor Abuğamrents Kilisesi



Kars, Arpaçay ilçesinde Ani surları içerisinde, Ani Çayı’nın meydana getirdiği vadide bulunan bu kilisenin kitabesinden öğrenildiğine göre; Ermeni Bahlavuni hanedanından Prens Krikor’un emriyle kardeşi Hamze ile kızkardeşi Seta için dinlenme yeri olarak yaptırılmış ve Aziz Krikor Lusavoriç’in adına sunulmuştur. Kilise 994 yılında yapılmış, daha çok XVII.yüzyılın çok apsitli kilise tipleri örnek alınmıştır. Kilisedeki kitabelerde 1047 yılında Selçuklularla yapılan bir savaşta ölen Ermeni kahramanlardan Vahram Bahlavuni’nin ismi sık sık geçmektedir.

Kilise içten daire, dıştan yonca planlı altı apsitli bir yapıdır. Bu plan şekli merkezi planlı, rotundalardaki nişlerin derinleştirilmesi sonucu meydana gelmiştir. Taş yontma sanatının en güzel örneklerini ortaya koyan bu yapının masif duvarları üçgen nişlerle hafifletilmiş ve buralara açılan ince uzun altı pencere ile de ibadet mekanı aydınlatılmıştır. Yapının üst örtüsünü oldukça yüksek kasnaklı konik bir çatı meydana getirmektedir. Bu çatıya da 12 pencere açılmıştır.

Selçuklu Kervansarayı

Kars, Arpaçay ilçesinde Ani’nin merkezinde yer alan kervansaray XII.yüzyılın başlarında yapılmıştır.

Ani şehrinin merkezindeki ana cadde üzerindeki kervansaray yöresel sarımtırak kesme taştan yapılmıştır. Düzgün bir taş işçiliği bulunmaktadır. Dikdörtgen planlı kervansarayın yan duvarları dışa kapalı olup, adeta bir kale görünümündedir. Ancak bunların büyük çoğunluğu yıkılmış ve günümüze gelememiştir. Kaplama taşların altında moloz taş duvarların olduğu kalıntılarından anlaşılmaktadır.



Kervansarayın giriş kapısı üzerindeki bezemeler Selçuklu Mimari cephe görünümü yansıtmaktadır. Sarı taştan oldukça görkemli olan giriş kapısının çevresi dikdörtgen söveler içerisinde geometrik bezemelerle çevrelenmiştir. Hafif sivri kemerli kapının üstü Selçuklu dönemi mukarnasları ile bezelidir. Bu yapının sonradan kiliseye çevrildiği sanılmaktadır.

Camuşlu Kaya Resimleri

Kars, Kağızman ilçesi Camuşlu Köyü’nde, 2000 m. yükseklikteki Kurbanağa Mağarası’nda Prof.Dr.İ.Kılıç Kökten MÖ.12.000’e tarihlenen bazı kaya resimlerini ortaya çıkarmıştır.

Paleolitik döneme tarihlenen bu dönemde yaşayan insanlar çevrelerinde gördüklerini Kurbanağa Mağarası ile Yazılıkaya Mağaralarının duvarlarına çizmişlerdir. Bu resimler arasında at, öküz, keçi, eşek ve insan resimleri bulunmaktadır. Kaya resimleri biri büyük diğeri de küçük olmak üzere şerit halinde kaya üzerinde yer almaktadır.

Çallı Kaya Resimleri

Kars Kağızman ilçesinin Çallı (Har) Köyü’nün batısındaki Kaş Dağları üzerinde kayalara çizilmiş bazı resimler araştırmacı Sait Küçük tarafından bulunmuştur. Araştırmacı bu konuyu İstanbul ve Atatürk Üniversitelerine duyurmuş ve buraya gelen arkeologlar bu resimleri yaklaşık 10.000 yıllarına tarihlendirmiştir.

Bu resimler, Paleolitik Çağ insanının çevresinde gördüklerini kayalara çizdikleri resimlerdir. Bunların başında geyik, keçi, koyun, tilki, köpek başta olmak üzere bir çok çeşit hayvan resmi çizilmiştir.

Hasan-ı Harakâni Türbesi



Kars Kaleiçi Mahallesi’nde, Evliya Camisi’nin avlusunda bulunan Hasan-ı Harakâni Türbesi, Selçuklulardan önce Anadolu’daki Oğuz Beylerinin yapmış olduğu savaşlarda şehet düşen Hasan-ı Harakani’ye aittir. Hasan-ı Harakani’nin mezarı XVI.yüzyılda bulunmuş ve Serdar Lala Mustafa Paşa tarafından 1579’da türbesi yapılmıştır. Bu türbeden ötürü de yanındaki camiye Evliya Camisi ismi verilmiştir. Hasan-ı Harakani Türbesi’nin çevresinde 21 adet mezar daha bulunmaktadır.

Türbe, 3.80x5.80 m. ölçüsünde dikdörtgen planlıdır. Türbenin üzeri kubbe ile örtülü olup, bu kubbe dıştan çinilerle kaplanmıştır. Türbe duvarlarında 3 küçük pencere ve bir de giriş kapısı bulunmaktadır. Türbenin giriş kapısı üzerine kitabesi yerleştirilmiştir. Ayrıca türbe avlusunun girişinde de h.972 (1564) tarihli bir kitabe daha bulunmaktadır.

Celal Baba Türbesi

Kars, Kaleiçi Mahallesi’nde, Kars Kalesi’nin güneyinde, giriş kapısının arka kısmında bulunan türbe XII.yüzyılda Kars’ın istilasında şehit düşen Oğuz boylarından Celal Baba’nın mezarıdır.

Türbe kesme taştan yapılmış, üzeri çini örtülü bir kubbe ile kapatılmıştır. Sultan III.Murad zamanında Kars’ın imarı yapılırken bu türbeyi de Lala Mustafa Paşa onarmıştır. 1878 Rus İhtilali sırasında, Ruslar tarafından mezarı ve türbesi tahrip edilmiştir. Sonraki dönemlerde de türbe yeniden yaptırılmıştır.

Cuma Hamamı



Kars il merkezinde, Kars Çayı kenarında, Atatürk Köprüsü’nün solunda bulunan Cuma Hamamı’nın kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber yapı üslubundan XVII.yüzyılda yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu hamam plan düzeni olarak yakınındaki İlbeğioğlu Hamamı ile benzerlik göstermektedir.

Osmanlı hamam mimarisi üslubunda, dikdörtgen planlı, kesme taştan yapılan hamam soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Yuvarlak kemerli bir kapıdan girilen soğukluğun üzeri kubbe ile örtülüdür. Buradan bir koridorla geçilen ılıklık ve sıcaklık ikinci bir kubbe ile örtülmüştür. Bu kubbeler kasnaksız olup, içeriden Türk üçgenlerine oturmaktadır.

İlbeğioğlu Hamamı



Kars’ta Taş Köprü’nün yanında bulunan bu hamamın kitabesi günümüze gelemediğinden ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Halk arasında Muradiye ve Balkonlu Hamam isimleri ile tanınmaktadır. Yapı üslubundan XVII.yüzyılın sonu ile XVIII.yüzyılın başına tarihlendirilmektedir.

