Tekil Mesaj gösterimi
Alt 02-03-2017, 21:35   #3
Mehmet Serdar Ateş

 
Mehmet Serdar Ateş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2009
Bulunduğu yer: Kütahya
Mesajlar: 506
•Rep Puanı : 100423
•Rep Seviyesi :
Mehmet Serdar Ateş has a reputation beyond reputeMehmet Serdar Ateş has a reputation beyond reputeMehmet Serdar Ateş has a reputation beyond reputeMehmet Serdar Ateş has a reputation beyond reputeMehmet Serdar Ateş has a reputation beyond reputeMehmet Serdar Ateş has a reputation beyond reputeMehmet Serdar Ateş has a reputation beyond reputeMehmet Serdar Ateş has a reputation beyond reputeMehmet Serdar Ateş has a reputation beyond reputeMehmet Serdar Ateş has a reputation beyond reputeMehmet Serdar Ateş has a reputation beyond repute
Standart
FENA MİZAH E-DERGİ SÖYLEŞİSİNDEN; SAADET DEMİR YALÇIN

SORULAR:
1) Kendinizden söz eder misiniz ? (doğum yılı, yeri, eğitim-öğrenim vb. kısa özgeçmiş gibi..


1971 Manisa – Alaşehir doğumluyum. Alaşehir Lisesi mezunuyum. Küçük yaşlarda başlayan resime olan ilgim ve yeteneğim sonrasında yerini karikatür çizmeye bıraktı. Yaklaşık 30 yıldır karikatür çiziyorum. Lise yıllarında resim, kompozisyon ve şiir yarışmalarında ilçe, il ve bölge birinciliklerim ve çeşitli derecelerim bulunmaktadır. Özellikle karikatür, resim ve güzel sanatlar yaşamımın önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. 1996 yılından bugüne grafik tasarımcı olarak çalışıyorum. İlk karikatürlerim 1984 yılından itibaren Çarşaf, Yeni Asır – Gıcık, Limon, Hıbır, Gırgır, Balyoz gibi dergilerde ve çeşitli gazetelerin mizah eklerinde yayınlandı. Uzun yıllardır yerel, ulusal ve dış basın olmak üzere birçok mizah dergisinde ve gazetelerde karikatürlerim, mizah yazılarım yayınlandı. 1997 yılında Karikatürcüler Derneği üyesi oldum. Çeşitli karikatür, öykü, resim ve şiir yarışmalarında derecelerim oldu, karikatürlerim yarışma albümlerinde ve sergilerde yer aldı. Karikatür alanında 2011 Nisan ayında yurt dışı jüri üyeliği yaptım (Syriacartoon). CNC (Cartoon News Center – Azerbaycan) web sitesi Türkiye editörüyüm. 4. Kıbrıs Aysergi Pulya Karikatür Festivali’nde Digital Work Cartoonist ödülünü aldım. Karikatürün yanı sıra resim ve edebiyatla da ilgiliyim. Karma resim sergilerine katıldım. Hikaye, şiir, mizah öyküleri, denemeler, mizah yazıları, politik-taşlama yazıyorum. 1995-97 yılları arasında İzmir’de yayınlanan Demokrat Söylem gazetesinde siyasi karikatür köşesi hazırladım. Haftalık Delidolu ve aylık Şarlo, Maydanoz, Eurocanlar (Almanya), Gülen Karabağlar dergilerinde kadına yönelik karikatür köşelerini, sayfalarını çizdim, radyo programcılığı (mizah ve söyleşi üzerine), reklam metin yazarlığı yaptım. 1996 – 2004 yılları arasında İzmir’de Ege’nin en büyük kooperatif kuruluşu Tariş’in Ayma Matbaa işletmesi grafik servisinde grafiker olarak çalıştım, Tariş’in Sesi, Ege’de Tarım gazetelerini, üretici ve tüketiciye yönelik karikatür destekli broşürler hazırladım. Bunun yanı sıra kooperatifin çeşitli kitaplarının ve sınavlara hazırlık matematik kitap dizgilerini yaptım. Karikatür üzerine özellikle çocuklarla çeşitli dönemlerde atölye çalışmalarımız oldu. Karikatür çalışmalarımda son dönemler özellikle portre çizimlerine de ağırlık verdim ve portreler üzerine bir albüm ve aylık çocuk dergisi hazırlamaktayım. Çeşitli web siteleri için ülkemizden ve yurtdışından çeşitli sanatçılarla söyleşiler hazırladım. Karikatürlerim, Toonpool, Syriacartoon, İrancartoon, Cartooncenter, Toons Mag, BrazilCartoon, Bostoonsmag gibi uluslararası web sitelerinde ve günlük olarak İzmir’de Sanat web sitesinde yayınlanmaktadır.

