Ayın Kahramanı 01 Ken PARKER..

Ayın Kahramanı 01 Ken PARKER..

Ayın Kahramanı Bölümü


Like Tree36Likes

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 12-01-2012, 23:07   #1


 
büyük beyaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2009
Bulunduğu yer: denize sıfır
Mesajlar: 16,160
•Rep Puanı : 1191116
•Rep Seviyesi :
büyük beyaz has a reputation beyond reputebüyük beyaz has a reputation beyond reputebüyük beyaz has a reputation beyond reputebüyük beyaz has a reputation beyond reputebüyük beyaz has a reputation beyond reputebüyük beyaz has a reputation beyond reputebüyük beyaz has a reputation beyond reputebüyük beyaz has a reputation beyond reputebüyük beyaz has a reputation beyond reputebüyük beyaz has a reputation beyond reputebüyük beyaz has a reputation beyond repute
Standart Ayın Kahramanı 01 Ken PARKER..
Merhaba,
arkadaşlar anketimiz sonuçlandı ve en çok oyu alan Ken PARKER
ayın kahramanı seçildi.hepinize selamı var.


Şimdi bu konuda neler yapabiliriz onu konuşalım dilerseniz,
Ansiklopedik bilgiler dışında mümkün olduğunca sizin görüşleriniz,yorumlarınız tercih sebebidir.
yaşadığı dönem,
romanlarda adı geçen yöreler,
dostlarıyla olan ilişkileri,
yaşam tarzı,
anlatmak istedikleri,
herhangi bir kareden sizin gözlemleriniz VS..
gibi konuları,ayrıntıları belirleyelim konuşalım istiyoruz.
Ve bu konuda belki istediğimize kısa zamanda ulaşamayabiliriz ama ay bitsede eklemelerimiz geri dönüşlerle sürer.
Türkiye de eşi benzeri olmayan bir uygulamayı Çizgi diyarı üzerinden yapmaya çalışıyoruz.çok hatalarımız olacak mutlaka ama bi yerden başlamak lazım o gün bu gün arkadaşlar.
bir hafta kadar bakalım okuyalım güzel resimler kareler biriktirelim sonra birlikte hayata geçiririz.
Selamlar,sevgiler..
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
büyük beyaz isimli Üye şuanda  online konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Alt 12-01-2012, 23:50   #2

 
savok - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2009
Bulunduğu yer: Kasımpaşa
Mesajlar: 15,286
•Rep Puanı : 1239753
•Rep Seviyesi :
savok has a reputation beyond reputesavok has a reputation beyond reputesavok has a reputation beyond reputesavok has a reputation beyond reputesavok has a reputation beyond reputesavok has a reputation beyond reputesavok has a reputation beyond reputesavok has a reputation beyond reputesavok has a reputation beyond reputesavok has a reputation beyond reputesavok has a reputation beyond repute
Standart
Çok anlamam ama bazen bir caz müziği parçası duygulandırır beni alır götürür
Ken Parker'da öyle bir duygu bırakır bende
derinlerden gelen bir çığlık gibi..
İsyanın sesidir..
Bazende muzip bir çocuğun yüz ifadesi beliriverir yüzünde,
bazen bir ajandır,
bazen de ölümüne mücadele eden bir işçi..
Ama özellikle insandır..
Şekilde görüldüğü üzere:

savok isimli Üye şuanda  online konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Alt 13-01-2012, 02:35   #3


 
büyük beyaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2009
Bulunduğu yer: denize sıfır
Mesajlar: 16,160
•Rep Puanı : 1191116
•Rep Seviyesi :
büyük beyaz has a reputation beyond reputebüyük beyaz has a reputation beyond reputebüyük beyaz has a reputation beyond reputebüyük beyaz has a reputation beyond reputebüyük beyaz has a reputation beyond reputebüyük beyaz has a reputation beyond reputebüyük beyaz has a reputation beyond reputebüyük beyaz has a reputation beyond reputebüyük beyaz has a reputation beyond reputebüyük beyaz has a reputation beyond reputebüyük beyaz has a reputation beyond repute
Standart
yeni bir bölüm açacağız uygun başlıklar eklenecek.
her ay bir kahraman şeklinde devam etmeyi düşünüyoruz ama arada aklımıza bir şeyler geldikçe de bi önceki aya ait konulara eklemeye devam ederiz.
Baltimora likes this.
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
büyük beyaz isimli Üye şuanda  online konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Alt 13-01-2012, 08:32   #4

 
Üyelik tarihi: Mar 2011
Mesajlar: 603
•Rep Puanı : 31996
•Rep Seviyesi :
vakanuvis has a reputation beyond reputevakanuvis has a reputation beyond reputevakanuvis has a reputation beyond reputevakanuvis has a reputation beyond reputevakanuvis has a reputation beyond reputevakanuvis has a reputation beyond reputevakanuvis has a reputation beyond reputevakanuvis has a reputation beyond reputevakanuvis has a reputation beyond reputevakanuvis has a reputation beyond reputevakanuvis has a reputation beyond repute
Standart
Hayırlı olsun yeni bölüm arkadaşlar!