Osmanlı hamam mimarisi örneklerinden olup, soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden oluşmuştur. Dikdörtgen planlı olan hamam, Cuma Hamamı ile aynı plan düzenindedir. Yuvarlak kemerli bir kapıdan girilen soğukluk kısmının üzeri içten Türk üçgenlerinin taşıdığı bir kubbe ile örtülüdür. Sıcaklık bölümü de diğerinden daha küçük kubbe ile örtülmüştür. Hamamın içerisindeki günümüze gelen bezemeler XVIII.yüzyıla tarihlendirilmektedir.

Mazlum Ağa Hamamı



Kars il merkezinde, Taş Köprü’nün solunda bulunan Mazlum Ağa Hamamı’nın ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı, kitabesi bulunmadığından kesinlik kazanamamıştır. Bununla birlikte, Sultan III.Murad (1574-1595) zamanında, Kars’ın onarımı sırasında yapıldığı bilinmektedir.

Osmanlı hamam mimarisi örneklerinden olup, soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Kesme taş ve moloz taştan yapılan hamamın üzeri merkezi bir kubbe ile örtülüdür. Hamam 1918 yılında Ermeniler tarafından tahrip edilmiş, daha sonra onarılmıştır. Yakın tarihlere kadar işlevini sürdüren bu hamam günümüzde kullanılmamaktadır.

Selçuklu Hamamı (I)

Kars Arpaçay ilçesindeki Ani Örenyerinde, Büyük katedralin 30 m. batısında bulunan bu hamam Selçuklu döneminde, XII.yüzyılda yapılmıştır.

Bu hamam yanındaki diğer hamam ile birlikte Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü’nün 1966-1967 yıllarında yaptığı kazılar sonucunda ortaya çıkarılmıştır. Bu hamam Ani surlarının şehre giriş kapılarından en önemlilerinden biri olan Aslanlı Kapı’dan Ebü’l Muammeran Camisi ile İç Kale’ye giden yakın bir yerdedir.

Hamamın plan düzeni, su ve ısıtma tesisleri, iç süslemeleri ve mimari özellikleri yönünden Anadolu Türk hamamları ile benzerlik göstermektedir. Kazılar sırasında hamamın sıcaklık bölümü, su sarnıcı, soğuk su depoları bütünüyle, ılıklık bölümü de kısmen ortaya çıkarılmıştır. Dikdörtgen biçimindeki sıcaklık bölümünün köşelerinde birbirlerine eşit dört yıkanma odası, halveti bulunmaktadır. Bu bölüm birbirlerine eşit dört eyvanlıdır. Bu eyvanların birbirlerini dikey olarak kesmesi ile hamam haçvari bir görünüm kazanmıştır. Yıkanma odalarına orta mekandan, diğer kısımlara da köşelerdeki kapılardan girilmektedir. Üst örtüdeki kubbelerin dış kademelerine maden cürufu dökülmüştür. Böylece cürufun ve kubbelerin üzerine serilen kalın toprak tabakası hamam sıcaklığının dışarıya sızmasını önlemektedir. Aynı zamanda bu şekilde içeriye akıntının olması da önlenmiştir.

Selçuklu (Küçük Hamam) Hamamı (II)

Kars Arpaçay ilçesindeki Ani Örenyerinde, Arpaçay ile Tatarcık Deresi’nin birleştiği alandaki Bey Sekizi Kapısı’nın 100 m. güneyinde bulunan bu hamam, XII.yüzyılda, Selçuklular döneminde yapılmıştır.

Selçuklu mimari üslubunu yansıtan bu hamam mimari yönden diğeri ile benzerlik göstermektedir. Bu hamamı 1844 yılında Abiç isimli bir gezgin görmüş ve planını çıkarmıştır. Daha sonra hamamı inceleyen Strzygowski ve Harutyunyan yapının tanımını yapmış ve bunun Ani’deki Ermeni yapılarından ayrıldığını belirtmiştir.

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü’nün 1966-1967 yıllarında yaptığı kazı çalışmaları sonucu ortaya çıkarılmıştır.

Hamam soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiş, kesme taş ve moloz taştan yapılmıştır. Sıcaklık bölümü planı ve ölçüleri bakımından diğer hamamın tam bir benzeridir. Burada Selçuklu ve Osmanlı döneminde sıkça rastlanan haç biçimli, dört eyvanlı ve köşe halvetlidir. Yıkanma odalarına açılan kapılar Selçuklu mimarisinde görüldüğü gibi sivri kemerli, dar ve alçak tonozludur. Odaların üzerleri birer kubbe ile örtülmüştür. Eyvanlara olduğu gibi halvetlere de su taşıyan künkler duvarların içerisine yerleştirilmiştir. Üst örtüde kubbe geçişini sağlayan tromplar birbirlerinden farklı biçimlerde stalaktitlerle süslenmiştir. Tromplarda her halvette farklı stalaktitlerin kullanılması hamam içerisindeki yeknesaklığı ortadan kaldırmıştır.

Arpaçay’da bulunan bu hamamların XIII.yüzyılda kullanıldığı Dikran Honents’in bir yazıtından anlaşılmaktadır. İkinci hamamda görülen trompların birinci hamamdakilere göre daha gelişmiş olmasından ötürü, ikincisinin daha geç bir tarihte yapıldığı sanılmaktadır.

Pars Tuğlacı’ya göre, birinci hamamın, Ani’de Şeddadi Hanedanı’nın il beyi olan Abû Şûca Menûçehr’in onarım çalışmaları yaptığı tarihlerde, XI.yüzyılın sonlarında, 1080-1090 yıllarında yapılmıştır.
__________________






Kendisini başkalarının kurtarmasını bekleyen kişiler yalnızca kölelerdir.

bakunin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Alt 29-12-2010, 14:50   #6

 
bakunin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Bulunduğu yer: NeverLand
Mesajlar: 5,293
•Rep Puanı : 636610
•Rep Seviyesi :
bakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond repute
bakunin - MSN üzerinden mesaj gönder
Standart
Khorsa, Khorsene (Kars)

Kars adı, MÖ.130-127 tarihleri arasında Kafkas Dağları'nın kuzeyinden Dağıstan'dan gelerek bu bölgeye yerleşen Bulgar Türkleri'nin “Velentur” boyunun “Karsak oymağından” gelmektedir.



Batlamyus Kars'tan; “Khorsa”, Strabon ise; “Khorzene” diye söz etmektedir. Bir söylentiye göre de: Gürcü dilinde “Kapı kenti” anlamına gelen “Karis Kalaki”den gelmektedir.

Eski Türkçe'de “Karsak” karnının altı beyaz 75-80 cm. boyundaki çöl tilkisinin adıdır. Bu hayvanı totem edindiklerinden Kıpçaklar'ın “Karsak ” boyuna da bu ad verilmiştir. Türkiye' de bundan daha eski “Türkçe” isim taşıyan bir il daha yoktur.