2) Karikatürle (çizgiyle) ilk tanışmanız ne zamandı? nasıl bir süreç izlediniz?

2-3 yaşlarındayken evdeki duvarlara, gazete kağıtlarına resimler çizdiğimi söylerdi annem, kendimi bildim bileli resim yapmayı çok seviyordum. İlkokulda tüm arkadaşlarım bana resimler çizdirirlerdi, özellikle de o dönemin ünlü çizgi film kahramanlarını (Şeker Kız Candy, Atom Karınca, Taş Devri, Pif, Değerli gibi). Hepsini ezbere ve çok seri çiziyordum. 9 yaşındayken Gırgır dergisiyle tanıştım. Ağabeyim alırdı ve ikimiz bu dergiyi tekrar tekrar, soluksuz okurduk. Sonra Çarşaf dergisi de alıp okumaya başladık. Oradaki karikatürleri gördükçe resimden karikatüre bir geçiş yaşadım, dergideki karikatürlere bakarak çizmeye başladım. Ciddi anlamda karikatür çizmek için çini mürekkebi ve tarama ucunu temin ettiğimde 11 yaşındaydım ve onlar benim en değerli malzemelerim olmuştu. Özellikle Çarşaf Karikatür Okulu, Semih Balcıoğlu ustamız bende büyük etkiler bıraktı. İlk karikatürüm ise 1984 yılında yani ben 13 yaşındayken Yeni Asır Gazetesi Gıcık mizah ekinde yayınlandı.

3) Karikatürün hayatınızdaki yeri tam olarak nedir?

Karikatür hayatımda her şeyden önce geliyor ve benim yaşam biçimim. Çünkü ben mizahla ve karikatürle büyüdüm. Yaklaşık 32 yıldır karikatür dünyasıyla, mizah dergileriyle, yazmakla, çizmekle, gündemi takip etmekle yaşamım paralel gidiyor. Kendimi karikatürle özdeşleştirmiş durumdayım.

4) Bu alanda "ustam" diyebileceğiniz isimler var mı, kimlerdir?

Bu alandaki benim için en önemli isim Çarşaf Karikatür Okulu sayfasındaki yol göstermeleri, mütevaziliği, saygınlığı ve biz genç isimlere istisnasız ve ayrım yapmadan verdiği değer ile Semih Balcıoğlu’dur. Sonrasında bu bayrağı devralan Raşit Yakalı, Gırgır Çiçeği Burnundalar sayfası ile Oğuz Aral, yine bu sayfayı uzun süre yöneten ve gönderdiğimiz çizgilerimizi titizlikle yorumlayıp bu yolda kendimizi geliştirmemize önemli ölçüde katkı sağlayan Galip Tekin, Serhat Gürpınar, Gıcık dergisi sayesinde tanıştığım Eflatun Nuri, Nehar Tüblek, Cafer Zorlu sayabileceğim değerli ustalarımız.

5) Karikatür ile karikatürcü arasında tam anlamıyla bir uyumdan söz edebilir miyiz? Yani bir karikatüre baktığımızda; çizgi sahibinin içtenliğini görmek mümkün müdür?