Çok önceden kaleme aldığım bir yazıyla hızlı bir giriş yapmak istedim. Belli ki artık yenilerini yazma zamanı gelmiş... Ken Parker-Alaska'ya ne yazsak az

Tuzla Tersanelerinde yeni ölümler oldu art arda. Bu toplumsal yara kanamaya devam ederken Bakan “ben tek başıma üstesinden gelemem” açıklamasını yaparak çözümün çok uzakta olduğunu açıkladı. Bu tarz ciddi sosyal yaralar çizgi romanda nasıl ele alınıyor acaba? Ele alınıyor mu?

ÇİZGİ ROMANIN ALGILANIŞI

Çizgi romanı sadece maceralardan oluşan kurgular olarak görmek okumayanların çoğunlukla kolaylarına gelmektedir. Vurdulu-kırdılı bölümleri ön plana çıkararak asıl anlatılmak istenenleri bir yana bırakmak nedense işlerine gelir. Şiddet öğesi ise tamamıyla öne çıkarılarak asıl hikaye göz ardı edilir.

Oysa macera kurguları her “dramatik yazın”da olduğu gibi “heyecan yaratan olaylar dizgesi”dir. Şiddet olarak gösterilen şey ise mesajın aktarılması noktasında basit bir araçtır ve çoğunlukla hedef yaş gruplarına göre ölçülü verilmektedir. Dahası genel olarak masalsı bir alt yapının üzerine kurulu olan çizgi roman dünya-evrenleri masalsı bir şiddeti kullanırken mesajı anlatmakta “metaforik şiddet” olarak adlandırılan tekniği her sayfasına yerleştirmektedir. Bu şekilde şiddet asıl mesajı tamamlayan unsur olmaktadır.

Teksas-Tommiks diye adlandırılan türlerde çoğunlukla ortaokul seviyesindeki çocuklara masalsı erdemler anlatılmaktadır. Dürüstlük, yasaların üstünlüğü, vatanseverlik, doğruluk v.s. bunlardan bazılarıdır. Ölümler, yaralanmalar, şiddet gerekli görüldüğü kadar sunulur okuyucuya. Kanlı sahneler ve cinsellik yok denecek kadar azdır.

Amerikan comics’inde de şiddet daha modernize edilerek ön plana çıkarılır. Ancak fantastik zemin üzerine kurulu aksiyon gerçekçi bir dünyada, westernden ve tarihten uzak bir ortamda gerçekleşince çizgi roman okumayanlara “şiddet” dozu daha fazlaymış gibi gelir. Empati dozu bu noktada artar ve çizgi romanın anlattığı değil anlatımda kullandığı araca yönelir gözler.

ÇİZGİ ROMANDA MESAJ

Belki de çizgi romanın en çok eleştirilen ve kusur bulunan kısmı “mesaj” vermiyor oluşudur. Özellikle de toplumsal olaylara ve sosyal konulara ışık tutmaması iddiası daha entelektüel kesim tarafından vurgulanır. Sanki böyle bir mesaj kaygısı olması gerekiyormuş gibi!

Sanatın sadece beceri ve tekniğin öne çıkarılarak satışa sunulanı da vardır oysa mesajlı sanat kaygısı taşıyanı da. Çizgi roman da işte bu geleneğin tam içinde yer alarak yaratıcılarının ve yayınevlerinin hayata bakışları veya yayın politikalarının gereklerini yerine getirirler. Mesaj vereni de vardır, olayları olduğu gibi resmeden de, ti’ye alan da, sadece buluşları okuyucuya sunarak hayal gücü yüksek ufuklar sunanı da. Kitap, sinema, müzik seçiminde olduğu gibi sanatseverin ili alanına uygun olan çizgi romanı bulmak için araması gerekmektedir.

“Prensi bulmak için bir çok Kurbağa öpmek gerek”… Ülkemizde neyse ki çok çizgi roman seçeneği yok da dudaklarda isilik çıkacak vakit bulamayacak.

İŞÇİLERİN SORUNLARI VE ÇİZGİ ROMAN

Sosyal yaraları ve sorunları ele alan çizgi romanlar denince akla ilk gelenler özellikle Cumhuriyet Gazetesinde yıllardır süren “bant çizgi romanlar” oluyor. Behiç Ak, Semih Poroy gibi ustaların aksatmadan yürüttüğü bu gelenek özellikle toplumsal olaylara ve siyasete göndermeler yaparak çizgi romanın bu alanda eksik kaldığı iddia edilen bir yanını kapatmaktadır.