Kars yöresi MÖ. IX. yüzyılda Urartu egemenliğine girmiştir. Urartu Kralı II.Sardur MÖ.VIII.yüzyılda Sevan Gölü’nün batısındaki toprakları ele geçirmiş, daha sonra Kimmerler ve İskitler yöreyi istila etmiş, Medler de MÖ.560’da Urartu egemenliğine son vermiştir. Bazı tarihlerde MÖVI. Yüzyıldan başlayan Armeniai Krallığının ve Prensliklerinin burada hakim olduğundan söz etmektedirler. Pers yönetimi altında Satraplık görevini üstlenen bu prensliklerin başlıcaları Orontes Hanedanı (MÖ.400-200), Artaksias Hanedanı (MÖ.200) idi. Romalılar Artaksias hanedanından II.Tigran’ı yenerek bölgeyi ele geçirmişlerdir. Roma’nın Araxes eyaleti olan yöre, Romalılar ile Partlar arasında sürekli el değiştirmiştir.



Bu yöre daha sonra Sasanilerle Bizanslılar arasında da çekişmeye neden olmuştur. VII. yüzyılda Arap akınları buraya kadar ulaşmış ve IX. yüzyıla kadar da Araplar buraya egemen olmuştur. Arapların denetiminde kurulan Ermeni yönetimlerinden Bagratlı Hanedanının bir kolu Ani ve Kars’ta hüküm sürmüştür. Bizanslılar 1045’te yöreyi ele geçirmiştir. XI. yüzyılın ortalarında Selçuklu akınları başlamıştır. Selçuklu hükümdarı Alpaslan 1064’te yöreye hakim olmuş, merkezi Ani olmak üzere Selçuklulara bağlı Ani-Şeddadlılar Hükümeti kurulmuştur. 1064 yılında Sultan Alparslan tarafından fethedilmesinin ardından Kars ve çevresi, Selçuklulara bağlı beylikler tarafından idare edilmeye başlanmıştır. 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Sultan Alparslan Erzurum, Erzincan, Tercan ve Pasinler’le birlikte Kars’ı da kumandanlarından Kasım Bey’e vermiştir.

1941-1942 yıllarında Kars'ta yedek subay olarak görev yapan İsmail Kılıç KÖKTEN, bu dönemde Kars’ta tarih öncesine ait araştırmalar yapmıştır. İ.Kılıç KÖKTEN'in yönetimindeki bu çalışmalar ile Kars bölgesi tarihinin Alt-Paleolitik Döneme kadar uzandığı kanıtlanmıştır.

Kars yöresinde Paleolitik Dönem insanlarından günümüze kalan buluntular yeryüzündeki en eski kültürlerden birisinin bu yörede olduğunu göstermektedir. Bu döneme ait; Susuz ilçesi, Cilavuz Dere düzlüklerinde ve Kars Platosu'nda, şölyen-aşölyen tipte işlenmiş ve Alt Paleolitik Döneme tarihlenen bir el baltası; Ağzıaçık (Azacık) Suyu'nun batısındaki düzlüklerde oval çevreli, iki yüzü çok güzel işlenmiş, ucundan biraz kırılmış bir başka aşölyen baltası, Ani çevresinde ele geçen bir el baltası; Yazılıkaya'nın yaklaşık 6 km. güneyinde, Tombultepe yamaçlarında püskürük kayalardan yapılmış, şölyen tipte el baltaları ve iri yongalar bulunmuştur.



Borluk Vadisi'ne Musteryen tipte bir araç; Ağzıacık Suyu'nun batısında bazalttan yapılmış çok aşınmış Musteryen tipte bir uç; Yazılıkaya, Tombultepe'ye yakın Kurbanalan Mağarası'nda taş araç ve ocak yerleri gibi Orta Paleolitik döneme ait buluntulara rastlanmıştır.

Üst Paleolitik Dönemde ise avcılık ve toplayıcılık yöntemlerinde farklılaşma olduğu, araç-gereç yapımının geliştiği görülmüştür. Yine bu dönemde duvar resimleri de ortaya çıkmıştır. Camışlı Köyü'nün batısında, Aladağ'ın doğu yamaçlarındaki Yazılıkaya'da bazalt yapılı bir kayanın dik ve düzgün yüzünde biri büyük, biri küçük iki panoya rastlanmıştır. Büyük pano, yerden 4 metre yükseklikte, yaklaşık 14 metre uzunlukta ve 3-4 metre genişliktedir. Küçük pano ise aynı duvarın doğu uzantısı üstündedir.

Yazılıkaya panolarında hayvan ve insan figürleri vardır. Figürlerin çoğu dağ keçileri, geyikler, geyik yavruları ve eşeklerden oluşmaktadır. Bunlar o dönemdeki doğa koşullarının avcılık ve toplayıcılığa elverişli olduğunu ortaya koymaktadır. Yine aynı yerde bulunan derinliği 11,5 m, iç genişliği 5,5 m, ağız genişliği 12,5 m olan ve güneye bakan Kurbanağa Mağarası araştırmalarında da yine Üst Paleolitik Döneme ait taş araç-gereçler bulunmuştur.

Paleolitik dönemi izleyen mezolitik dönem, mikrolit adı verilen minik araç-gereçlerle tanınmaktadır. Prof.Dr.İ.Kılıç KÖKTEN'in Aras Vadisi'nde yaptığı araştırmalarda bu araçlardan ele geçmiştir. Bu ve diğer paleolitik buluntular Rusya topraklarında saptanan benzerleri ile karşılaştırıldığında, bölgenin yerleşim tarihinin komşu bölgelere koşut olarak, Paleolitik Dönemle başlayıp, Mezolitik Dönemde de devam ettiğini göstermektedir.

Neolitik Dönemi Kars yöresinde gerçek anlamda bir yerleşme yeri değil, Akçakale Adası'ndaki taş anıtlar ve kaledeki duvar resimleri temsil etmektedir. Bu resimler, yöredeki neolitik dönem yaşantısına bir ölçüde açıklık getirdiği için önemlidir. Çıldır Gölü'ndeki Akçakale Adası'nda Dolma Tepe eteklerinde kaya anıtları bulunmuştur. Ada menhirler, dolmenler ve kromlekler ile doludur.

Prof. Kökten'e göre; bu taş anıtlar neolitik dönem tekniği ile yapılmıştır. Çok kaba taşlarla örtülü iç duvarlar, kaba ve büyük taşlarla örtülü damlar, Avrupa dolmenlerinin bazılarında görülen tekniği anımsatmaktadır. Avrupa kültürüne özgü olduğu kabul edilen bu tip taş anıtlar doğuda ilk kez Kars'ta rastlanmıştır. Anıtların ortasında açılan bir sondaj çukurunda, çok kaba, mat siyah renkli değişik biçimlerde çanak-çömlek parçaları bulunmuştur.

Yazılıkaya - Kurbanağa Mağarası'nın doğusunda, kale denilen tepede açılan bir sondaj çukurunda da üst katmanda farklı bir katman saptanmış ve bunun Son Neolitik Dönemden kalmış olabileceği öne sürülmüştür. Kaledeki duvar resimlerinin ise Son Neolitik Dönem ya da İlk Tunç Çağı sonlarında yapıldığı sanılmaktadır.