Belki önceden bunu söylemek daha kolaydı. Çünkü o dönemlerde daha yerel yani daha kendimizden konularla meşguldük belki de ve ülkemizin gündemi ve insanımızın günlük sorunları daha ağır basıyor, mizah dergilerinin de etkisiyle bizleri yakından ilgilendiriyordu. Bu konularla ilgili çizimler üzerinde daha çok emek ve zaman harcıyorduk, teknoloji bu kadar karikatüre de girmemişti. Karikatür çizerken titizlenmeyi, ilk aklına geleni karalamamayı, en iyisini yapana kadar tekrar tekrar çizmeyi ustalarımızdan öğrenmiştik. Bu nedenle pek çok çizerde bu uyumu, emeği, desenlerindeki mükemmelliği, çizgisindeki orijinalliği ve stilini görebiliyorduk. Günümüzde ise internet sayesinde yaygınlaşan karikatür dünyası, dijital çizim teknikleri, karikatürde fabrikasyon üretimler, evrenselleşen çizgilerimiz bu uyumu başka noktalara kaydırdı. Bir çizer bazen üç-dört değişik stilde çizerek çizgisinde farklılıklar yansıtabiliyor. Bir başka ülke ile ilgili gündemi, felaketi çizerken ne kadar içten olup olmadığını bazen çizgilerde hissetmek zorlaşıyor. Özellikle karikatür yarışmalarındaki çizimlerde bu uyumu gördüğümü söyleyemem. Yani çizmiş olmak için çizilmiş karikatürler arasında bu duyguyu ayıklamak oldukça zorlaşmış durumda.

6) Taşralı bir sanatçı olmak nasıl bir duygu? Buna bağlı olarak hanım bir çizer olmaktan kaynaklı sıkıntılarınız var mı?

Taşralı bir sanatçı olmak zor. Taşrada bir kadın karikatürist olmak daha da zor. Aslında yaptığım işi ve boyutlarını çevreme anlatmakta zorlanıyorum. Kendimi bu noktada karikatür çizebildiğim, sanatla iç içe olabildiğim için ayrıcalıklı ve şanslı hissederken çoğunun bundan bihaber olmasına üzülüyorum. Yıllar önce, bu işe ilk başladığımda çoğu imkandan mahrum bir ortamda yaşarken bir de karikatür gibi zor bir alana yönelmek, istediğiniz malzemeyi bulamamak, mizah dergilerini takip etmek daha zordu. Üstelik 10 yaşında bir çocukken bu dünyanın içindeydim. Okul harçlıklarımı gider kağıda, çini mürekkebine, mizah dergilerine ve dergilere karikatür göndermek için posta masraflarına harcardım. Bir karikatürümüzün bir dergide çıkıp çıkmadığını görmek için aylarca beklerdik. Akranlarım bebeklerle evcilik oynarken ben resim defterinin sayfalarını çizimlerle doldurmakla meşguldum hep. Ve elbette büyük şehirlerin nimetlerinden de çok uzaktım. Her şeyi yazışmalarla, adresime gelen bültenlerle, dergi ve gazetelerle takip ediyordum. Şimdiki gibi internet sayesinde her şey bir tık uzağımızda değildi, internet sayfalarımız ve bloglarımız yoktu. Fakat o dönemdeki dostluklarımız daha güçlü ve heyecanımız daha başkaydı. Bir kadın çizer olarak yaptığım işi yadırgayanlar çok oldu çevremde. Hep karikatürü, çizimi, ne yaptığımı, nasıl yaptığımı anlatmam gerekiyordu soranlara çünkü bu konuya çok yabancıydılar. Bir kadının böyle resimle, karikatürle uğraşmasına çoğu bir anlam veremiyordu. Bugün de o ilk günkü duygularımı ve bu durumu sık sık yaşarım, değişen sadece teknoloji ve bazılarına sunulan imkanlar. Bence bir kadın çizerden genellikle kadın sorunlarına değinen çizimler bekleniyor ve bazı mizah dergileri kadın çizerleri bu kalıba sokuyor, o doğrultuda çizimler üretmeye odaklanıyorsunuz.