Karikatürün daha büyük bir keyifle daldığı bu alan yine de mizahi çizgi romanlar vasıtasıyla defalarca kağıda aktarılmıştır. Gırgır geleneğini sürdüren ve Leman ekolü ve sonrası döneme kadar da mizahi çizgi roman bireysel arayışlardan çok toplumsal konuları ele almış okuyucuyla buluşturmuştur. Özellikle hedef kitlenin işçiler ve memurlar olduğu dönemlerde konular da onları ilgilendiren içerikleri kapsamıştır. Şimdilerde ise artık daha bireye ve bireyin sorunları ve arayışlarına yönelik çizgiler sayfalarda kendilerine yer bulmaktadır. Tabii mizah dergilerindeki gelenek gereği üçüncü sayfa karikatürleri hariç.

Ciddi çizgi roman yapma iddiasında olan çizgi romanlardaysa işçi sorunları çok az ele alınmaktadır.

Marvel’ın Örümcek Adam serisinde okuyucunun karşısına çıkan “kötü adamların” çoğu ya bilimi ve imkanlarını kötülük için kullananlardır ya da eğitimleri ve kazançları az kişilerdir. Bilim adamları ve kazançları iyi olanların verdiği mesaj Örümcek’in “büyük güç büyük sorumluluk getirir” felsefesini öne çıkarmakta başarı sağlanmasını sağlarlar. Buna karşın kazançları ve eğitimleri az olanların suç işlemeleri tamamıyla “cehalete” bağlanır ve alttan alta “öyle olmayın” denilerek çok para kazanmak için bilginin önemi ön plana çıkarılır. Comicslerdeki karakterlerin büyük çoğunluğu tiyatro ve edebiyatta "asil"lerin yerini alan "burjuvazi asilleri"yle aynı mesleklerdendirler. Gazeteci, iş adamı, bilim adamı, burjuva sanatçısı, doktor v.s. Bu bakımdan öğretilerinin de burjuva değerleri düzeyinde olması kaçınılmazdır.


The Wrecking Crew: Bulldozer, Thunderball, Piledriver, Wrecker
Her birinin isimleri inşaat yıkım araçlarından oluşan bu grup oldukça iyi bir örnektir.
Marvel Comics

İtalyan çizgi romanlarının ülkemizde yayımlanan temsilcileri ise politikacılarımızın ağızlarına pelesenk olmuş olan “mazlum halk” savunuculuğunu yaptıklarını görürüz. Özgürlükleri ellerinden alınmış, vatanları işgal edilmiş, sefalete sürüklenmiş zavallı halk kitleleri pis işgalcilerden kurtarılmaya çalışılır sürekli. Doğrudan herhangi bir sosyal yaraya parmak basanları az da olsa bu temaya dolaylı yollardan sırtını dayayan İtalyan çizgi romanı yine de genel olarak bu konuları daha fazla işlemektedir demek yalan olmaz.

Son dönemlerde ülkemizde basılan Julia, Nathan Never, Dampyr ve Büyülü Rüzgar serileri bu temalara doğrudan işaret eden, ele alan öyküleri eski kahramanlara nazaran daha fazladır.

ALASKA / Ken Parker

Asıl adı karamanının adını taşıyan ALASKA – Ken Parker serisi ülkemizde ilk kez Tay Yayınları tarafından yayımlanmıştır. Birkaç kez kesintiye uğrayan seri bu kesintiler sebebiyle üç defa ilk sayıdan başlatılmıştır.


Yazar Giancarlo Berardi ile çizer Ivo Milazzo’nun ortak eseridir ve 1977’de okuyucuyla buluşmuştur. Belki bazı söyleşilerden yaratıcısının düşüncelerini bu yazıya koymak hoş olurdu ama ben daha çok kendi izlenimlerimi aktarmayı tercih edeceğim bu yazıda.

Ken Parker, 20. yy’ın entelektüel insanının çizgi romandaki yansımasıdır demek doğru olur. O ne bir çok yazarın iddia ettiği gibi anarşisttir ne de tek başına solcu olarak tanımlanacak biridir. O, hayatı soruşturan, araştıran, bilgilenen ve her karşılaştığı olağanüstü durumu yargılamadan sorgulayan, kesin ve kati bir karara varmamayı tercih eden biridir.

Berardi kahramanı vasıtasıyla antik tiyatronun yaptığı şeyi yapmakta, izleyici-okuyucuyu sorgulamaya itmeye çabalamaktadır. Hatta antik tiyatronun kesin erdem anlatma merakı vardır onu bir yana bırakırsak Brecht’in “izleyiciyi ajite etme, sorgulamaya sevk etme” tekniği kullanılmıştır.