Kağızman’ın güneyinde, Mısır Dağı yerleşim yerinde, yapılan araştırmalarda, kalkolitik dönem özellikleri taşıyan buluntular ele geçmiştir. Bakır Çağı da denilen bu dönemin izlerine, Ani'de ve Azat Köyü'ndeki höyükte de rastlanmıştır.

İlk Tunç Çağı’nda, Kars bölgesinde Yazılıkaya'nın dibinde açılan Küçük Deney Çukuru'nda ve Kurbanağa Mağarası yakınındaki sondajda ele geçen çanak çömleklerle ve aynı mağaranın doğusunda, Kale denilen, üstü düz yüksek tepedeki sondaj çukurunun buluntularıyla bilinmektedir.

Kale mevkiindeki açmada, İlk Tunç Çağından kalma bir açkı taşı; el değirmeni taşları; bir çekiç; delinmiş, üstü çizgi - süslü hayvan parmak kemikleri; küçük bir taş hayvan; el yapımı çanak-çömlekler ve yapı kalıntıları olduğu düşünülen iri taş yıkıntıları bulunmuştur.

Tüm bu araştırmalar Kars yöresinin Paleolitik Dönem'den başlayarak Orta Tunç Çağına kadar kesintisiz bir yerleşim yeri olduğunu kanıtlamıştır.

Ani



Kars İline 42 km uzaklıktaki Ocaklı Köyü sınırları içerisinde yer alan Anı Ören Yeri Türkiye – Ermenistan sınırını ayıran Arpaçay Nehrinin batı yakasında Türkiye sınırları içerisinde volkanik bir tüf tabakası üzerine kurulmuş bir ortaçağ şehridir. Ören yeri Anadoluya İpek Yolu üzerinden girişte ilk konaklama merkezi olduğundan aynı zamanda bir ticaret merkezidir.

Antik kentin zenginliği de buradan gelmektedir. Ören yerinin en eski tarihi M.Ö. 5000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Tarih öncesi dönemde ören yerindeki yerleşim bostanlar deresi olarak bilinen vadideki volkanik oluşumlu mağaralardan oluşmuştur.



Bu günkü ören yerini oluşturan iç kale M.S. 4. yy’da Kars Şehrine ismini veren Karsak’lılar tarafından yaptırılmıştır.

Ören yerinin dış cephe surları Bagratlı Kralı Aşot tarafından M.S. 964 yılında yaptırılmaya başlanmış daha sonra Kral III. Sembat 978 yılında 2. takviye sur sistemini yaptırmış 1064 yılında Selçuklu Sultanı Alparslanın Ani’yi feth etmesinden sonra anı beyi olan Ebul Menucehr tarafından 1064 – 1072 arasında 3. sur sistemini yaptırmıştır.

Büyük Katedral (Fethiye Camii) :



Yazıtlara ve tarihçilere göre kilisenin temelleri Bagratlı Kralı II. Sembat tarafından M.S. 990 yılında atılmış ancak Kral Sembat öldükten sonra kiliseyi eşi kraliçe KATRANİDE tarafından 1001 yılında bitirilmiştir. Kilisenin mimarı aynı yüzyılda İstanbul Ayasofya Kilisesinin tamiratını yapan TİRİDAT ustadır.

Katedral 1064 yılında Sultan Alparslanın Anı’yı feth etmesinden sonra camiye çevrilmiş ve ilk fetih namazı kılınmıştır. Bu sebeple büyük katedrale Fetihiye Camii’de denilmektedir.

Tigran Honents (Resimli) Kilise :



Anı Ören Yerinin kuzey doğusundaki mığmığ deresinin Arpaçay Nehrine karıştığı yer üzerinde yükselen seki biçimindeki bir arazi üzerine kurulan kilise 1215 yılında Anılı bir tüccar olan Tigran Honents tarafından inşa ettirilmiştir. Bu kilise özellikle iç mekanındaki fresklerle dikkat çekicidir. Kilisenin iç cephe duvarları ile kubbe kısmında Hz. İsa’nın doğumundan ölümüne kadar geçen olayları sembolize eden freskler mevcuttur.

Abukhamrents (Polatoğlu) Kilisesi :



Ören yerinin kuzeybatısında Bostanlar deresinin üzerindeki surlara yakın plato üzerinde kurulan kilise M.S. 980 yılında Prens Pahlavuni tarafından yaptırılmıştır.

Aziz Prkich Kilisesi:



Anı ören yerinin güney doğusunda büyük katedrale yakın bir noktada inşa edilmiş olan kilisenin yarısı sonradan yıkılmıştır. Kilise M.S. 1036 yılında yapılmış olup zemini daire planlıdır. 1036 yılında kral III. Sembat tarafından yaptırılan kilise 1291 ve 1342 yıllarında Atabekler tarafından restore ettirilmiştir. 1930’lu yıllarda ise bir yıldırım düşmesi sonucu kilisenin yarısı yıkılmıştır.

Selçuklu Sarayı :



Ören yerinin kuzeybatı istikametinde sarp bir kayalık üzerine kurulan bu muhteşem saray yapım tarihi belli olmamakla beraber muhtemelen 1064 yılında Selçukluların Anı’yı fethinden sonra Ebul Menucehr Bey tarafından şehirde başlatılan imar çalışmaları sırasında yapılmış olmalıdır. Orjinali iki katlı olan binanın birinci katı ahşap olduğundan yıkılmış günümüze zemin katla bodrum katı ulaşmıştır.

Selçuklu Kervan Sarayı :



Anı Ören Yerinin merkezinde yer alan kervan saray 12. yy. başlarında yapılmış olup ören yeri içerisinde bulunan antik ana cadde üzerinde inşa edilmiştir. Kervan sarayın taç kapısı süslemeleri orijinal Selçuklu mimarini yansıtmaktadır. Kervansaray 10. yy.da inşa edilen Arekletos Kilisesi ile daha sonra birleştirilerek yapılmıştır.

Menucehr Camii :



Ören yerinde iç kaleye çıkan yolun güneyinde bulunan pilato üzerine inşa edilen Ebul Menucehr Camii planı bilinen ve günümüze sağlam bir şekilde ulaşan en eski Selçuklu eseridir. Ani şehrinin Selçuklular tarafından fetih edilmesinden sonra 1072 yılında Ebul Menucehr Bey tarafından yaptırılan camii Sivas Divriği Ulucamiinden daha önce yapıldığı için Anadoludaki ilk Türk camisi olma özelliğini de taşımaktadır.

Genç Kızlar Kilisesi :



Türkiye Ermenistan sınırını ayıran Arpaçay Nehri Vadisinin batı yanında bulunan kilise ören yerine ulaşan kervan yolunun başlangıç noktasında inşa edilmiştir. Mimari yapısı ve süslemeleri dikkate alındığında 13. yy.’ın karakteristik özelliğini taşıyan kilise silindirik bir plana sahip olup üzerindeki kubbe çadır görünümündedir.