7) Katıldığınız sergi, etkinlikler, yarışmalardan söz eder misiniz?

Sayısını şu an tam olarak hatırlayamayacağım pek çok etkinlik ve sergide yer aldım. Özetlemem gerekirse; 1993 – 95 yılları arasında Manisa’da bölgesel yayın yapan Radyo Kardelen’de mizah programları, reklam metinleri ve söyleşiler hazırlıyordum. Mizah programım yaklaşık bir saat sürüyordu ve dinleyenlerden çok büyük beğeni alıyordu. Radyo için Suavi, İlyas Salman, Ekrem Ataer, Grup Kızılırmak ve İlkay Akkaya söyleşileri yapmıştım. Bu geleneği bugünlerde çeşitli web siteleri için (En başta Azerbaycan CNC Cartoon News Center Türkiye editörü olarak) sürdürdüm ve bazı karikatürist arkadaşlarla söyleşiler gerçekleştirdim. Katıldığım yarışmaların albümlerinde yer almanın yanı sıra (O günlerde karikatür yarışmalarına katılan eserlerden oluşan bir sergi yapılıp yapılmadığını bilmediğim, yapılıyorsa da haberini alamadığım için) ilk sergim resim alanında oldu. 1993 yılında İzmir’de bir vakfın karma resim sergisine katıldım. Bir dönem ciddi olarak yağlı boya resim çalışmaları yapıyordum. Sonrasında ise katıldığım karikatür yarışmalarının sergi ve albümlerinde karikatürlerim yer aldı. 1995 yılında Sinop Diyojen Karikatür Yarışması’nda Karikatür Dergisi ödülünü aldım. Bir dönem rahmetli karikatürist arkadaşım Mecit Özbek’le ortak çalışmalarımız olmuştu. O, çeşitli sergiler düzenliyor ve benden de karikatürlerimi göndermemi istiyordu. Mecit’le sayısız karikatür sergisine katıldım, yerel gazetelere karikatürlerimi gönderdim. Uzun süre Karadeniz Gazetesi Taka mizah sayfasında karikatürlerim yayınlandı. Yeni Asır gazetesinin düzenlediği karikatür yarışmalarının sergileri ise İzmir’deki ilk ciddi sergi katılımlarım oldu. Orada pek çok usta isimle tanışma imkanım olmuştu, en başta da rahmetli Semih Balcıoğlu ile. Çeşitli portre etkinlikleri, yarışma sergileri derken bugün sayısını hatırlamadığım pek çok etkinlikte davet edildiğimde, yer almaya gayret gösterdim. İzmir Karabağlar mizah günlerine, çeşitli portre etkinliklerine ve söyleşilere katıldım. Romanya’da düzenlenen Emil Cioran, Queen Regina Maria, Mihai Eminescu, Ion Luca Caragiale, Veronica Micle portre sergileri ve kataloğunda yer aldım. İzmirli karikatürist arkadaşlarımızla çeşitli karma karikatür sergileri düzenledik. Belli başlı olarak Darbenin 30. Yılında 12 Eylül, Tekel İşçileri Direniyor, İnsanlık Anıtı Yıkılmasın, Demokrasi İçin Sandığa, Belçika