Bir öyküsünde kasabaya musallat olan Kızılderili’nin peşine düşülür. Sonunda yakalanan Kızılderili adalete teslim edileceği yerde kurşuna dizilir. Oysa öldürülen Kızılderili’nin kimliği belirsizdir. Ken Parker arkasını dönerek gider ve okuyucu da merakta kalır.

Bir başka öyküsünde eşcinsel bar dansçısından yardım görür Parker. Öyküden çok insan kavramı ve önyargıların sorgusu ön plana çıkar öyküde.

Bir diğer öyküde tuzağa düşürülen yaşlı adamı kurtaran Ken Parker onun cellat olduğunu öğrenir. Bir cinayeti (adalet eliyle de olsa) gerçekleştirmek için bir başkasına engel olmuş olması onun hayattaki konumunu gözden geçirmesine neden olur.

Birkaç sıradan ve beylik hikayeyi bir yana bırakırsak serinin her kitabı üzerine tezler yazılacak kadar derin ve yoğundur.

ALASKA ve İŞÇİ SINIFI

Ken Parker serisinin en büyük başarısı bugünü anlamak için amerikan kapitalizminin ve sömürgeciliğinin zemin olarak kullanılmasıdır. Endüstri ilerliyor, iş adamları siyasetle iç içe işler çeviriyor, adalet güçlünün elinde oyuncak olmuş, fakirler piyon gibi oradan oraya sürülüyorlar, yobazlık ve din şantaj gibi kullanılıyor, sömürülecek devletler sonuna kadar sömürülüyor (Kızılderililer)…. Özetle bugün dünyada dönen dolapları anlamak için Alaska – Ken Parker serisine bakmakta büyük yarar var. Günümüz ve evrensel toplumsal ve siyasal temaların tümü bir dönemin üzerine kurularak anlatılabilmiş.

İşçi sınıfı işte bu serinin içinde (bildiğim kadarıyla) iki sayıda ele alınmıştır. Çoğunlukla vahşi topraklarda rehber ve avcı olarak hayatını kazanan Ken Parker’ın şehirde geçen öyküleri içinde yer alır bunlar. Bugünkü FBI’ın ilk hali olan Pinkerton teşkilatı için çalıştığı ve şehir gözüyle hayatı izlediği dönemidir. Bu iki öyküden “Grev” kahramanın bir polisi vurması nedeniyle ülkemizde yayınlanmamıştır.

Ancak “Donovan’ın Çocukları” (no: 15) adlı ikinci hikaye oldukça manidardır. Dünya klasikleri arasında yer alan bir çok romana ithaf edilmiş gibidir bu sayı. Yoksul işçi sınıfını çocukların gözünden anlatan bir öyküdür bu.

Yoksul işçi çocukları günlük sefalet, aile içi ve dışı şiddetiyle mücadele ederken çocukluk hayalleri ve büyüme sorunlarıyla da mücadele etmek zorunda kalırlar. Bir önceki sayıda yaralanmış olduğu anlaşılan Ken Parker işte bu çocuklardan birinin kurduğu çete tarafından bulunmuştur. Donovan bu çetenin çocuk yaştaki lideridir.

Çete, bu yaralıyla ne yapacağını düşünürken başka bir çeteyle savaşırken kendi aralarında gerçekleşen sorunlarla boğuşup “ihbar” ve “para” ve “hayattan yırtma” arasında gidip gelirler.

Yakın zamanda ülkemizde patlayan “kapkaç” bombası onların geçim-oyun kaynağıdır. Dürüst bir esnaf onların çaldıklarını ellerinden çıkarmalarına yardımcı olmaktadır. V.s.

Biz işçi ailelerine ve gerçekleşen olaylarına bakalım.

Sayfa 27 kare 4 – sayfa 28 kare 3
Jerry’nin yediği tokatla başlar sahne.
Çeteden Jerry’nin ailesi vardır. Babası fabrikada çalışırken sağ elini kazaya kurban vermiştir. Baba “…ya oturup kardeşlerine bak ya da madende çalış”. Jerry “Hayır, Madene gitmem…”. Baba “Senin yaşındayken (12 falan) fabrikada bir yerim vardı….Beni örnek alıp çalışmalısın!”. Jerry “sonunda senin gibi olmak için mi?” “Şak” Tokat.

Sayfa 29 kare 1 – 6

Çeteden bir başka çocuk evine yemek getirir. Kemikleri çıkmış anne elinden bohçayı kaparak beş çocuğuna paylaştırarak yer. Anne “Oh tanrım, sana bırakmadık”. Çocuk “Önemi yok, ben aç değilim…”.

Sayfa 30 -31

Bir başkası, Mario, sarhoş babasını sokaktan bularak evine taşır.