Bakireler Manastırı :



Türkiye Ermenistan sınırının en uç noktasında Arpaçay Nehrinin aktığı derin vadi üzerindeki sarp kayalıklar üzerine kurulan bu kilisenin yapım tarihi belli olmamakla birlikte M.Ö. 10. yy sonlarında yapıldığı anlaşılmaktadır. Bazilikal planlı manastır özel bir ibadet yeri olup manastırın kuzey ve güney cephe duvarları yarım daire şeklindeki kemerlerle batı yönündeki galeriye ulaşmaktadır.
__________________






Kendisini başkalarının kurtarmasını bekleyen kişiler yalnızca kölelerdir.

bakunin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Alt 29-12-2010, 15:14   #7

 
bakunin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Bulunduğu yer: NeverLand
Mesajlar: 5,293
•Rep Puanı : 636610
•Rep Seviyesi :
bakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond repute
bakunin - MSN üzerinden mesaj gönder
Standart
Taş Köprü



Kars İç Kale Mahallesi’nde, Kars Çayı üzerinde iki köprü bulunmaktadır. Bu köprüler 1579 yılında Osmanlılar tarafından yapılmıştır. Sonraki yıllarda deprem sonucu yıkılmış, bugünkü köprü 1719 yılında Karahanoğlu Hacı Ebubekir tarafından yapılmıştır. Köprü üzerindeki kitabesi günümüze ulaşmışsa da üzerindeki yazılar Ermeni işgali sırasında, Ermeniler tarafından yazılar kazınmıştır.

prülerden biri üç gözlü olup, 53.70 m. uzunluğunda, 8 m. genişliğindedir. Köprünün yuvarlak kemerlerinden ortadakinin kemer açıklığı 13 m.dir. Diğer iki kemer daha küçük olup, yol seviyesindeki toprak üzerine bir kenarları ile oturmuştur. Bu kemerler tempan duvarlarına göre daha içeridedir. Yapımında kesme bazalt taşı kullanılmıştır. Bu taşlar arasındaki derzler açıkça görülmektedir. Köprünün iki yanındaki tempan duvarlarının yükseltilmesi ile korkuluklar meydana getirilmiştir. Ayrıca ortadaki ayağın iki yanında birer köşeli ve yüksekliği kemerin üst seviyesine kadar çıkan iki selyaran bulunmaktadır.

İpekyolu Köprüsü

Kars Arpaçay ilçesinde, Ani örenyerinde, Arpaçay Vadisinde bulunan İpekyolu Köprüsü Arpaçay Nehri’nin üzerindedir. Köprü, X.yüzyılda Ermeni Bagrat Krallığı döneminde yapılmıştır. Kitabesi bulunmamaktadır.

prü kesme taştan yapılmış olup, günümüze yalnızca ayakları gelebilmiştir.

Kars Şehitliği

Kars Bülbül Mahallesi’nde, yaklaşık 7-8 dekar büyüklüğündeki şehir mezarlığının doğu köşesi Kars Şehitleri için ayrılmıştır. Taş ve beton duvarlar 50 cm. genişliğinde ve 1 m. yüksekliğindeki şehitliğin ayrı bir demir kapısı bulunmaktadır. Aynı zamanda buraya 5 m. yüksekliğinde kesme taştan bir de anıt dikilmiştir.

Anıt kesik bir prizma şeklindedir. Tabanı 70.00x70.00 m. ölçüsünde olup, tüm yüksekliği 1.55x1.55 m.dir. yedi basamakla çıkılan podyumdaki meşale yeri ise 1.15 m.dir. Bu podyumun önünde 80.00x2.70 ölçüsünde bir musalla taşı bulunmaktadır.

Şehitlikte 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda ve Milli Mücadele sırasında ölen 100’den fazla şehidin mezarı bulunmaktadır. Bu mezarlar 35-40 cm. yüksekliğinde, 1.35x2.65 m. ölçüsünde olup üzerlerine 26x36 cm. genişliğinde kitabeler yerleştirilmiştir. Mezarların dokuzunun üzerinde kitabe olup, diğerleri boş ve kime ait oldukları bilinmemektedir.

Üçler Şehitliği (Üç Şehitler)

Kars Sukapı mahallesi’nde bulunan Üç Şehitler Şehitliğini’nin üzerinde kitabesi bulunmadığından ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Halk arasındaki söylentiye göre; burada yaşayan birisi rüyasında görerek evinin altını kazmış ve üç mezarla karşılaşmış ve burasını mezarlık haline getirerek evini terk etmiştir.

Buradaki mezarlardan biri çevre duvarlarının altında kalmış, diğerlerinin de üzeri taşla örülmüştür. Bu şehitlerin aynı yerde ve aynı anda düşman tarafından öldürüldükleri ve buraya gömüldükleri söylenmektedir.

Allahuekber Dağı Şehitliği



Birinci Dünya savaşı sırasında Kars, Sarıkamış ve Ardahan’ı Rus işgalinden kurtarmak isteyen Osmanlı Devleti Harbiye Nazırı ve Başkomutan Vekili Enver paşa’nın emriyle 118.000 kişilik 3.Ordu, 22 Aralık 1914’te Sarıkamış Dağlarını aşarak hedefe ulaşmaya çalışmıştır.

Enver Paşa yönetimindeki 3.Ordu savaşa hazırlıksız başlamış, 9,10 ve 11.Kolordular 40-50 C.’lik soğukta kar üzerinde Rus birlikleri ile savaşmış ve bu savaşta 37.000 şehit verilmiştir. Ancak Sarıkamış harekatı aşırı soğuk, açlık ve hastalık yüzünden başarısızlıkla sonuçlandı ve 5 Ocak 1915’te sona ermiştir. Sarıkamış dağlarında hastalanarak ve donarak savaşmadan 60.000 şehit verilmiştir.

Sarıkamış harekatında ölenlerin anısına Kültür Bakanlığı biraz geç de olsa, bir anıt yaptırmıştır. Bu anıt 10 Ekim 1996’da ziyarete açılmıştır.

Kazım Karabekir Anıtı

Kars il merkezinde General Kazım Karabekir (1882-1948) için Cumhuriyetin ilanından sonra bir anıt dikilmiştir. Kazım Karabekir 30 Ekim 1920’de kars’ı Ruslardan kurtarmış ve aynı zamanda da TBMM Başkanlığı yapmıştır. Mermer bir kaide üzerinde General Kazım Karabekir Kurtuluş Savaşı’nda giymiş olduğu askeri üniforması ile tasvir edilmiştir. Sol eli manevra kayışında, ayakta durmaktadır. Heykelin kaidesinde “Şark’ın kurtarıcısı Kazım Karabekir Paşa” yazılıdır.

Kazım Karabekir’in anıt mezarı Ankara’da Cebeci Şehitliği’ndedir.

Meçhul Asker Anıtı

Kars Bülbül mahallesi’nde bulunan bu anıt, dikdörtgen bir sığınağın üzerinde yapılmıştır. Buradaki taş ve beton korunağın üzeri toprakla örtülerek bir tepecik haline getirilmiştir. Etrafı dayanak duvarları ile çevrilmiş ve böylece bir meydan oluşturulmuştur. Bu anıta doğu yönündeki geniş bir merdivenden çıkılmaktadır. Zemin taş döşelidir.