Lidjestanbul 2010 karma, Bartın İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü 14. Kitap Fuarı kişisel karikatür, Düşünce Özgürlüğü, İzmir’de Don Quichotte Göç, Güngör Kabakçıoğlu Portre, Nazım Hikmet Portre, Yuri Kosobukin Portre, Melih Cevdet Anday Portre, Bedri Rahmi Eyüboğlu Portre, Mehmet Köroğlu Portre, Cemal Süreya Portre, İran Cartoon için Hüsnü Mübarek Portre, Muammer Kaddafi Portre, Rumen Dragostinov Portre, Atila Özer Portre, Ruhi Su Portre, İran Cartoon Mag için Issa Gholipour Portre, Slovakya için Jozo Raz Portre, Foça Hayvan Sevgisi karikatür sergilerine katıldım, albüm / kataloglarında ve Polonyalı karikatürist Marcin Migdal’ın hazırladığı ve dünyanın önde gelen çizerlerinin eserlerinden derlediği Steve Jobs Portre kataloğunda, 2010 yılında Kosova’da düzenlenen Comic Book & Cartoon Festival karikatür sergisi ve kataloğunda, Kıbrıs Aysergi Pulya karma karikatür, İran Cartoon web sitesi çeşitli portre ve karikatür galerilerinde yer aldım. 2011 yılında Türkiye’den dört sanatçı olarak (Ercan Akyol, Turgay Karadağ, Ahmet Aykanat ve ben) davet edildiğimiz Kıbrıs 4. Aysergi Pulya Karikatür Festivali ilk ciddi yurtdışı etkinliğim oldu. Orada dünyanın önde gelen karikatüristleriyle yer aldık. 2011 yılında Syria Cartoon, düzenlediği karikatür yarışmasında beni jüri üyesi olarak onurlandırdı. Sinop Diyojen Karikatür Festivali’ne katıldım, ayrıca festival kapsamında düzenlenen yarışmanın jürisindeydim. Sinop’ta güzel bir portre etkinliğimiz ve benim bir de söyleşim olmuştu. Mizah dergilerine de sayfalar hazırladım. Son dönemde Cartoon Mag İran Abbas Naaseri’nin düzenlediği Soft War (Cyber War) karikatür sergisi ve kataloğunda, Sezer Odabaşıoğlu’nun hazırladığı Kadın Karikatüristlerimiz kataloğu ve sergisinde, sizin düzenlediğiniz Dünya Kadın Karikatüristleri sergisi ve kataloğunda yer aldım. Slovakya’da portre karikatür sergisine katıldım. Yine Slovakya’da yayınlanan Kocurkovo dergisinde karikatürist Peter Zavacky benimle yaptığı söyleşiyi, portre ve karikatürlerimi yayınladı. CNC uluslararası karikatür web sitesinde karikatür galerim yer aldı. 8 Mart 2013 tarihinde TRT Belgesel kanalında yayınlanan Buluşma Noktası programına taşradan dünyaya açılmış başarılı kadın karikatür sanatçısı olarak davet edildim ve özellikle kadın sorunları ve kadın çizer olmak üzerine bir söyleşi programı gerçekleştirdik, aynı zamanda karikatürlerimden örnekler yayınlandı.