Sayfa 31 – 32

Tek gözlü gecekonduda yaşayan kalabalık ailenin babası çeteden bir tanesine hemen yatması için emir verir. Çocuk daha yatağa girer girmez anneyle baba iş pişirmeye başlarlar.

Sayfa 32 - 33 – 34

Polis tarafından arandığını gören Donovan bir fıçının içine girer ve sokak kedisine sarılarak uyur.

Bu sayfalar boyunca kahraman baygındır. Şehirdeki dünyayı çocukların gözünden yaşar okuyucu.

Sayfa 38’de hoş bir diyalog var. Bir kadının evini soyarak ameliyat malzemesi almaya karar vermiş olan çetenin en küçüğü yaşlı kadınla kısa bir sohbet eder. Kadın “ Kaç yaşındasın sen?” Çocuk “Yediyi bitirdim (yedi değil, sekiz değil, bir yaş daha büyüdüm bir yaşı geride bıraktım… Bu vurgu hoştur)”. Kadın “Dünya daha adil olsaydı şimdi okula giderdin.”. Çocuk “Okula çocuklar gider!” (bu noktada Necdet Neydim’in “Çocuk ve Edebiyat – Çocukluğun kısa tarihi, edebiyatta çocuk figürleri” kitabını incelemeyi önerebilirim sanırım).

Bu arada yapılan soygundan elde edilen paralarla alınan hastane malzemeleriyle, Parker bir doktorun yanında çalışmış olan Mario tarafından ameliyat edilir. Daha önce “ispiyondan” damgalanmış olan Mario’nun babası bu paradan haberdar olur ve oğlunu kemeriyle döver (sayfa 53 kare 3 – sayfa 55 sonu).

Sayfa 56’da fabrikada sağ elini kaybetmiş olan babaya dönüyoruz. Adı Leszek Kowalsky olan işçi fabrikayı dava etmiştir. Fabrikanın züppe avukatı izbe gecekonduya kibarca (!) misafir olur. Bundan sonrası kısa ve beylik bir merhabalaşmanın ardından şöyle sürer:

Sayfa 56 – 58
Avukat “… Aleyhine tazminat davası açtığınız “Ewans Çelik İşletmeleri”ni temsil ediyoruz. Bay Ewans fabrikada uğradığınız kazadan sonra neler hissettiğinizi biliyor.”
Leszek “Sahi mi?...”
Avukat “Her neyse İşçilerin dikkatsizliğinden şirket sorumlu değildir….”
Yasaların güçlüden yana olduğu bir sistemde sonrası tehdit tabii.

Ve mahkeme. Sayfa 66’da başlayan dava celsesi 68’de bitiyor. Ancak yankısından kurtulmak çok zor.

Vardiya şefine kulak verelim: Şef “…diğerleri gibi vasıfsız bir işçiydi. Eğer işçiler her zaman seri ve düzgün çalışsalar biz vardiya şeflerine gerek kalmazdı.
Davacı avukat “Fabrikada kaç saat mesai yapıldığını söyler misiniz?”
Şef “On altı saat… Sabah altıdan gece on’a kadar.”.
Avukat “…kaza saat kaçta meydana geldi?”
Şef “Paydosa aşağı yukarı yarım saat kala!...”
Avukat “Demek ki bu adam on beş saattir presin başındaydı ve korkunç gürültülü, dumanlı bir ortamda çalışıyordu… o yıpratıcı sıcakta her geçen saat biraz daha yoruluyor, hareketleri yavaşlıyordu… Kazaların çoğunun mesai saatinin sonlarına doğru meydana geldiği doğru mu değil mi?”
İtiraz gelir… Davalı avukatı “Sanayi makineleri doğal olarak tehlikelidir. İşçiler bunu işe girdiklerinde biliyorlardı…”

Ve sayfa 72’de mahkeme devam ediyor tek sayfa da olsa. Yalancı kayıtlar ve tanıklar işçiyi suçluyorlar.

Bu sırada Donovan’ın çetesi kendi bölgesini daha yetişkin gençlerden oluşan bir çeteden Parker’ın savaş deneyimleri sayesinde korurlar. Ancak ilerleyen sayfalarda gerçekleşen konuşma dikkat çekicidir.

Sayfa 78 - 79
Parker “…bu numaralrı Kızılderililerden öğrenmiştim…”
Davacı işçinin oğlu “Bildiğin diğer hileleri de bize öğretmelisin.”
Parker “Memnuniyetle. Ama insan her istediğini hileyle elde edemez.”
Çocuk “okumayı öğrenmeye başladık.”
Parker “İşte en önemlisi bu!”
Başka çocuk “İnsan okuyarak zengin olabilir mi?”
Parker “Hayır. Ama kendi haklarını öğrenebilir ve daha kolay elde edebilirler!”
Davacı işçinin oğlu “Babam deniyor… Patronunu mahkemeye verdi.”
Parker “Umarım kazanır. Bir gün gelecek herkesin bir evi, bir işi olacak, açlıktan kimse ölmeyecek ve çocuklar çalmak zorunda kalmayacak…”
Donovan “O zaman dünyayı yeni baştan yapmak gerekir! Buna bin yıl yetmez…”
Parker “Bütün insanlar el ele verirse o kadar beklemeye gerek kalmaz!”

Sayfa 79 kare 5 – sayfa 80 kare 3 arası mahkeme sürer.

Davalı avukatı “sokakları kana bulayan çatışmaları henüz unutmadık…büyük şirketlerinden birinin adına leke sürülmek istenmiştir… oysa bu kuruluş diğer birçokları gibi şehrimize refah ve zenginlik getirmiş, pek çok işçiye çalışma imkanı sağlamıştır… İşçiler patronlarına yapılan bu haksızlığı affetmeyecektir…”

Kararın açıklanacağı gün Polis Donovan Çetesinin sığınağını basar ancak Parker’ı yakalayamaz. İhbarcının kim olduğu araştırılır ve sürpriz final trajik bir sonla gelir. Okunmaya değer acı bir ön final.

Asıl final dava sonucudur.

Sayfa 96… Davacı işçinin evinin önünde polis ve meraklılar. İşçinin eşi kucağında bebeği polise “Bu sabah karar açıklanacaktı… Mahkemeden döndüğünde ben dışarıdaydım” (sayfa 96 – kare 3,4). Kare 5’te işçinin kendini astığı gölgesinden ve havada dönen bedeninden anlaşılmaktadır. Bence asıl final de budur.

Sonrası kısa bir konuşma ve vedadır. Öykü acı değil, umutla biter.

TUZLA…

Bu hikayede Tuzla tersaneleri nerede sorusunu soranlara uzun uzun yazmak istemedim. Ancak bence Tuzla ölümlerini anlamak için, ilgili bakanların açıklamalarını, iş adamlarının işçilerini suçlayışlarını, işçilerin ölen-yaralanan işçileri eleştirerek işlerini kaybetme korkusuyla patronlarını savunmalarını, sendikaların vurgularını basından takip etmek, yukarıda yazılı olan mahkeme diyaloglarıyla karşılaştırmak yararlı olacaktır. Berardi geleneğine uyarak okuyucunun sonuca kendisinin gitmesini uygun buluyor yazıyı bir anlamda yarım bırakıyorum. Okuyucu tamamlasın.

SONUÇ

Çizgi roman yeri geldiğinde çok ciddi sorunları ele almaktan korkmayan veya ciddi sorunlara kaygısız kalmayan bir sanattır. Kurbağa öpmek gerekir olay budur. Her zevke ve arayışa uygun çizgi roman mutlaka vardır. Halen sahaflarda ulaşılabilecek kadar çok sayısı olan Alaska - Ken Parker’a orijinal boyutları ve ismiyle basan Rodeo Yayıncılık sayesinde de ulaşılabilir. Dileriz ülkemizde basılmayan sayılarını da hep birlikte okuruz.

***
Tuzla’da hayatını kaybeden işçilere Allah’tan rahmet ailelerine sabır diliyor diğer işçilerin akıllarını başlarına toplamalarını temenni ediyorum.

Ümit
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
vakanuvis isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Alt 13-01-2012, 18:02   #5
 
albay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2010
Bulunduğu yer: şırnak
Mesajlar: 1,145
•Rep Puanı : 136019
•Rep Seviyesi :
albay has a reputation beyond reputealbay has a reputation beyond reputealbay has a reputation beyond reputealbay has a reputation beyond reputealbay has a reputation beyond reputealbay has a reputation beyond reputealbay has a reputation beyond reputealbay has a reputation beyond reputealbay has a reputation beyond reputealbay has a reputation beyond reputealbay has a reputation beyond repute
Standart
benim ilk okuduğum macera uzun tüfek isimli maceraydı. oradaki intibam ne iş olsa yaparım tarzında birisiydi. diğer maceralarını okuduğum zaman belirli bir rolü yoktu. beyaz balina isimli maceradada denizci olmuştu. günümüzde kullanılan serbest meslek tarzındaki gibi ken parkeri serbest kahraman olarak düşünmüşümdür. nerde macera varsa ben ordayım formatında. gerçi beni çok heyecanlandırıp aceba bir sonraki sayfada neler olacak aceba detirtmiyor ama beğenmeyip okumadığım bir çok çizgiromanada fark atar. trt1 in pazar günleri kovboy filmleri tadında birşeyler yakalıyorum kendimce. en güzel yanlarından birisi ise süperötesi kahramanlardan olmayışı sevdiren yanlarından. (örümcek adam-süpermen-spawn-thor vs). ken parkerde sevmediğim noktalardan birisi ise artık amerikanın vahşi batısının bende sıkkınlık yaratmış olmasıdır. teks ile bu doyuma yeteri kadar ulaşıyorum ikincisi fazla geliyor. onun dışında çok sayısı yok zaten .
albay isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Alt 13-01-2012, 18:43   #6

 
Üyelik tarihi: Apr 2010
Bulunduğu yer: Acıbadem - İstanbul
Mesajlar: 637
•Rep Puanı : 112017
•Rep Seviyesi :
stoktan has a reputation beyond reputestoktan has a reputation beyond reputestoktan has a reputation beyond reputestoktan has a reputation beyond reputestoktan has a reputation beyond reputestoktan has a reputation beyond reputestoktan has a reputation beyond reputestoktan has a reputation beyond reputestoktan has a reputation beyond reputestoktan has a reputation beyond reputestoktan has a reputation beyond repute
Standart
Ben Ken Parker ile her nedense geç karşılaşmış birisiyim. Bu yüzden keyifle okuduğum yukarıdaki yazılara bir ekleme yapmak haddime değilmiş gibi geliyor.

Kendimce bir tesbitle katkıda bulunmam gerekirse, bu gecikmiş tanışmayla birlikte öykülerin içerdiği sol didaktisizmin bende, bana artık yeni gelmeyen, çok bilindik ama olağanüstü bir ustalıkla sanata dönüştürülmüş bu lirik ufuklara yeni bir boyutta sürüklenişe yolaçtığıdır.

Ken Parker 'solcu' mudur?.. Sanmıyorum. O sadece sıradan, vicdan sahibi bir adamdır. O yaşam deneyimlerinin klavuzluğu ile vicdanının gösterdiği yönde haklının, doğrunun yanındadır. Zaten önemli olan da budur. Çevremizde bu türden insanlar hep vardır. Biraz dikkatle bakarsak görünür olurlar. Hikâyelerinin yazılmasına ihtiyaç vardır ki tarihe bir not olarak düşülebilsinler.

Eserin diğer ve bence en önemli boyutu, onu hayata geçiren önemli çizerlerdir. Onun, Milazzo'nun kaleminden damlayan şiirle hayat bulduğunu herkes bilir. Ama bence bu süreçte yer alan bir diğer mihenk taşı, Giorgio Trevisan'dır. Tarif edilemez çizgileri ile Parker'a ayrı bir lezzet katar. Onu da hatırlatmadan geçemedim.

profesör and Shoryuken like this.

Konu stoktan tarafından (13-01-2012 Saat 18:45 ) değiştirilmiştir.
stoktan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Alt 13-01-2012, 23:49   #7
 
altay1944 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2009
Mesajlar: 2,657
•Rep Puanı : 107818
•Rep Seviyesi :
altay1944 has a reputation beyond reputealtay1944 has a reputation beyond reputealtay1944 has a reputation beyond reputealtay1944 has a reputation beyond reputealtay1944 has a reputation beyond reputealtay1944 has a reputation beyond reputealtay1944 has a reputation beyond reputealtay1944 has a reputation beyond reputealtay1944 has a reputation beyond reputealtay1944 has a reputation beyond reputealtay1944 has a reputation beyond repute
altay1944 - MSN üzerinden mesaj gönder
Standart
Suat Yalaz'a okuyucu mektupları köşesinde sıklıkla son zamanlarda çizgilerinin çok savruklaştığını karaoğlana yakışmadığını söylerler.Usta Dünyaca ünlü Hugo Pratt'ın içten ve samimi çizgilerine gönderme yaparak çizgilerin daha sıcak ve olayı daha iyi yansıtıcı olduğunu açıklar..(Oysa o maceralar fransada ekip tarafından hazırlanmaktadır gölge çizerler kullanılmatadır...)Ken parkeri ken parker yapan bence milazzodur.Savruk kendine özgü karalama tarzında çizdiği ken kısa zamanda okuyucu gözünde yer edinir,akabinde konular gelir.okuyucu ilk çıktığı yıllarda ken'in siyasi kimliğini sorgulamaz .Doğasında var olan insancıllığı onun için yeterlidir kendi içinde var olan serüvenciliği ile buluşturur.Ve kendini karelerin içinde bulur.

__________________
Yarabbi bildir de
ben beni bileyim. Beni bilen ben ile kendime geleyim. Benim bensizliğim
ile ben seni bileyim. Seni bilmeyen beni ben neyleyeyim...


Hz. Mevlânâ



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Konu altay1944 tarafından (14-01-2012 Saat 00:06 ) değiştirilmiştir.
altay1944 isimli Üye şuanda  online konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Alt 15-01-2012, 16:23   #8
 
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 211
•Rep Puanı : 21835
•Rep Seviyesi :
grreenman has a reputation beyond reputegrreenman has a reputation beyond reputegrreenman has a reputation beyond reputegrreenman has a reputation beyond reputegrreenman has a reputation beyond reputegrreenman has a reputation beyond reputegrreenman has a reputation beyond reputegrreenman has a reputation beyond reputegrreenman has a reputation beyond reputegrreenman has a reputation beyond reputegrreenman has a reputation beyond repute
grreenman - MSN üzerinden mesaj gönder
Standart
Ken Parker'ı gerek Amerikan gerekse de İtalyan orijinli diğer kovboy kahramanlarından ayıran pek çok yönü var.

Benim ilk aklıma gelen yanlarından birisi ise; onun kitaplara ve okumaya düşkün olması.

Sığırtmaçlık, avcılık yaşamı yaşaması nedeniyle okuma yazmayı bile bilmesi mucize gibi görülebilecekken; hem okuma yazmayı öğrenmesi hem de edebiyata ve kitap okumaya meraklı olması Onun önemli bir özelliği olsa gerek.

Sevdiği, okuduğu yazarlara bakıldığında; aklımda kaldığı kadarıyla favori yazarının Edgar Alan Poe olduğunu görürüz. Sanırım Shakespear'de sevdiği yazarlar arasında yer alır.

Ken Parker'in Marx'ın Capital eserini okuduğu kare ise bana göre muhteşemdir. Marx'ın eserini işçi sınıfının anlayabileceği şekilde yazmak isteğinin somut bir tezahürüdür.

Konuyla ilgili aklıma gelenler şimdilik bu kadar; ancak Ken Parker'ın kitaplığının bir listesiyle ilgili bir çalışma yapılması sanırım Onun farklı yanlarına ışık tutacak yanlarından biri olacaktır.
grreenman isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Alt 16-01-2012, 03:52   #9

 
Üyelik tarihi: Mar 2011
Mesajlar: 603
•Rep Puanı : 31996
•Rep Seviyesi :
vakanuvis has a reputation beyond reputevakanuvis has a reputation beyond reputevakanuvis has a reputation beyond reputevakanuvis has a reputation beyond reputevakanuvis has a reputation beyond reputevakanuvis has a reputation beyond reputevakanuvis has a reputation beyond reputevakanuvis has a reputation beyond reputevakanuvis has a reputation beyond reputevakanuvis has a reputation beyond reputevakanuvis has a reputation beyond repute
Standart
Ken Parker'ın "Alaska" oluşunun hikayesi de ilginçtir: Sayın Sayışman bu diziyi yayınlamaya karar verdiğinde bakmış isim faul "Ken Parker". Bir de dönem darbe dönemi öyle "uzun tüfek"le falan başlanacak gibi değil. Hemen üçüncü öyküden başlayıp, olayı Alaska'dan başlatıp dizinin adını da Alaska yapıp kotarmış işi. Bilenler bilir orjinal ilk sayı üçüncü sayı olarak basıldı zamanında bizim memlekette

Bu bilgiyi kaligrafist sayın Şevki Sayışman paylaşmıştı bir sohbette. Babasının ömrü uzun olsun.

Ümit
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
vakanuvis isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Alt 16-01-2012, 04:46   #10

 
grifit - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2011
Mesajlar: 274
•Rep Puanı : 5020
•Rep Seviyesi :
grifit has a reputation beyond reputegrifit has a reputation beyond reputegrifit has a reputation beyond reputegrifit has a reputation beyond reputegrifit has a reputation beyond reputegrifit has a reputation beyond reputegrifit has a reputation beyond reputegrifit has a reputation beyond reputegrifit has a reputation beyond reputegrifit has a reputation beyond reputegrifit has a reputation beyond repute
Standart
Ken parker, kendi hikayesinin figüranıdır.
adı vardır, kendi fazla yoktur.
hep birilerinin dramı ya da sevinci vardır hikayelerinde...
ama kendisi seyircidir.
çoğu kez de dinleyici.
yani kısaca bir zagor-nathan-martin amca-dylan değildir. başrol oynamaz.
grifit isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiket
ayın kahramanı, ken parker

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:35

Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Valid XHTML 1.0 Transitional
Not : Burası binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir.Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır.Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Eğer Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uymayan ve telif hakkı içeren bir paylaşımın forumumuzda yapıldığına rastladıysanız lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz, en geç 48 saat içinde gereken yapılacaktır. Bilgilendirme yapabileceğiniz mail adresi: [email protected] Bu foruma üye olan herkes bu kuralları kabul etmiş sayılır...
Araba oyunları
ÇizgiDiyarı® Her Hakkı Saklıdır.