Gri renkli kesme taştan yapılan anıt 9.10 m. yüksekliğindedir. Anıta kuzeydoğu ve güney duvarında da iki kemerli geçit bulunmaktadır. Anıtın arka kısmı genişletilmiş ve yine gri renkli taştan saçaklı bir örtü görüntüsü verilmiştir. Anıtın altındaki madeni levhada da “Meçhul Asker Anıtı” yazılıdır.

Kars Müzesi

Kars Müzesi ilk defa Eski Vilayet Konağı’nın bir odasında, “Eski Eserleri Koruma ve Müze Memurluğu” adı altında 1959 yılında Kars Müzesi'nin çekirdeği oluşturulmuştur.
Kars çevresinden toplanan eserlerin artması ile yeni bir müzeye gereksinim duyulmuş, burada toplanan eserler Kümbet Camisi’nde (Havariler Kilisesi) yeniden düzenlenerek 1964 yılında ziyarete açılmış, 1969 yılında da Müze Memurluğu, Müze Müdürlüğü’ne dönüştürülmüştür.



Prof.Dr.İ.Kılıç Kökten’in 1965-1971 yıllarında Kağızman Camuşlu Yazılıkaya ve Kurban Ağa Mağarası’nda yapmış olduğu kazı ve araştırmalarında ortaya çıkan eserler müzeye getirilmiştir. Kümbet Camisi de bir süre sonra eserlere yeterli gelmeyince, Kars Müzesinin yeni binasının yapımına 1871 yılında başlanmış, yapım çalışmaları 1978 yılında bitirilmiştir. Bundan sonra müzenin teşhir ve tanzim çalışmalarına başlanmış ve Kars Müzesi 22 Nisan 1981’de ziyarete açılmıştır.



Kars Müzesi arkeoloji ve etnoğrafya bölümleri ile müze bahçesindeki eserlerden oluşan üç bölüm halindedir. Arkeoloji bölümünde Prehistorik, kalkolitik, Eski Tunç, Urartu, Roma ve Bizans eserleri bulunmaktadır. Bu eserler arasında taştan değirmenler, obsidiyenler, çeşitli aletler, pişmiş topraktan kap ve kacaklar; kemik, cam, boncuk ve bronzdan süs eşyaları; gözyaşı şişeleri, baltalar, ok uçları, mızraklar, kandiller, bronz iğneler, bronz aletler ve mühürler bulunmaktadır. Ayrıca Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı sikke ve paraları da bu bölümde yer almaktadır.

Müzenin etnoğrafik bölümünde, Geç Hıristiyan dönemine ait ahşap bir kapı, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine tarihlenen yapı kitabeleri bulunmaktadır. Kars yöresinin dokuma örneklerinden halı, kilim, heybe, at çulu, farma halı ve kilim yastık yüzleri, seccadeler; bakır mutfak eşyalarından kazanlar, siniler, tepsiler, taslar, ibrikler, yamaklar, (küçük kazan veya yardımcı kap) debbeler (kavurma kabı), kevgir leğen, sahan, havan ve kaşıklar; çeşitli kesici ve ateşli silahlardan altın ve gümüş işlemeli hançer, kama ve kılıç filintalar, çakmaklı ve toplu tabancalar, demir ve tunç baltalar ile barutluklar; el yazması Kuran başta olmak üzere çeşitli yazmalar, basılı eski kitaplar, fermanlar, yazı takımları, yöresel giysilerden kaftan, cepken, üç etek, bel kuşağı, baş örtüsü, göğüslük (tor) duluk ipi, saç bağı, şal kuşak, kadın başlıkları (kofik), tepelikler ve çoraplar; gümüş işlemeli eğerler, deve çakları, ahşap baston, sopa ve gümüş kırbaç, fayton fenerleri, saatler, gümüş tütün tabakaları, yöresel taşlardan ağızlıklar, tespihler, semaverler, gümüş bilezikler, tepelikler, başlıklar ve gerdanlıklar bulunmaktadır.

Teşhir vitrinleri dışında dokuma aletlerinden teşri, kirman ve çıkrık ile yöresel halı tezgahı ve dokumada kullanılan aletler onları tamamlamaktadır. Ayrıca Kars tarihini içeren kitaplar ile eski gazeteler de bu bölümde sergilenmektedir.

Müze bahçesinde ise; Anadolu Selçukluları ve Beylikler dönemine ait mezar taşları, mimari yapı taşları bulunmaktadır. Doğu Anadolu yöresine özgü Selçuklu ve Artuklu dönemine ait koç, koyun, kuzu ve at şeklindeki mezar taşları, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait çeşitli kitabeler ile mezar taşları da burada teşhir edilmektedir. Ayrıca bahçenin kuzeyinde müze duvarına bitişik özel ray sisteminin üzerinde; Kazım Karabekir Paşa’ya 1921 Kars Antlaşması sırasında Ruslar tarafından hediye edilen tarihi Beyaz Vagon da bulunmaktadır.

Gazi Ahmet Muhtar Paşa Müzesi



Gazi Ahmet Muhtar paşa 1877 yılında Osmanlı-Rus Savaşı’nda Kars’ı Ruslara karşı yapılan Başgedikler, Zivin ve yahni Savaşları’nı kazanmış ve bu nedenle de gazi unvanını almıştır. Ancak Alacadağ Savaşı’nda Osmanlı ordusu yenilince Ahmet Muhtar paşa ordusu ile Erzurum’a çekilmiştir.

Kars’ta Gazi Ahmet Muhtar Paşanın karargah binası olarak kullandığı Konak, XIX.yüzyılın ikinci yarısında yapılmış iki katlı, dikdörtgen planlı bir yapıdır. Konağın dış cephesi bazalt taşından, çatısı da toprak damla örtülüdür. Girişi güney yönünde olan konağın zemin katında iki, birinci katında da bir salon ve üç oda bulunmaktadır.

Kars Valiliği ve Kars Tugay Komutanlığı 2001 yılında bu konağı restore ederek müze konumuna getirmiştir. Konağın birinci katında 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Kars il merkezi ile Yahnılar Tepesi’ndeki tabyalarda bulunmuş, bu savaşla ilgili askeri malzemeler, Gazi Ahmet Muhtar Paşa’nın fotoğrafları, haritaları, Osmanlı ordusunun hareket planları, savaş resimleri ve gravürler sergilenmektedir. Vitrinler içerisinde de top mermileri, fişekler, süvari atlarının nalları başta olmak üzere savaş alanlarından toplanan askeri malzemeler bir araya getirilmiştir.

Müzenin diğer salonu da sergi salonu olarak düzenlenmiştir.

Ani Eski Eserler Müzesi

Kars Arpaçay ilçesindeki Ani’de N.Marr tarafından 1904 yılında Eski Eserler Müzesi kurulmuş, bunun başına da Ani kazılarına katılan Leningrad Hermitage Müzesi’nde yöneticilik yapan H.Orbeli getirilmiştir.

Bu müze önce Menucehr Camisi’nde kurulmuş, eserler burada bir araya getirilmiş ve daha sonra Ani’deki yeni müze binası tamamlanınca da 1908’de buraya taşınmıştır. Bu müzede 1892 yılından beri ele geçen yöredeki eserler toplanmıştır. 1917 yılında Ani’de N.Marr bir de bilimsel araştırma enstitüsü kurmuştur. Daha sonra bu arşivi Tiflis’e göndermiştir.

I.Dünya Savaşı’nın başlaması ile 1918 yılında bu müze kapatılmış ve Ani savaş alanının içerisinde kalmıştır. Rusların Kars’tan çekilmesi ve Ani Müzesi’nin boşaltılması sırasında 1918 yılında çevredeki aşiretlerin ve Ermenilerin saldırısına uğrayan müze ile arkeoloji enstitüsü yıkılmış, koleksiyonlarının büyük bir bölümü vagonlara doldurularak Tiflis’teki Kafkas Enstitüsü’ne götürülmüştür. Bu arada müzedeki eserlerin çoğu da yok olmuştur.

Kars Sivil Mimari Örnekleri

Anadolu ile Kafkas kültürünü birleştiren sivil mimarlık örneklerini ortaya koyması yönünden Kars ve yöresi çok önemli bir bölgedir. Ancak sınır kenti olması ve sürekli savaşlara sahne oluşundan ötürü de büyük zorluklar yaşamıştır.



Kars’taki sivil mimari günümüzde eski ve yeni olmak üzere iki ayrı şehir olarak sivil mimari yönünden incelenmelidir. Eski Kars bugün kale içerisinde ve onun eteklerinde olup Kaleiçi Mahallesi de bu yerleşimin ana noktasıdır. Günümüzde buradaki yerleşim eğri ve dar yolların iki yanında sıralanmış evleri ile sıkışık bir yapılanmayı göstermektedir. Kırsal kesimlerde ise iklim yerleşimi büyük ölçüde etkilemiş, bu nedenle de toplu yerleşime geniş yer verilmiştir. Bu tür yerleşimlerde bir alanın çevresinde çember biçiminde evler bir arada toplanmışlardır. Bu yerleşimlerin orta noktasını da cami oluşturmaktadır. Evler tek katlı toprak damlı taş yapılardır. Yapılarda yörede çok olan bazalt, andezit, tüf, aglomera taşları sık kullanılmıştır. Ayrıca çamur harçla örülü duvarlar çam veya kavak ağacından hatıllarla desteklenmiş, üst örtüyü ise toprak damlar oluşturmuştur.

Geleneksel Kars evlerinde iki ayrı plan tipinin uygulandığı görülmektedir. Bunlardan birincisinde giriş holleri yapının bir köşesine yerleştirilmiştir. Giriş holü yapının sağ veya sol köşesinde olanlarda odalardan biri bu girişin yanındadır. Giriş holünden çift kanatlı bir kapı ile salona, salondan da yine girişe benzer bir kapı ile yanındaki odaya geçilir. Yana yana dizilmiş odalardan diğerlerine daima bir geçiş vardır. Böylece ev içerisinde dairevi bir dolaşım sağlanır. Diğer tiplerde ise, giriş holünün bir tarafından salona, diğer taraftan da misafir odasına geçilmektedir. Bu tip evlerin birbirleri ile bağlantılı olduğu açıkça görülmektedir.

Kars’ın sivil mimari örneklerini oluşturan, Rusların yapmış olduğu evler çoğunlukla taş ve kerpiçten yapılmıştır. Kars’ın eski evleri 1878-1918 arasında Kars’ın Rus işgaline uğradığı sırada eski evler olduğu gibi bırakılmış, yeni yerleşim Taht Düzü denilen güneydeki alana kurulmuştur. Osmanlı sivil mimarisine benzemeyen, üst düzey memur, subay ve yabancı ailelerin yaşamaya başladığı yeni binalar bu yeni yerleşim alanında yapılmıştır.

Katerina KöşküRusların askeri vilayeti olan ve 40 yıl işgal ettikleri bu şehirde yeni bir yapılanmaya gitmişlerdir. Bugünkü Yusufpaşa, Ortakapı ve Cumhuriyet mahallelerinin bulunduğu alanlara 1890 yıllarında Hollanda’dan getirilen mimar ve mühendislere ızgara planlı, birbirini kesen caddelerden oluşan yeni bir şehir kurdurmuşlardır. Geniş ve düzgün taş kaldırımlı caddeler ile geniş parklar ile şehrin görünümü değişmiştir. Kars’ın yeni yapılanmasında Kuzey Avrupa mimarisi üslubundan yararlanılmış, düzgün bazalt taşından iki ve üç katlı binalar yapılmıştır. Bunların yanı sıra villa tipi evlere de geniş yer verilmiştir. Bu evlerin bazıları cadde üzerinde olmalarına karşılık geniş bahçe içerisinde olanları da bulunmaktadır. Bu yapıların geniş cepheleri duvara dayalı yarım sütunlarla ve kabartma bordürlerle bezenmiş, iç mekanlarda ise odalar uzun koridorların çevresinde sıralanmıştır. Bu koridorun çevresinde birbirlerine açılan odalar, salonlar bulunmaktadır.

Ayrıca Peç ismi verilen şömine biçiminde yeni bir ısıtma sistemi burada uygulanmıştır. Bu sistemde Peçlerin içerisinde yakılan kömürlerin çıkardığı sıcaklık iç mekan duvarlarından geçirilen borularla yapıların tümünü ısıtmıştır. Kışların soğuk ve uzun geçtiği Kars’ta Peçlerin yanı sıra daha değişik ısıtma sistemleri de geliştirilmiştir. Odaları birbirinden ayıran duvarların köşesine yarım daire biçimli ve çıkıntılı “galanka” denilen büyük bir soba yerleştirilmiştir. Altı demir döküm olan ve yüksekliği tavana kadar ulaşan, yukarıya doğru daralan ve boruya dönüşen sobalarla evler ısıtılmıştır.

XIX.yüzyıldan günümüze gelen kesme taşların kullanıldığı yapılardan birisi Rus Konsolosluğu olarak yapılan iki katlı yapıdır. Yapının cephesi siyah ve deve tüyü renginde tüf taşı ile kaplanmıştır. Diğer cepheler de moloz taş duvarlıdır. Üst katların köşe balkonlarının korkulukları dökme demirden olup, kendine özgü şekiller içermektedir. XIX.yüzyıldan günümüze kalan Devlet demir Yolları binaları ise Rus işgali sırasında Ruslar tarafından yapılmıştır. Bu yapılarda siyah kesme taşlar cephelerde ağırlıklı olarak kullanılmıştır.

XIX.yüzyıldan kalan Osmanlı yapılarından bazılarının avlulu olduğu görülmektedir. Bu evlere genellikle sokaktan bir duvar ile ayrılan avludan girilmektedir. Ahşap bir merdiven üst kattaki açık sofaya çıkışı sağlamaktadır. Bu açık sofalar boydan boya cepheyi doldurmaktadır. Aynı zamanda bunlar direklerin taşıdığı ahşap balkonlar halindedir. Direklerin arasındaki kirişler adeta bir dantel gibi oyulmuş ahşap süslemelerle bezelidir. Bunlardan Gazi Ahmet Muhtar Paşa’nın XIX.yüzyıl sonlarına tarihlenen köşkü, burmalı sütunları, ajurlu süslemeleri ve diğer evlerden farklı ahşap bezemeleri ile dikkati çekmektedir. XIX. yüzyılda Çarlık Rusya’sının şehri yönetenler için Kaleiçi Mahallesi’nde yaptırdığı köşk dönemin mimarisini en güzel biçimde yansıtan bir yapıdır. Konak ismi verilen bu yapı çatı katıyla birlikte üç katlıdır. Köşkün L şeklindeki avlusunda müştemilat binaları bulunmaktadır. Bu yapı günümüze çok harap durumda gelmiştir.

Kars evleri arasında Namık Kemal’in dedesi Abdüllatif Paşa’nın Kars Mutasarrıfı olduğu ve 1853 yılında yaşadığı üç katlı binanın yalnızca zemin katı günümüze gelebilmiştir. Namık Kemal bu evde küçük yaşlarda yaşamış ve ilk şiirini de burada yazmıştır.

Yusufpaşa Mahallesi, Ordu Caddesi üzerinde bulunan Eski Hastane binasının ön cephesi andezit taşından yapılmıştır. Cephe tamamen oyma ve kabartma bezeme ile kaplanmıştır. Bu bezemede stilize edilmiş ve geometrik motifler dikkati çekmektedir. Yapının diğer cepheleri bazalt taşından düz duvarlar şeklinde örülmüştür. Üç katlı olan bu bina L şeklinde bir plan düzenindedir. Yapı 1985 yılında restore edilmiş olup, günümüzde Kars İl Sağlık Müdürlüğü hizmet binası olarak kullanılmaktadır.

Kars sivil mimari örnekleri arasında Katerina Köşkü, Hekimler Evi olarak kullanılan yapı, İsmet Paşa İlköğretim Okulu, Defterdarlık Binası, Taşkahve, Kars Anadolu Lisesi bulunmaktadır.

Kars Doğal Güzellikleri



Kars ilinde bir çok irili ufaklı göl bulunmakta olup, bunların başında, Kağızman Ülker Köyü yakınındaki Çengilli Gölü; Türkiye-Ermenistan sınırındaki Arpaçay Baraj Gölü; Kars il merkezine 1 saat uzaklıkta, 25 km2 yüzölçümüne sahip olan Çıldır Gölü; Kars Akyaka ilçesi yolu üzerinde bulunan Kuyucuk Gölü 218 hektarlık bir alana yayılmıştır.



Bu gölün çevresinde su kuşlarının beslenme ve barınma yerleri bulunmaktadır. Bu gölde 12 kuş türü yaşamaktadır. Kuyucuk Gölü Orman Genel Müdürlüğü tarafından 1990 tarihinde “Su Kuşları Koruma ve Üretme Sahası” olarak koruma altına alınmıştır.

Kars ili ve çevresindeki Kuyucuk Gölü dışındaki bu göllerde balık yetiştirilmektedir.

Sarıkamış Ormanları



Kars’ın doğal güzelliklerinin başında Sarıkamış Ormanları gelmektedir. İlçe merkezi tamamen ormanlarla kaplı olup, Kars’ın kış sporları merkezi de Sarıkamış’ta bulunmaktadır. Ayrıca iki adet Telesiej Tesisi vardır.

Kars'ta, denizden yüksekliği 2 bin 100-3 bin metre arasında değişen en yüksek noktası 3 bin 120 rakımlı Sarıkamış Allah-u Ekber Dağları Milli Parkı'nda dört mevsim bir arada yaşanmaktadır.

Sarıkamış Ormanları ile Allah-u Ekber Dağlarını kapsayan 22 bin 980 hektar büyüklüğündeki Milli Park alanında; güneş, yağmur, dolu ve kar görüntülerine rastlamak her an Mümkünür.

Susuz Şelalesi



Kars Susuz ilçesi, Ardahan karayolu üzerinde bulunan şelale, yörenin en yüksek düşüşü olan akarsuyudur. Şelalenin çevresinde herhangi bir tesis bulunmamaktadır.

Kuyucuk Kuş Cenneti

Kars İlinin doğal değerinden biri olan Kuyucuk gölü 182 kuş çeşidi ile dünyanın birçok yerinden ziyaretçi akınına uğramaktadır. “Kuyucuk Gölü Yaban Hayatı Geliştirme Sahası 2009 yılında Ülkemizin 13. Ramsar (Uluslar arası öneme sahip sulak alanlar) alanı olarak ilan edilmiştir.

Mağaralar



Kağızman İlçesi Kötek Belediyesi Çamuşlu Köyü Yazılıkaya resimleri Çamuşlu Köyü civarlarında Aladağ’ın doğu yamaçlarında bulunmaktadır. Üst Paleotik çağlardan kalmıştır. Bu civarda tombul tepe ve Kurbanağa mağaralarında bulunan taş araçlar, ocak yerleri ve şölen tipi el baltaları ise M.Ö. 10.000 yılında tekabül eden alt paleolitik dönemden kalmıştır. Kurbanağa mağarasında ayrıca, tunç çağına ait çanak-çömlek ve kement file gibi avlanma araçlarını gösteren duvar resimleri bulunmaktadır.



Yazılıkaya, Bazalt yapılı bir kayanın dik ve düzgün yüzünde, biri büyük, diğeri küçük iki panodan oluşmaktadır. Büyük pano yerden 4 m. yüksekten olup, 14 m. uzunlukta ve yaklaşık 4 m. genişliktedir. Küçük pano ise aynı duvarın doğu uzantısı üzerinde yer almaktadır. Yazılıkaya panolarında insan ve hayvan figürleri bulunmaktadır. Bu hayvanlar geçi, geyik ve eşeklerden oluşmaktadır. İkinci panonun üzerinde kale benzeri araçlarla oynandığı saptanmıştır. Daha genç dönemlerde yaptığı sanılan bu çizgi üzerinde küçük opsitdiyen kalemler kullanıldığı sanılmaktadır.
__________________






Kendisini başkalarının kurtarmasını bekleyen kişiler yalnızca kölelerdir.

bakunin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiket
coğrafya, kars, tarihçe

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:23

Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Valid XHTML 1.0 Transitional
Not : Burası binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir.Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır.Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Eğer Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uymayan ve telif hakkı içeren bir paylaşımın forumumuzda yapıldığına rastladıysanız lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz, en geç 48 saat içinde gereken yapılacaktır. Bilgilendirme yapabileceğiniz mail adresi: webobur@msn.com Bu foruma üye olan herkes bu kuralları kabul etmiş sayılır...
ÇizgiDiyarı® Her Hakkı Saklıdır. oyun oyna Diş tedavisi