8) Sizin açınızdan; Türkiye'de tam anlamıyla mizah dergisi diyebileceğimiz bir yayım var mı? Eğer yoksa, popüler kültürün bizi getirdiği yerde buna ne kadar gereksinim duyuluyor?

Gırgır ekolünden yetişmiş isimlerin bugün farklı mizah dergileri ile bu geleneği sürdürdüklerini görüyoruz. Bir tek mizah dergisinde bulduğumuz tadı bugün 4-5 farklı dergide bulmaya çalışmak ve bölünmeler mizah dergilerine olan ilgiyi eskiye göre oldukça azalttı. Elbette ki internet dergiciliği, her türlü yazı ve karikatüre kolayca ulaşabildiğimiz web siteleri bu gereksinimi azalttı. Takip ettiğim kadarıyla günümüzde mizah dergisi olarak popülerliğini sürdüren Uykusuz ve Penguen dergileri var. Ayrıca bir mizah dergisi amatör çizerlere ne kadar önem veriyorsa gördüğü ilgi de o ölçüde artıyor.

9) Uluslararası alanda Türk karikatürünü nereye koyarsınız?

Uluslararası alanda ülkemiz karikatüristlerini genel anlamda yarışmalarda sıklıkla görüyoruz. Türk sanatçıların uluslararası yarışmalarda aldığı önemli derece ve ödüller, jüri üyelikleri yadsınamaz. Bu alanda Türk karikatürü iyi bir yerde diyebilirim. Ve belli bir kesim salt yarışmalar için çiziyor. Çünkü dünya karikatüründe “ben de varım” diyebilmek için ölçüt bu yarışmalardan derece alabilmek, ülke olarak da seçkin yarışmalar düzenleyebilmek olmuş. Türk karikatürünün ülkemizde düzenlenen etkinlikler, sergiler ve yarışmalarla hatırı sayılır bir noktada yer aldığını düşünüyorum. Çünkü ülkemizde düzenlenen prestijli yarışmalara ve sergilere dünyadan büyük ilgi ve katılım olduğunu biliyoruz. Bununla birlikte dünya çapında çok değerli isimlerimizin bir bölümü kişisel olarak başarılı olabilmiş. Yani Türk karikatürüyle anılmasından çok kişisel çabaları, kişisel başarısı ve ismiyle bir noktaya gelebilmiş. Bu noktada geçmiş dönemlerde daha bağlayıcı ve ara bulucu olan ustalarımızın artık olmamasının eksikliğini bugün daha fazla hissediyoruz. Ben bir Türk sanatçı olarak ülkemin ismini duyurmak, bir kadın karikatüristin neler yapabileceğini göstermek, çizgimde en iyisini yapabilmek adına çaba gösterirken, yaptıklarımın en başta kendi içimizden bazı ustalar ve hatta çizgi sürecini tamamlayamamış, bu camiada yeni yeni boy gösteren, benim karikatür geçmişi bilmeyen bazı isimler tarafından zaman zaman eleştirilmesi, hiç yol göstermeden direkt eleştirilere başvurmaları gerçekten çok üzüldüğüm bir konudur. Sanırım bu konudan pek çok arkadaşımız da muzdarip. Türk karikatürünü geliştirmek adına birbirimize destek olmayı, yol göstermeyi, emeğe ve birbirimize gerçek anlamda saygılı olmayı, kutuplaşmamayı, ayrışmamayı ve ayrım yapmamayı başardığımızda çok iyi yerlere geleceğimize inanıyorum.

10) Felsefi bir soru; Zihninizde canlandırdığınız görüntü ile yaşamın gerçekleri arasındaki farkındalığınızdan söz edebilir misiniz?

Hayal ettiklerim, olmasını istediklerim, zihnimde canlandırdıklarım ile gerçek yaşam elbette ki çok farklı. Zihnim her an yeni esprilerle, çizeceğim şeylerle meşgul, her an bir şeyleri çizmeye odaklı yaşıyorum, bazen yaşamı bir karikatür, dünyayı karikatür camiasından ibaret gibi algılıyorum. Çünkü uzun yıllardır bu dünyanın içerisinde bulunmanın doğal bir sonucu diyebilirim. Bu durum yaşama mizah ve karikatür penceresinden bakmama en büyük etken. Aynı zamanda yaşamın gerçekleri çoğunlukla çok acımasız, insanları çok sevip güvenirken aslında yine en büyük darbeyi onlardan almış olmak başka bir tezat oluşturuyor. Bu işi seviyorsanız her şeye rağmen insanları ve dünyayı da sevmekten asla vazgeçmemeniz gerekiyor. Tabii ki bazı deneyim ve darbelerden sonra adımlarınız daha temkinli oluyor o başka… Ben her şeye rağmen doğru bildiklerimizi sonuna kadar savunmaktan, dürüstlüğüne inandığımız insanlara destek olmamız gerektiğinden yanayım. Çünkü insanın bir ideolojisi, bir çizgisi, doğruları ve insan sevgisi olmalı. Bunlara sahip değilsek zihnimizde canlandırdığımız o görüntü gerçek yaşamdan bizleri alıp götürür…

__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Konu Mehmet Serdar Ateş tarafından (02-03-2017 Saat 21:39 ) değiştirilmiştir.
Mehmet Serdar Ateş isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla